Navigation


Tarih: 21 Ağustos 2008 Perşembe



KENDİNİ ÖZLETEN AY
KENDİNİ ÖZLETEN AY
 

(yarışma 2. si olan yazı)
Ramazan orucu, Peygamber’in hicretinden bir buçuk sene sonra farz
kılınmıştır. Orucun farziyeti kitap, sünnet ve icma ile sabittir. “Ey iman
edenler! Oruç sizden öncekilere yazıldığı gibi size de farz kılındı. Olur ki
korunursunuz. Bakara suresi- 183. ayeti Kerimeden anlaşıldığına göre oruç,
Hz. Âdem’den bu güne yaşamış olan ümmetlere farz kılındığı gibi, biz
Müslümanlara da farz kılınmıştır. Allah’u Teala kendi rızası için, bizim
belli bir vakitten, bir vakte kadar aç kalmamızı istiyor. Çünkü Allah,
burada O’na kullu edip O’nun isteğini yerine getirip getirmediğimizi
sınıyor.
Tabii ki Allah’ın koymuş olduğu farz ibadetlerden olan oruç, çok büyük bir
ibadettir. Ve dikkat edersek gizli bir ibadettir. Oruç hariç, diğer
ibadetlerin hepsi de az çok görünen ibadetler ve göz önünde bulunan
işlerdir. Mesela namaz görünen bir ibadettir. Hac on binlerce insanla
yapılan bir ibadettir, zekâtta ise en azından biri verecek, diğer birisi de
kabul edecektir. Burada da en az iki kişi bulunuyor. Böyle olunca
ibadetlerin hiç birisini gizlemek mümkün olmuyor. Fakat orucu göz önünde
bulundurursak, insanoğlu aç kalıyor, susuz kalıyor, gözleri açlıktan
karardığında bile açlığa sabrediyor. Ve bunun mükâfatının ne olduğu bir
hadis-i şerifte şöyle açıklanıyor:
“Âdemoğlunun her ameli Hak Teala indinde birkaç kat artar. İyi amel on
mislinden, yedi yüz misline kadar artar. Allah Teala demiştir ki; “oruç
hariç, çünkü o bana aittir. Ve onun mükâfatını ben kendim vereceğim.
İstediğim kadar misli…) demek ki, iyi amellerin kat, kat çoğalmasının da
bir ölçüsü ve muayyen bir haddi vardı. Ancak oruç ibadetinin kat, kat
mükâfat olmasının haddi ölçüsü yoktur. Hak Teala istediği kadar artırır.
Ramazan günahların bağışlandığı aydır. Şu hadis-i şerifte de görüyoruz ki;
“kim inanarak sevabını da Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa,
geçmiş günahları bağışlanır.
Gelelim orucun bize verdiği manevi kazanımlara… Dikkat edersek Ramazan
ayında olan oruç, insanları birbirlerine yaklaştırır. İnsanlar bu ayda daha
çok birbirleriyle yardımlaşırlar. Zengini fakiri buluşturan aydır. İslam,
Ramazan ayını toplu ibadet ayı kılmıştır. Bütün Müslümanlar aynı şekilde
muayyen zamanda oruçlarını tutsunlar, camide toplansınlar, birbirleriyle
görüşüp buluşsunlar, anlaşsınlar diye… Ferdi ibadet bu şekilde içtimai bir
ibadet şeklini almış olur. Ramazan ayında her tarafta oruçlar utulunca, bu
ayın bütün havası, iyilik, sakınganlık ve takva ruhu ile sarılmış olur.
Herkes yalnız kendi başına günahlarından kaçınmak yoluna gitmekle kalmaz,
diğer kardeşlerini de günahlardan kurtarmaya çalışır. Onlara yardımcı olur,
her gönülde kendiliğinden iyi iş işlemeye bir temayül doğar. Mesela aklına
gelir ki, yoksul ve fakir veya gariban kimselere yemek yedirsin. Mesela
aklına gelir ki, imkanı bulunmayan vaziyeti bozuk kimselere giyecek versin,
birini yahut birkaç kimseyi giydirsin. Hiç olmazsa açıktan açığa kötülüklere
bulaşmaz kaçınır.
Ramazan ayında merhamet ve şevket duygularımız daha çok artar. Kur’anın
indirildiği Kadir gecesinde ve Kadir suresinde bu gecenin bin aydan daha
hayırlı olduğu buyrulmuştur. Kur’anın daha çok okunduğu, dinlenildiği ve
uygulandığı aydır Ramazan. Sadece Ramazan’a mahsus olan Teravih namazının
kılınıp duaların yapıldığı, insanın manevi huzura taşındığı aydır.
11 ayın sultanı olan Ramazan ayının bize verdiği manevi huzuru ve faydaları
düşünürsek, bu ayın bitmesi bizi az çok üzüyor. Ama tabii ki bir Ramazanı
geride huzurlu bir şekilde bıraktığımız için de gönlümüzün, manevi bir
huzura kavuştuğunu hissediyoruz bayramın gelişiyle… Ta ki gelecek seneye
kadar hoşça kal ey mübarek Ramazan!
Not: Yarışmada dereceye girenlerin ödülleri Şair Nabi Kültür merkezinde
yapılacak programda takdim edilecektir


Hatice ÇİÇEK

 
Okuyucu Köşesi
Bu yazı 88 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: