Navigation


Tarih: 18 Kasım 2008 Salı



İSLAM NİMET Mİ YOKSA KÜLFET Mİ?
İSLAM NİMET Mİ YOKSA KÜLFET Mİ?
 
Bismillahirrâhmanirrahim

Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla…

Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.Her şeyden haberdar olan,her şeyi bilen,her şeye gücü yeten,bütün eksiklerden münezzeh olan Allah’adır.

Selatı selam ise onun Resulüne,ehlibeytine,ashabına,onun yolunu takip eden mü’min’lere,alimlere,evliyalara,enbiyalara olsun.

“Bugün sizin üzerinizdeki nimetimi tamamladım size din olarak İslam’ı seçtim.”Maide- 3

Bu ayet İslam’ın bizler için bir nimet olduğunu gösteriyor.Başka başka ayetlerde de İslam’ın bize bir nimet olduğunu söylüyor Allah (cc). Mesela “iyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hanif (tevhidi) olan İbrahim’in dinine uyandan daha güzel dinli kimdir? Allah İbrahim’i dost edinmiştir.”(Nisa-125)buyuruyor Allah(cc). Buna benzer ayetler, Kuran-ı Kerim’de çokça geçiyor.Bizlere nimet olarak verilmiş bir İslam yaşandığı takdirde, insan hayatının düzeleceği, güzelleşeceği ve insanın hayat bulacağı bir dindir İslam. Adı üzerinde İslam;barış,selamet ve güvenlik demektir.Hani büyüklerimizin bir sözü vardır ;Kuran’da şifa vardır ,diye.çok doğru.Kuran’da şifa vardır.Ama bu şifa, halkın anladığı şekilde bir şifa değildir.Falan ayeti;suya oku iç iyileşirsin,falan ayeti pirince oku kazanırsın vs. gibi şifalar değildir.

Buradaki şifadan kasıt, Kuran hükümlerinin yaşanmasıyla toplumun bulacağı huzurla gelen şifadır.İnsanlar hayatlarını değiştirecek tevhid-i (tek tanrılı) sistemi benimserlerse ancak huzur bulurlar .Bir olan Allah’a yönelip,O’na boyun eğen insan özgürlüğünü kazanır ve bu yolda ilerlemeye başlarsa ki; ilerlemek Kuran’a yönelmekle gerçekleşir.İşte o zaman şifa bulur.

“Kim İslam’dan başka din ararsa asla ondan kabul edilmez.O,Ahiret’te de kayba uğrayanlardandır.”(Ali İmran-85)

Kim İslam’dan başka din ararsa asla ondan kabul edilmez.Neden kabul edilmez acaba? Şüphesiz ki insanı yaratan Allah onun için en uygun olanı en iyi bilendir ve yarattığı insanın tabiatına ters düşecek şeyleri de istememektedir. Bu yüzden bizden İslam’dan başka hayat tarzına talip olmamamızı istemektedir.

İslam’dan başka din isteyen insanların Ahiret’te ziyanda olacaklarını buyuruyor. Bu demektir ki; İslam dinin dışındaki insanlar, İslam çizgisinden çıkınca zulme, fesada ve küfürle dolu bir hayata karışıp Allah’ın rızasından çıkmış olurlar. Allah’ın rızasından çıkan insan başka şeylerin rızasına koşar ki, bu da şirk olur ve şirk koşan insanlar asla cennete giremezler. Bundan dolayı da ayet bize bu insanların kayba uğrayanlardan olduğunu Ahiret’te de nasiplerinin olmadığını söylüyor.

İslam’dan başka dinin kabul edilmeyişi elbetteki insanların yararınadır. Çünkü Allah (c.c) ‘ın hükümlerini incelediğimizde göreceğiz ki bütün ayetler, toplumu, aileyi sosyal hayatı korumak içindir. Huzur ve barışı sağlamak içindir. Bu da Müslümanlar için büyük ve bedeli asla ödenmeyecek bir nimettir. Allah (c.c) insanı yaratmış türlü güzelliklerle donatmış ona yaşayacağı ortamda ihtiyacı olan her şeyi vermiş ve onun için bir yaşam tarzı belirlemiş o da İslam’dır.

“ Hiç şüphesiz din Allah katında İslam’dır.” (Ali-İmran 19) “Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe ( islm-islama) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o size apaçık bir düşmandır.” (Bakara 208)

Topluca İslam’a girmemizi emrediyor yüce Allah, güvenliğe girin diyor. Bu demek oluyor ki, İslam’ın yaşandığı yerde güven var barış ve selamet var. Bu gün evlerimizde huzurlu oturmayışımız güvensizlikten değil midir? Çocuklarımızı bakkala fırına gönderirken neden tedirginiz? Neden eşyalarımızı, para ve mücevherlerimizi kasalarda saklıyoruz? Evlerimize neden çift kilitli çelik kapılar yaptırıyoruz? Bütün bunların sebebi güvensizlik değil mi? Topluma güvenmediğimiz için sürekli tedirginiz. Huzursuz ve tedirgin olmamızın nedeni şeytanın adımlarına uymamız değil mi? İki dakika sizi düşünmek için yalnız bırakıyorum. Ellerinizi vicdanınıza koyup, ön yargısız düşünün? Kimin adımlarına uyuyorsunuz?. Evet şeytanın adımlarına uyan insan zulmetmekten korkmaz. Adam öldürür, hırsızlık yapar, başkasının namusuna el uzatır, faiz yer, içki içer (v.s). yine büyük bir nimettir ki, Allah (c.c) bizlere şeytanın apaçık bir düşman olduğunu bildiriyor. Onun karakterini de bildiriyor bizlere ve bizim nasıl korunmamız gerektiğini de haber veriyor Kur’an-ı Kerim’de. İslam’ın nimet olduğunu anlatmak için örnekleri de ayetleri de çoğaltabiliriz. Ama sanırım bu kadarı nimetin büyüklüğünü anlamamız için yeterlidir.

Peki bizler gerçekten İslam dinini bir nimet olarak görüyor muyuz? Ben şahsım olarak toplumumuzda şunu gözlemledim ki, bu toplumumuzun içindeki insanlar Müslümandır ama; İslam bir yük gibi görünüyor, nasıl mı? Kadın örtünmüş ama örtüsü ona ağır geliyor, öflüyor püflüyor örtüsüne. Namaz kılıyor, “bir kılsam da bu yük üstümden kalksa” diyor. Haramdan kaçması lazım, ama “haram da yemesek kazanamıyoruz ki” diyor. Yalan söyleyenin ömür boyu şahitliği kabul edilmez diyoruz, o “yalansız hayat olur mu?” diyor, “mecbur kalıyoruz söylemeye” diyor. Esnaf yalan katıyor sattığı mala, hem de şeytanın yaptığı gibi Allah’ın adına yemin ederek, “vallahi bu fiyata bana gelmiş” gibi sözlerle. Oysaki Allah’tan gelen emirleri itina ile hayatımıza severek geçirmemiz gerekirdi. Ramazan ayı gelmeden insanların içine bir korku düşer, nasıl geçer bu ay diye. Zekat vermemek için hileye başvurur insanlar. Oysaki zekat malı arttırır. Allah “infak edin” der, onlar ellerindekinin en kötüsünü verirler Allah’a. Sanki Allah’ın ihtiyacı varmış gibi. Oysaki Allah, Kabil’in adağını kabul etmemişti neden? Çünkü Kendisini yoktan var eden Rabbine, ürününün en kötüsünü layık görmüştü. Allah, cahil Müslüman’ı sevmez, bunu biliyoruz. Ama Allah bizi sevsin diye ilme yönelmiyoruz. O kadar zor geliyor ki okumak araştırmak Rabbimizi tanımak. Misafir Allah’ın bir rahmetidir, evi bereketlendirir ama insanlar, misafir ağırlamaktan kaçınıyorlar. Sebebi “eşyam kırılıp dökülür, evim kirlenir, yoruluyorum” falan. Oysaki eşya, Allah’a götüren bir araçtır. Ama biz eşyayı amaç edinmişiz. Sohbet için zaman ayıramayan insan, oryantalstarda ki birinciyi öğrenmek için gece yarılarına kadar televizyonun karşısında oturabiliyor. Zamanını Allah’a vermek ağır geliyor, oysaki zamanın da hesabı sorulacak. “insanlar kendilerine verilen bütün nimetten sorulucaklardır.” “...ki kendilerine nimet olarak verdiklerimize nankörlük etsinler diye... Öyleyse yararlanın artık yakında bileceksiniz!” (Rum- 34) Evet, istediğiniz kadar yararlanın, istediğiniz kadar inkar edin, istediğiniz kadar nankörlük edin Allah’ın nimetlerine, “yakında göreceksiniz” Neyi? Allah’ın azabını. “ İnsana nimet verdiğimiz zaman yüz çevirir ve yan çizer.” (Fussilet 51) Evet, ayet çok açık ve net. Nimet inkar ediliyor ve yüz çevriliyor. Gerçekten de yüz çevirmemiş miyiz Allah’ın ayetlerinden? Ve bize nimet olarak verdiği İslam’ı biz, bir külfet olarak görmüyor muyuz? Allah’ın emirlerini yaşamak bize ağır gelmiyor mu? Geliyor. Hem de o kadar ağır geliyor ki, nerdeyse “keşke İslam diye bir şey olmasaydı!” diyecek kadar! Ama şunu unutuyoruz ki, bir hükmü kabul etmemek bütün hükümleri kabul etmemek gibidir, inkardır! “ yoksa siz kitabın bir bölümüne inanıp bir bölümünü inkar mı ediyorsunuz?”Bakara- 85. Kabul edip yaşamamak da bir inkardır. Kabul ettiğin şeyi hayatınla ispatlamalısın. Yaşantınla göstermelisin. Çünkü “ Allah katında canlıların en kötüsü şüphesiz inkar edenlerdir.(Enfal 55)

Mustafa İSLMAOĞLU diyor ki;

“ İslam, insanın ebedi mutluluğunu sağlayacak en son vahyin adıdır.”

 
Emine Güneş
Bu yazı 335 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: