Navigation


Tarih: 06 Ekim 2008 Pazartesi



KARANLIK
KARANLIK
 
Gecenin bir vaktinde, çocukların ağlama sesleriyle uyandım uykudan.Uyandım, ama etraf zifiri karanlık, göz gözü görmüyordu.Bir telaş sardı içimi.Uyku sersemliğinin etkisi ve odadan gelen ağlama sesleri beni daha da telaşlandırmıştı.Karanlıklar içerisinde tek düşüncem bir an önce çocuklara ulaşmak, onlara sarılıp, onları sakinleştirmekti.Odaların kapılarını bulmak ne de zor oldu karanlıkta.Ve gelmiştim yanlarına oraya buraya çarparak da olsa:

-Ağlamayın, geldim işte yanınızdayım.

-Anne, anne çok korktuk.

Sımsıkı bir sarılış.Allah’ım ne çok korkmuşlar.Elektrikler kesilince önce büyük kızım, ardından su içmek için kalkan küçük oğlum, karanlıkta kapıyı bulamayınca çaresiz birbirlerine sarılıp var güçleriyle ağlamaya başlamışlar.Onlara sarıldığımda ikisi de soğuktan buz gibi olmuşlar ve tir tir titriyorlardı.Bütün gün hep kendimi suçladım.Çocuklar öyle korkmuşlar ki, gece yaşanılanlarla ilgili soru sormamı bile istemiyorlardı.Neden böyle korktuklarını onların şu sözlerinden anlıyorum.Oğlum:

-Uyandığımda kendimi dışarıda ,sokakta zannettim, diyordu.Kızım ise;

-Anne, ben, biz uykudayken deprem olmuş da, evlerin altında karanlıkta kalmışız zannettim, diyordu.

Düşünün o an ki psikolojilerini.Bütün gün kendimi hep suçladım, suçum olmadığı halde.Sonra aklıma ahiret, sorgu, sual ve dirildiğimizde, “burası da neresi” der gibi nereye kaçtığını bilememe ve çaresizlikler geldi.

Dünyadayken çocuklarımıza sahip çıkıp, tehlikelerden koruyabiliyoruz.Hem de canımız pahasına.Böyle basit bir elektrik kesilme olayından kaynaklanan bir olay, bizi nasıl etkiliyor.Ama bu duygular sadece dünyada geçerli.Tüm fedakarlıklar dünya hayatının dışına çıkmıyor.Bu düşünceler içerisinde ahiretteki kaçışımız beni ürküttü .Ürküttü, çünkü öyle bir

kaçış ki;

“Kulakları sağırlaştıracak gürültü kopup geldiği zaman.O gün kişi, kardeşinden, ana-babasından, karısından ve oğullarından kaçar.O gün, herkesin kendine yeter derdi vardır.” (80/33-38)

O gün kimse kimseyi görmez.Çocukların ağlasa da görmezsin.Ahirette, dünyadaki gibi başka odalardan gelen ağlamaları, uykuda bile fark edecek kadar hassas olamazsın.

Gecenin bir vakti elektrik kesintisinden kaynaklanan olayda, yaşadıklarımızda bir hikmet var diye düşünürken, şu sonuca vardım:Biz bu dünyadayken çocuklarımızı her türlü kötülüğe karşı koruyabiliyoruz.Ama asıl olan, onları en büyük tehlike olan cehennem azabından kurtarabilmek değil mi?Bir düşünün yavrunuz cehennem ateşinde yanarken, ellerinizi size doğru uzatıyor ve sizden yardım bekliyor.Ama siz yardım edemiyorsunuz,hatta siz de belki aynı durumdasınız.Sizin derdiniz size yeter.O halde dünyada iken tedbirlerimizi alıp, çocuklarımızı şimdiden cehennem ateşine karşılık korumaya alalım.Başka bir seçeneğimiz yok.Yardımlar buradaki gibi hiç de kolay olmayacak. Yoksa onlar yardım ellerini uzatırken biz sadece çaresizlik içinde izleyeceğiz…

 
Nurcan Haydaranlı
Bu yazı 187 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: