(yarışma 2. si olan yazı) Ramazan orucu, Peygamber’in hicretinden bir buçuk sene sonra farz kılınmıştır. Orucun farziyeti kitap, sünnet ve icma ile sabittir. Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere yazıldığı gibi size de farz kılındı. Olur ki korunursunuz. Bakara suresi- 183. ayeti Kerimeden anlaşıldığına göre oruç, Hz. Âdem’den bu güne yaşamış olan ümmetlere farz kılındığı gibi, biz Müslümanlara da farz kılınmıştır. Allah’u Teala kendi rızası için, bizim belli bir vakitten, bir vakte kadar aç kalmamızı istiyor. Çünkü Allah, burada O’na kullu edip O’nun isteğini yerine getirip getirmediğimizi sınıyor. Tabii ki Allah’ın koymuş olduğu farz ibadetlerden olan oruç, çok büyük bir ibadettir. Ve dikkat edersek gizli bir ibadettir. Oruç hariç, diğer ibadetlerin hepsi de az çok görünen ibadetler ve göz önünde bulunan işlerdir. Mesela namaz görünen bir ibadettir. Hac on binlerce insanla yapılan bir ibadettir, zekâtta ise en azından biri verecek, diğer birisi de kabul edecektir. Burada da en az iki kişi bulunuyor. Böyle olunca ibadetlerin hiç birisini gizlemek mümkün olmuyor. Fakat orucu göz önünde bulundurursak, insanoğlu aç kalıyor, susuz kalıyor, gözleri açlıktan karardığında bile açlığa sabrediyor. Ve bunun mükâfatının ne olduğu bir hadis-i şerifte şöyle açıklanıyor: Âdemoğlunun her ameli Hak Teala indinde birkaç kat artar. İyi amel on mislinden, yedi yüz misline kadar artar. Allah Teala demiştir ki; oruç hariç, çünkü o bana aittir. Ve onun mükâfatını ben kendim vereceğim. İstediğim kadar misli
) demek ki, iyi amellerin kat, kat çoğalmasının da bir ölçüsü ve muayyen bir haddi vardı. Ancak oruç ibadetinin kat, kat mükâfat olmasının haddi ölçüsü yoktur. Hak Teala istediği kadar artırır. Ramazan günahların bağışlandığı aydır. Şu hadis-i şerifte de görüyoruz ki; kim inanarak sevabını da Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır. Gelelim orucun bize verdiği manevi kazanımlara
Dikkat edersek Ramazan ayında olan oruç, insanları birbirlerine yaklaştırır. İnsanlar bu ayda daha çok birbirleriyle yardımlaşırlar. Zengini fakiri buluşturan aydır. İslam, Ramazan ayını toplu ibadet ayı kılmıştır. Bütün Müslümanlar aynı şekilde muayyen zamanda oruçlarını tutsunlar, camide toplansınlar, birbirleriyle görüşüp buluşsunlar, anlaşsınlar diye
Ferdi ibadet bu şekilde içtimai bir ibadet şeklini almış olur. Ramazan ayında her tarafta oruçlar utulunca, bu ayın bütün havası, iyilik, sakınganlık ve takva ruhu ile sarılmış olur. Herkes yalnız kendi başına günahlarından kaçınmak yoluna gitmekle kalmaz, diğer kardeşlerini de günahlardan kurtarmaya çalışır. Onlara yardımcı olur, her gönülde kendiliğinden iyi iş işlemeye bir temayül doğar. Mesela aklına gelir ki, yoksul ve fakir veya gariban kimselere yemek yedirsin. Mesela aklına gelir ki, imkanı bulunmayan vaziyeti bozuk kimselere giyecek versin, birini yahut birkaç kimseyi giydirsin. Hiç olmazsa açıktan açığa kötülüklere bulaşmaz kaçınır. Ramazan ayında merhamet ve şevket duygularımız daha çok artar. Kur’anın indirildiği Kadir gecesinde ve Kadir suresinde bu gecenin bin aydan daha hayırlı olduğu buyrulmuştur. Kur’anın daha çok okunduğu, dinlenildiği ve uygulandığı aydır Ramazan. Sadece Ramazan’a mahsus olan Teravih namazının kılınıp duaların yapıldığı, insanın manevi huzura taşındığı aydır. 11 ayın sultanı olan Ramazan ayının bize verdiği manevi huzuru ve faydaları düşünürsek, bu ayın bitmesi bizi az çok üzüyor. Ama tabii ki bir Ramazanı geride huzurlu bir şekilde bıraktığımız için de gönlümüzün, manevi bir huzura kavuştuğunu hissediyoruz bayramın gelişiyle
Ta ki gelecek seneye kadar hoşça kal ey mübarek Ramazan! Not: Yarışmada dereceye girenlerin ödülleri Şair Nabi Kültür merkezinde yapılacak programda takdim edilecektir
Hatice ÇİÇEK |