Her toplumun kültürü, her kültürün de kendine has kodları vardır. Kültür kodları, yaşanan toplumu tanıtıcı, anlamlandırıcı işlevler gördüğü gibi, o toplumda yaşayan insanların eğilimlerini, davranışlarını, zaaflarını veya güçlü oldukları noktaları, toplumun dayandığı temel esasları ve dini algılayış biçimlerini de belirler. Müslümanca yaşayan bir toplumda en belirleyici kod: Besmeledir. Okumaya veya herhangi bir işe başlarken Allahın adıyla başlamak, Allah tarafından Hz. Peygambere vahyedilmiş bir edeb ve saygı kuralıdır. Bu kural ilk inen ayet olan Rabbinin adıyla oku! Alak- 1 ayetinde ifade edilmiştir ki, buna göre Allah, her varlığın var oluşunu kendisine borçlu olduğu, her başlananın, başlangıcının kendisinden kaynaklandığı tek zattır. O halde her başlangıç, her hareket ve yöneliş Onun adıyla olmalıdır. Her işe Allahın adıyla başlamak ve bu başlamanın yansıttığı Tevhid ile edeb kuralı nasıl İslam düşünce sisteminin ve Müslüman toplumun ilk temel ilkesini oluşturuyorsa, Allah ile kulları arasındaki ilişkinin de özünü de belirler. Buna göre besmele ile başlamak, her işimize Allahı şahit tutmak olduğundan, Allahtan başkasını hayatımızın hiçbir yönüne müdahil etmemek demektir. Müslüman için besmele ile başlayarak sadece Allahı her işine müdahil edip, Onsuz hiçbir işe girişmemektir. Çünkü Onun adıyla başlanmayan iş, oluş ve davranışların hiçbir hayrı yoktur. Bu bilinçle Allaha yönelmektir besmele
İnsanın huzura ermesi, iç güvene, yüceliğe, onura, arınmışlığa kavuşabilmesinin evrenin ve hayatın doğal kanunlarıyla uyum içinde yaşamasının tek yolu Allah dönüştür. Bu da ancak Onun adıyla başlanarak atılacak adımlarla mümkündür. Bazı insanların ( hatta Müslüman olduklarını iddia ettiklerini görürsünüz) maşallah ile inşallah ile olacak iş değil dediklerini sık duyarsınız. Bu tüp insanların Âlemlerin Rabbi olan Allah ile barışık olduklarını söyleyebilir misiniz? Varlıklarını, elde ettikleri nimetlerin tümünün Allahtan geldiği göz ardı ederek, hayatlarından Allahı soyutladıklarını görürsünüz. Bunlar fıtrata sırtını dönmüş, Sünnetullahın öngördüğü yaşamın tersi bir istikamette hayatlarını geçirirler bir nevi hayatlarını heba ederler. Hâlbuki insan davranışları ve insan bilinciyle, her şeyi içine alan Sünnetullah çerçevesi açısından sıkı bir ilişki vardır. İnsan ve insanlık düşmanlarından başka hiç kimse, bu fıtri ilişkini bozulmasını telkin etmez, insanlığın fıtrat ahengini bozmaz. Zaten insanlık düşmanlarının gayesi de, insanları doğru yola yanaştırmamak, ondan uzaklaşmalarını sağlamak ve Allahın yarattığı fıtrata dönüşü engellemektir. Bu noktada Müslümana düşen ise bu tiplerden uzak durmak ve Rabblerine giden yolu kapatmalarına izin vermemek, her alanda Allah adına, Allahın adı ile mücadeleyi sürdürmektir. Kısaca Allah bu işe ne der? diyerek her işlerine Allahı müdahil etmelidirler. Allaha inanmak, Ona doğru bir biçimde ibadet etmek, Onun hükümlerini yeryüzünde egemen kılmak, bilinçli olarak besmelenin farkında olmak ve amele dökmektir. Besmele ile başlandı mı, insanoğlunun bilim alanındaki buluşları bile, Allaha yönelik bir ibadet, Onun büyük nimetlerine karşılık somut bir şükürdür. Gerçekten de besmele, hem fıtrata dönüş, hem şükür, hem de ibadettir. Müslümanın dini olan İslam, fıtrata ayak uydurarak sakin ve ağır adımlarla ilerler. Gün gelir geri kalan fıtratı ilerletir(hidayet), gün gelir insanın temposu yavaşlar( gaflet), bazen eğrildiği olur, o zaman insanı doğrultur! Fakat asla insanı kırıp parçalamaz! Sonunda ise her zaman yüce Allahın olmasını dilediği şeyler olur. Hayatın akışı asıl mecrasına girer, huzur ve mutluluk müslümanın lehine olarak, hem dünya hayatında hem de ahirette ele geçmiş olur. Kim Allahın emrini çiğnemekten sakınırsa, Allah ona mutlaka bir çıkış yolu gösterir. Ona beklemediği yerden rızık gönderir. Kim Allaha dayanırsa ve güvenirse Allah ona yeter! O istediğini kesinlikle gerçekleştirir. Talak- 23 Fıtratına sırt dönmüş(küfre düşmüş) besmelesiz insanlar ise bir ayette şöyle uyarılıyorlar. Allahın alçalttığı kimseye hiç kimse onur kazandıramaz! Hacc18 Konumuzun bir başka yönü de şudur: İslama ait kültür kodlarının ortak noktası, başka kültürlere muhalefet etmektir. Yemek yeme kültürü, misafir ağırlama, komşuluk ve akrabalık ilişkileri, sosyal ilişkilerdeki adab-ı muaşeret muhalefet etme yönünden bariz davranışlar ortaya koyar. Resulullahın saçını uzatıp kısaltması ya da tırnak kesme adabını göstermede de muhalefet etme esastır. İşte bu muhalefet etme gücü ile İslam kültürü, diğer beşeri kültür ve medeniyetlere meydan okuyabilmektedir. Ve tamamen kendine has kültürü, topluma zorlanmadan yaşatabilmektedir. Modern kültürün Allahı toplumdan ve insanın tüm davranışlarından soyutlayarak toplumlara empoze ettiği davranış ve kültür kodlarını reddetmenin en kestirme yolu besmeleliolmaktır! Biz besmeleli bir medeniyetin varisleriyiz. Dolayısıyla ağzımızdan neyin çıktığına dikkat etmeliyiz. Değil mi ki, Allah yokmuş gibi konuşmak günahtır!
|