Bütün maskelerinden soyunma vaktidir gelen.Gelen, arınma çağrısıdır. Gelen Ramazan'dır. Sevgili Efendimize tabi olup O'na benzemek, O'nun kıyafetine bürünmek zamanıdır kapımızı çalan. Kapıları Hızır gibi çalan. Tam da en fazla kirlenmişken. Kurtuluştur. Hayata, "bir kulağı kesik ölü oğlak" kadar bile kıymet vermeyen ama şerefle de bakmak yaşama. Sağ eline güneşi, sol eline kameri verseler, inandığın yoldan dönmemek zamanıdır. Şerefli bir ölümü, haysiyetsiz bir yaşama tercih etmek icabında. Kolay mı dünyalık olanlarla araya mesafeler koymak? Aslında tevhidin özü olan, Allah'tan başkasına boyun eğmemek'liğin, yakalarımızı dünyaya sımsıkı bağlayan urganları kesip atmakla ilgisi var. Nelerdir bizleri dünyaya büyücü düğümleri gibi bağlayanlar? Mal, mülk, eşler çocuklar, makam, mevki. Ardından koştururken uğrunda saçlarımızın ağardığı dünyevi ve insani telaşelerimizin hemen hepsi. Elbette insan olmaklığımızla ilgili şeyler bunlar, fakat biz zamanelerin nezdinde, neredeyse tevhidin özüne yönelik bir anarşiyi de körüklemiyorlar mı? Ramazan ve oruçlar, belki de tüm bu dünyalıklarla aramıza koyduğumuz mühürleri anlamlandırıyor. Mühür deyince, elbette Hz. Fatıma geliyor aklıma. Ashab, Fatıma validemize "ümmü ebiha" dermiş. "Babasının annesi". Zira yetim büyüyen babacığına, küçük yaşından beri sürekli şefkatle muamele eder, gözetir, aşırı alaka gösterirmiş. Babasına çok düşkün olan peygamber kızı, bir gün arpa çekirdeklerini çekerek elde ettiği un ile bir parça ekmek yapar. Kendisi de çok aç olduğu halde, kıyamaz babasına götürür. "İçim rahat etmedi, size de getirdim."der. Sevgili Efendimiz, "bu üç gündür yediğim ilk yemektir!" diye karşılık verir. (Hanbel- müsned) Orucun aslı açlığa tahammül ise de, onun da aslında ve özünde elbette "aşk" ve "söz" vardır. Aşk, söz sahibinin içinde kaybolma. O'nun rengine bürünme. Kendi iddia ve zanlarından vazgeçmektir. Zan'ın dışında kalmak, zannetmekten feragat etmek. Fatıma'yı babasının annesi eden mertebede de işte bu sır durur. Hz. Aişe'nin de dediği gibi, "huy ve tabiat olarak Fatıma'dan çok Resule (s.a.v) benzeyen yoktur!" Ancak madenleri ve özleri aynı olanlar birbirlerine aşık olurlar. İşte bu yüzden umulur ki, dilde ve gönülde tevhid edenler hakiki kardeşlerdendir. Kıbleleri bir, duaları bir, aminleri bir, buğzları ve reddiyeleri birdir. Onlar birbirlerini severler ve birbirleriyle beraberdirler. Sevgili Efendimiz! Biz sana ve kızın Fatıma'ya benzemek isteriz. Kız çocuklarının diri diri mezara gömülmesinin adet olduğu bir toplumda "Ben kızlar babasıyım!" diyen kainatın efendisisin Sen! Senin soyun Fatıma'dır ve Senin soyun Kevser!.. Bugün örtü yasağı ile karşılaştığı halde sadece Allah'ın emri ve Resulünün vasiyetidir diyerek her türlü mahrumiyeti göğüslemek zorunda kalan kızlarımıza baktıkça, çağıl çağıl coşan Kevser Irmağı'nın sesini duyuyorum ben. Onlar, "Ben kız babasıyım!" diyen aziz bir babanın ahir zaman evlatlarıdır! Her biri de babalarının annesi olmaya and içmiş küçük kızlarım. Allah hepinizi korusun..
Mehmet RÜZGAR
|