Navigation


Tarih: 21 Ağustos 2008 Perşembe



KARANLIK YOLLARIN MEŞALESİ
KARANLIK YOLLARIN MEŞALESİ
 
Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. Bizleri sevgisinden dolayı yaratan bizleri başıboş bırakmayan sırat ‘ı müstakimin yolunu gösteren Rabbimize hamd olsun. Salât selam da peygamberimiz H.Z Muhammed (s.a.v.) Ailesine ashabına ve tüm inananların üzerine olsun. Maide (3).ayeti kerimede Rabbimiz bizlere şöyle buyuruyor “İşte bugün dininizi kemale erdirdim üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak Müslümanlığa razı oldum.” Ayeti kerimeden anlaşıldığı gibi din kemale erdi (tamamlandı olgunluğa erişti.) İslam hem inanmayı, hem de inandığı ilkeleri yaşamayı kapsar. İman kalpte kökleşirse kişi imanının gereğini yapmaya çalışır. Bugün ben Müslümanım dediği halde imanının gereğini yerine getirmeyen kişi için iman kalpte kökleşmemiştir. Bizim belirlediğimiz bir din mi, yoksa Allah‘ın belirlediği bir din mi? Hayatın akışı kime göre? Sevinçler, mutluluklar, hüzünler, kederlenmeler hakka göre mi?  Âlemlerin Rabbi olan Allah ile diyalog nasıl? Hiç düşünmeden yaşanan bir hayat yaşam tarzını şöyle bir gözden geçirdiğimiz zaman hayatın belli bölümleri Allah’a göre diğeri ise insanların arzu ve istekleri, kutsanmış olan dokunulmaz kılınmış varsa yoksa ata dini olan (örf ve gelenekler)’e göre.
Bütün bu karmaşanın içinde Maide süresi 3. ayeti Kerime yine bize hatırlatma yapıyor: “İşte bugün dininizi kemale erdirdim üzerinizde ki nimetimi tamamladım ve size din olarak Müslümanlığa razı oldum.” Şüphesiz Allah-u Teala bizleri saf tertemiz İslam fıtratı üzerinde olarak dünyaya gönderdi. Bu saflığı ve temizliği koruyabilmek için, korunmanın yolunu da gösterdi. İnsanoğlunun hayatının anlam kazanması insanın dünyada ki en şerefli mahlûkat olduğunu ispatlamak için Âlemlerin Rabbi olan Allah(c.c) din olarak bizlere İslam’ı seçti. Yerlerin, göklerin ve her ikisinin arasındakilerin Rabbi olan Allah kulunu başıboş bırakmadı. Öyle ya değerli şeyler hiç başıboş verilir mi? Rahman, kullarına seçmiş olduğu dinle ne kadar değer ve önem verdiğini belirtiyor. İslam dini; inanmayı, bir yaratıcıya itaat ve ibadet etmeyi, ahlaki davranışları, fazilet ve iyilikleri, toplumsal düzeni, doğru yolda olmayı ifade eder.
Din, Allah’ın hâkimiyetine teslimiyet ve ondan gelen hükümleri kabullenmektir. Allah’ın seçmiş olduğu dini kabul etmek, Allah’ın yasalarına göre yaşamak insanı mutluluğa ve yüceliklere yüceltmenin yoludur. İnsanoğlunun havaya, suya, ekmeğe ihtiyacı olduğu gibi, dünya hayatını düzene koyan İlahi bir sisteme ihtiyacı vardır. “Allah katında geçerli din yalnızca İslam’dır” (Ali İmran 19)
Kullarını sevgisinden dolayı yaratan ve binlerce nimetle nimetlendiren Allah’a olan borcumuzu Hak din olan İslam’ı yaşayarak ödeyebiliriz. Hayatımızın her alanına müdahale eden, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, zengin övgüye laik olan Allah(c.c)’ya itaat etmenin ve boyun eğmenin tek adresidir İslam.
İslam dini, yeri geldiğinde menfaat ve çıkarlar için kabul edilip, yeri geldiğinde elin tersiyle hayatın dışına atılan bir din değildir. Evlilikte, eğitimde, ticarette, çocuk eğitiminde, duygu ve düşüncelerde en büyük rolü oynayan dinin adıdır İslam. İnsan fıtratını en güzel bir şekilde koruyan, hayatın merkezinde gündemi oluşturan, hedefi belirleyen İslam’ı bir yük olarak görmemek gerekir. Taşırsın yorulduğun zaman indirirsin gibi.
Kafirun süresinin son ayetlerinde Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Sizin dininiz size benim dinim bana.” (Kafirun süresi 6) ayetten de anlaşıldığı gibi, din bizim dinimiz insan kendisinin olduğu değerlere sahip çıkar, uğrunda yapamayacağı hiçbir şey yoktur. Nefsinden, çocuğundan, malından, makamından daha fazla değer vermesi, uğrunda gözünü kırpmadan fedakârlık yapabileceği en yüce bir makamdır. Körü körüne yaşanan bir din mutaassıplığa, tanıyarak, bilerek, severek yaşanan bir din muttakiliğe götürür. Muttakiler ise insan için hatalara, şeytana, aldatıcı her şeye karşı en güzel elbisenin takva elbisesi olduğunun bilincindedirler.
Hayatın bir bölümünü Allah’a bir bölümünü paraya, makama, mevkiye, nefsin arzu ve isteklerine yaşamak dini bölüp parçalamak değil midir? Allah (c.c.) kullarına kaldıramayacağı yükü yüklemez. “Allah kimseye gücünün ötesinde bir teklifte bulunmaz” Bakara- 286. İslam yaşanılmayacak bir din olsaydı Rabbimiz bizlere teklifte bulunmazdı. Demek ki İslam yaşanacak, yaşandıkça izzet ve şeref kazandıracak bir dindir. 
Çağlar ötesi insanlığın atası H.z Âdem  (a.s.) ile başlayan kıyamete kadar sürüp giden, eskimeyen, pörsümeyen, insanların karanlık yollarına bir meşale olan İslam, hayatın her alanında yaşanarak insanlığa daha da çok ışık saçacaktır. Bu da İslam dininin hak bir din olmasının en belirgin özelliğidir. İslam’dan önce cahiliye dönemine şöyle bir baktığımız zaman bir de İslam’dan sonra ki hayat tarzına baktığımız zaman arada ak ile kara kadar büyük bir fark görebiliyoruz, bu farkın tek ne nedenin İslam olduğunu biliyoruz. Bugün İslamı kabul edip yaşayanlar ile İslam’ı kabul edip de yaşamayanlar arasında aynı farkı görmekteyiz. İslam insanları her yönden olgunlaştıran kemale erdiren bir dindir. İnsanoğlunun fıtratında bulunan merhamet, sabır, ilim, şefkat vs. olgular İslam anlayışı ile olgunlaşır. Nefislerimizi sorguladığımız zaman İslamiyet hayatımızın her alanında mı yoksa belli bölümlerine mi hapsedilmiş? Dünya ve Ahiret işi diye ayrılıp adlandırılan şeyler için Kuran’ı Kerim cevap veriyor.
“De ki benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.(Enam 162 ) Ayet gayet açık ve net, namaz ibadet ayrı, hayat ayrı, ölüm daha daha ayrı bir şey diye sınıflandırmıyor ayeti kerime.Hayatın tamamı Allah için… Hayatının tamamı Allah için olan birisinin ölümü de Allah için olur.”Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz, nasıl dirilirseniz öyle haşr olursunuz.” buyuruyor Allah’ın Resulü.
Hayatı Allah’ın istediği gibi şekillendirmek hiç de zor değildir yeter ki insan istesin, isterse yapamayacağı şey yoktur. Yeter ki istesin! Kalben istesin, Allah tıkanmış yolunu açacaktır, kalbini harekete geçirecektir. Yeter ki istesin! Allah kudret elini uzatacaktır. Yeter ki istesin yardım edecektir, gönül gözünü (basiretini) açacaktır.
İsteksizliktir ancak kişinin aklına ve zihnine pranga vuran, kalbini karartıp kapatan, basiretini körelten isteksizliktir, Allah’a giden yolları tıkayan… Bilerek, tanıyarak, severek, isteyerek İslam’ı yaşama temennisiyle Allah’a emanet olun…
 
Serpil İpekçi
Bu yazı 28 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: