Navigation


Tarih: 18 Kasım 2008 Salı



İSLAM TOPLUMUNUN ANA ÖZELLİĞİ: BESMELE
İSLAM TOPLUMUNUN ANA ÖZELLİĞİ: BESMELE
 

Her toplumun kültürü, her kültürün de kendine has kodları vardır. Kültür
kodları, yaşanan toplumu tanıtıcı, anlamlandırıcı işlevler gördüğü gibi, o
toplumda yaşayan insanların eğilimlerini, davranışlarını, zaaflarını veya
güçlü oldukları noktaları, toplumun dayandığı temel esasları ve dini
algılayış biçimlerini de belirler.
Müslüman’ca yaşayan bir toplumda en belirleyici kod: Besmeledir. Okumaya
veya herhangi bir işe başlarken Allah’ın adıyla başlamak, Allah tarafından
Hz. Peygamber’e vahyedilmiş bir edeb ve saygı kuralıdır. Bu kural ilk inen
ayet olan Rabbinin adıyla oku! Alak- 1 ayetinde ifade edilmiştir ki, buna
göre Allah, her varlığın var oluşunu kendisine borçlu olduğu, her
başlananın, başlangıcının kendisinden kaynaklandığı tek zattır.
O halde her başlangıç, her hareket ve yöneliş O’nun adıyla olmalıdır. Her
işe Allah’ın adıyla başlamak ve bu başlamanın yansıttığı Tevhid ile edeb
kuralı nasıl İslam düşünce sisteminin ve Müslüman toplumun ilk temel
ilkesini oluşturuyorsa, Allah ile kulları arasındaki ilişkinin de özünü de
belirler. Buna göre besmele ile başlamak, her işimize Allah’ı şahit tutmak
olduğundan, Allah’tan başkasını hayatımızın hiçbir yönüne müdahil etmemek
demektir. Müslüman için besmele ile başlayarak sadece Allah’ı her işine
müdahil edip, Onsuz hiçbir işe girişmemektir. Çünkü O’nun adıyla başlanmayan
iş, oluş ve davranışların hiçbir hayrı yoktur. Bu bilinçle Allah’a
yönelmektir besmele…
İnsanın huzura ermesi, iç güvene, yüceliğe, onura, arınmışlığa
kavuşabilmesinin evrenin ve hayatın doğal kanunlarıyla uyum içinde
yaşamasının tek yolu Allah’ dönüştür. Bu da ancak O’nun adıyla başlanarak
atılacak adımlarla mümkündür.
Bazı insanların ( hatta Müslüman olduklarını iddia ettiklerini görürsünüz)
maşallah ile inşallah ile olacak iş değil dediklerini sık duyarsınız. Bu
tüp insanların Âlemlerin Rabbi olan Allah ile barışık olduklarını
söyleyebilir misiniz? Varlıklarını, elde ettikleri nimetlerin tümünün
Allah’tan geldiği göz ardı ederek, hayatlarından Allah’ı soyutladıklarını
görürsünüz. Bunlar fıtrata sırtını dönmüş, Sünnetullah’ın öngördüğü yaşamın
tersi bir istikamette hayatlarını geçirirler bir nevi hayatlarını heba
ederler. Hâlbuki insan davranışları ve insan bilinciyle, her şeyi içine alan
Sünnetullah çerçevesi açısından sıkı bir ilişki vardır. İnsan ve insanlık
düşmanlarından başka hiç kimse, bu fıtri ilişkini bozulmasını telkin etmez,
insanlığın fıtrat ahengini bozmaz. Zaten insanlık düşmanlarının gayesi de,
insanları doğru yola yanaştırmamak, ondan uzaklaşmalarını sağlamak ve
Allah’ın yarattığı fıtrata dönüşü engellemektir. Bu noktada Müslüman’a düşen
ise bu tiplerden uzak durmak ve Rabb’lerine giden yolu kapatmalarına izin
vermemek, her alanda Allah adına, Allah’ın adı ile mücadeleyi sürdürmektir.
Kısaca Allah bu işe ne der? diyerek her işlerine Allah’ı müdahil
etmelidirler.
Allah’a inanmak, O’na doğru bir biçimde ibadet etmek, O’nun hükümlerini
yeryüzünde egemen kılmak, bilinçli olarak besmelenin farkında olmak ve amele
dökmektir. Besmele ile başlandı mı, insanoğlunun bilim alanındaki buluşları
bile, Allah’a yönelik bir ibadet, O’nun büyük nimetlerine karşılık somut bir
şükürdür.
Gerçekten de besmele, hem fıtrata dönüş, hem şükür, hem de ibadettir.
Müslümanın dini olan İslam, fıtrata ayak uydurarak sakin ve ağır adımlarla
ilerler. Gün gelir geri kalan fıtratı ilerletir(hidayet), gün gelir insanın
temposu yavaşlar( gaflet), bazen eğrildiği olur, o zaman insanı doğrultur!
Fakat asla insanı kırıp parçalamaz! Sonunda ise her zaman yüce Allah’ın
olmasını dilediği şeyler olur. Hayatın akışı asıl mecrasına girer, huzur ve
mutluluk müslümanın lehine olarak, hem dünya hayatında hem de ahirette ele
geçmiş olur.
Kim Allah’ın emrini çiğnemekten sakınırsa, Allah ona mutlaka bir çıkış
yolu gösterir. Ona beklemediği yerden rızık gönderir. Kim Allah’a dayanırsa
ve güvenirse Allah ona yeter! O istediğini kesinlikle gerçekleştirir.
Talak- 2–3 Fıtratına sırt dönmüş(küfre düşmüş) besmelesiz insanlar ise bir
ayette şöyle uyarılıyorlar. Allah’ın alçalttığı kimseye hiç kimse onur
kazandıramaz! Hacc–18
Konumuzun bir başka yönü de şudur: İslam’a ait kültür kodlarının ortak
noktası, başka kültürlere muhalefet etmektir. Yemek yeme kültürü, misafir
ağırlama, komşuluk ve akrabalık ilişkileri, sosyal ilişkilerdeki adab-ı
muaşeret muhalefet etme yönünden bariz davranışlar ortaya koyar.
Resulullah’ın saçını uzatıp kısaltması ya da tırnak kesme adabını göstermede
de muhalefet etme esastır. İşte bu muhalefet etme gücü ile İslam kültürü,
diğer beşeri kültür ve medeniyetlere meydan okuyabilmektedir. Ve tamamen
kendine has kültürü, topluma zorlanmadan yaşatabilmektedir.
Modern kültürün Allah’ı toplumdan ve insanın tüm davranışlarından
soyutlayarak toplumlara empoze ettiği davranış ve kültür kodlarını
reddetmenin en kestirme yolu besmeleliolmaktır! Biz besmeleli bir
medeniyetin varisleriyiz. Dolayısıyla ağzımızdan neyin çıktığına dikkat
etmeliyiz. Değil mi ki, Allah yokmuş gibi konuşmak günahtır!




 

 
Şeyda Hekimoğlu
Bu yazı 129 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: