Navigation


Tarih: 21 Ağustos 2008 Perşembe



KİTAP OKUMANIN KIYMET-İ HARBİYESİ
KİTAP OKUMANIN KIYMET-İ HARBİYESİ
 



Kitaplı bir medeniyetin varisleri olmamıza rağmen, günümüz insanı kitapla
hiç barışık değil! Kitap okumayı boş bir iş, angarya olan bir meşgale ve
sıkıcı bir faaliyet olarak görüp fersah, fersah okumaktan kaçanları bilirim.
Okul sıralarını dolduran öğrencilerin çok az bir kesimi, kitap okumanın
güzelliğine, zevkine kavuşmuştur. Aynı zamanda gerekliliğine. Bu
gerekliliğin, okumanın zevkine gark olmuş kitap kurtları için büyük bir neşe
olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim.
Fakat toplumun geneli okumak gibi kutlu bir eylemden nasıl olur da bu kadar
uzağa düşer? Şaşırmamak elde değil! Hâlbuki kutsal kitabımızın ilk emri
"oku" diye başlıyor. Sadece kitabı değil, kâinatı, insanı, olayları da
okumamız ve değerlendirmemiz emrediliyor. Yani keyfe bırakılmıyor,
emrediliyor! Bu çok önemli bir vazifedir aynı zamanda. Hayatı anlamlandırmak
ve önemli katkılarda bulunmak istiyorsak, kitap okumalıyız! Kitap okumak ise
bize birçok bakış açıları kazandıracak, neyi, neden, nasıl yaşamamız
gerektiğinin açıklayacaktır. Hiç tereddüt etmeden şunu söyleyebilirim ki,
kitap okuyanlar dünyaya yön verenlerdir! Ne kadar okuyorsanız hayata ve
dünyaya katkınız o kadar olacaktır. Şuurlu, farkında ve dinamik bir hayatın
da en önemli göstergesi kitap okumaktan geçiyor.
Lakin böyle olduğu halde halkımız neden bu kadar uzaktır ilimden,
okumaktan, değerlendirmekten? Bazen komşularımla kitap okumaya teşvik
babından konuşuyorum. Fakat onlar için bir mutfak temizliğinin, bir halı
yıkamanın kitap okumaktan daha önemli olduğunu görüyorum. Hani şimdi ev
hanımlarına "ev işi yapmayın" dediğimi zannetmiyorsunuzdur umarım! Demek
istediğim hiç temizlik yapılmasın değil! Temizliğe zaman ayırdığınız kadar
kitap okumaya da zaman ayırabilirsiniz. Tabii eğer kitap okumanın öneminin
farkındaysanız ve kitapsız yaşanmayacağını idrak ediyorsanız.
Kitapsız geçen hayat boşa harcanmış, heba edilmiş gibi geliyor bana. Haksız
mıyım? Hayatı ve yaşadıklarımıza anlam kazandıran bu ulvi davranış insanı,
bilinçsiz bir hayat yaşamaktan da alıkoyuyor. Nasıl mı? Şöyle ki, alışıla
gelen, birilerinin dayatmasıyla şekillenen, genel geçer kaidesi menfaat
esaslı olan "çalakalem" yaşanmış hayatların, önce yaşayana, sonra da arkada
bırakılanlara ne faydası vardır? Kitap okumamakla insan önce kendine zarar
veriyor. Farkında olsun veya olmasın, sıradan, hiçbir etkisi ve verimliliği
olmayan hayatlar yaşanıyor. Verilen sınırlı ömür süreleri, nefsin
labirentlerde kayboluyor, ölüm vukua geldiği zaman ise "elde var sıfır!"
noktasına vasıl olunmuş oluyor! Tam anlamıyla su köpüğü tarzında yaşanan
hayatlar, öte dünya tasavvurunu da düşününce hepten kayıptan başka bir şey
kazandırmış olmuyor. Üstelik azabı da cabası.
Tüm anlamsızlıklara, çelişkilere, çözümsüzlüklere, problemlere en kestirme
çözüm "kitaplı olmaktan", kitap okumaktan geçiyor. Hayatı, ilmin verdiği bir
nur içinde yaşamak ile nefsin, heva ve hevesin saptırıcı aldanışlarıyla
geçirmek arasında dağlar kadar fark vardır! İlimle yollarını aydınlatanların
kendinden emin, yapıcı, verimli ve öldükten sonra bile bıraktıkları bir hoş
sedaya bakın. Bir de ilimsizliğin gayyasında yitirilmiş hayatlara.
Şüphesiz insan, sadece bugününü değil(dünyasını) geleceğini de(ahiretini)
inşa etmek durumundadır. Ve çok önemli bir nokta: Âlim( en iyi bilen, ilim
sahibi) olan Allah, iman eden kullarının da ilim sahibi olmasını
emretmektedir!
Ne dersiniz? Çevremizde kitap okuma seferberliğini başlatalım mı? Büyük bir
işe ve hayra vesile olabiliriz böylece. Hiç olmazsa, güzel bir çığır
açanlardan oluruz. İnanın, okumaya ve anlamlandırmaya fevkalade ihtiyacımız
var! Gelecekten emin olabilmenin yolu, kitaplı olmaktan ve kitap okumaktan
geçmektedir vesselam.

 
Şükran Taşdelen
Bu yazı 164 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: