Navigation


Tarih: 21 Ağustos 2008 Perşembe



KARANLIKTA GÖRÜNENLER
KARANLIKTA GÖRÜNENLER
 

Bismillah,
Kendimize soruyor muyuz, acaba neden karanlıktan ve yalnızlıktan korkuyoruz
diye? Gelin bu yazımızda bunu sorgulayalım. Bazılarının dediği gibi
karanlıkta cinler, periler var da ondan mı? Yoksa ışıkta görünmeyen
yönlerimiz karanlıkta göründüğünden dolayı, aslında kendimizle yüzleşmekten
korktuğumuz için mi karanlıktan korkarız?
Bir çocuğa sorsanız, korkusunun nedeni onun hayal dünyasında ürettiği hayali
yaratıklardır. Ya da büyüklerin onlarla baş edemediklerinde, güç
yetiremedikleri durumlarda onları alt etmek için uydurdukları "öcü,böcü"
cinsinden hikayelerdir( ya da yalanlardır)
Peki biz yetişkinler neden korkarız karanlıktan? Oysa bize öcü, böcü
hikayeleri anlatan da yoktur, bizimle baş edemeyen ebeveynlerimiz
de. Ayrıca
inançlı insanlar olarak, karanlıktan korkmamızı emreden ne bir ayet ne de
hadis vardır. Bilakis biliyoruz ki, dünyayı aydınlatanla insanlar ve
fikirler hatta buluşlar dahi, gecenin karanlığında




olgunlaşıp insanlığın
ufkunu aydınlatıp, hizmetine sunulmuştur. Peygamberimize peygamberlik
verilmeden önce, Hira Dağındaki uzun uzlet ve halvet dönemi bunun en güzel
örneğidir. Dünyayı
aydınlatan İslam
Peygamberi, Hira'da geçirdiği olgunlaşma
evresinden sonra insanlara İslam'ı tebliğ etmeye başlamıştır ve gönülleri
aydınlatmıştır. Yine bu gün evlerimizi aydınlatan lambayı bulan Edison da



gecelerini bu buluşunu keşfe kadar uykusuz
geçirmiş ve sonunda bugün onsuz
yapamayacağımız ampulü bulmuştur. Sonuçta biri gönülleri, diğeri evleri
aydınlatan bu iki insan da karanlıktan korkmamış, bunu bir nimet bilmiştir
ve nimetlenmişlerdir.
Yine kendimize dönelim ve başta sorduğumuz soruyu tekrar edelim. Işıkta,
aydınlıkta gündüz gözüyle görünmeyen yönlerimiz karanlıkta göründüğü ve
kendimizle yüzleşmekten korktuğumuz için olmasın bu karanlık ve yalnızlık
korkumuz.


Evet, aydınlık nasıl ki maddi kirlerimizi ifşa ediyorsa, karanlık
da manevi kirlerimizi öylece ifşa ettiği için karanlıktan ve yalnız
kalmaktan korkuyoruz!
Aydınlıkta başkalarının gördüğü yönlerimizle varızdır, inançlı, takvalı
Allah'ı çok seven kendimizi dini hizmetlere adamışızdır. Ezanı duyar duymaz
namaza kalkan, tesettürüne sımsıkı sarılmış, yazın sıcağında oruç tutan biz,
o da ne? Gece olunca karanlıktan korkmaya başlıyoruz. Peki bu insan namazı,
orucu kimin için yerine getiriyordu? Allah için değil mi? Gördünüz mü
karanlık nasıl büyük bir ayıbı ve gafleti ortaya çıkardı? Dünyanın bütün
ışıkları bir araya gelse bu ayıbı ortaya çıkaramazdı!
Kişi hem Allah'a güvenip "tevekkelallah ve kefa billahi vekila" diyecek, hem
de Allah'ın Basir( gören), Semi'( işiten), Settar( örten)koruyan olduğuna
iman edecek, Allah'ın gece karanlığında halvette kendisine münacaat edenleri
sevdiğini söyleyecek, hem de bütün bu güzelliklerin kapısı olan karanlıktan
ve yalnızlıktan korkacak! Ne büyük bir çelişki!..
Allah hiçbir şeyi boşuna yaratmamıştır. Karanlık her ne kadar kötülükle eş
anlamlı gibi kullanılsa da Allah dilediği zaman ışığın yapamadığını
yaptırıp, insanların gizli ayıplarını böyle deşifre edebiliyor!
Bu hastalığın tedavisine gelince, Allah dilemedikçe hiç kimsenin bize zarar
veremeyeceğini, Allah hayır dilediğinde de kimsenin engel olamayacağına
yakinen inanmalı, bunu kendimize telkin etmeli, gece namazlarını (teheccüd)
ihmal etmemeliyiz. Allah'ın her şeyin üzerinde yegane hakim olduğuna yakinen
inandıktan sonra bir de bakmışsınız ki, geceler sizin en yakın dostunuz,
yalnızlık sırdaşınız olmuş. Gecelerin gelmesini iple çeker olmuşsunuz! Çünkü
bu vakitler size kusurlarınızı söyleyen, ağlatan dost misali sıcak ve
sevecen olmuş ve böylece Allah'a yakınlığınızın arttığını hissedeceksiniz.
Son söz; karanlığın, bilemediğimiz, gafil olduğumuz bir çok hastalığımıza
kangrenleşmeden ışık tutması dileğimle. Her şeyin sahibini bilene lüzumsuz
korku yoktur!
Allah'a emanet olun!




Nuray BUĞDAĞ



 

 
Nuray Buğday
Bu yazı 109 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: