Navigation


Tarih: 09 Eylül 2010 Perşembe



KIYAMIN ÇOCUKLARI
KIYAMIN ÇOCUKLARI
 

 



        Kıyamdan sonraki günleri yaşıyoruz. Bugünlerde kalbimde öyle bir sızı var ki... Hz. Hüseyin ve yarenlerinin “Rabbimiz Allah ve yalnız teslimiyetin Allah’a” olduğunu haykıran duruşunun bedellerinin ödendiği günler... Bencil ve dünya zevklerine düşkün zalimlere karşı, kendi şahadetleri ile ümmeti uyandırmak için... Tebliğden anlamayan halk için...  Allah’a isyan edenlerle aynı safta olmadıklarını göstermek için... İnsanlık onurunu korumak için... Kutsanan saçmalıklara meydan okumak için... Ölümün kime sunulması gerektiğini anlatmak için... Zalimlere boyun eğmemek için... Onların hile ve oyunlarını başlarına geçirmek için...  Tüm bu bedeller göze alındı...



      Bununla beraber yine de kalbimi bir ızdırap dolduruyor. Kalbimin bir yarısı ayağa kalkıyor. O gün orada olsaydım, ben de onun yanında olurdum. Ben de bu onurun bir parçası olurdum. Kalbimin diğer yarısı da çok üzgün...  Hz. Hüseyin ve gerçekten elinden, dilinden, belinden emin olunan insanların aramızdan zülüm ile alınması...  İnsan gibi görünenler, değerli insanlara bunları mı reva görüyorlar?



      Ve bu revaların hiç bitmediğini görüyorum... Ey Hüseyin! Canlar senin yoluna feda olsun. Heyhat! Senin başına gelenler hâlâ bitmedi. Sana yapılanlar bugün hâlâ devam ediyor...



      İnsanların ne kadar zalim, ne kadar cahil ve ne kadar çok bencil olabileceğini aklım zorlanıyor kabullenemiyorum. Bu kadar aşağılara düşülebilir mi insan? Bunların öğretmeni olan şeytan bu kadar mı kin ve nefretle dolu. Bu kadar derin mi insana düşman? Peygamber, çocukları ve dostlarına bu düşmanlıkları.... Hepsinin zemininde Allah’a isyan değil mi?



       Allah’a isyanın olduğu yerde, bu şekilde cahil ve zalim çıkışlar olur. İmanın sarsıntıya uğradığı kalp sahipleri böyle zulümlere cesaret edebilirler. Aklını devrede tutmayan akıl sahipleri böyle çirkin ve zararına bir alış veriş yaparlar.



      Tarihte bu tablonun tekerrürlerini görmüyoruz mu? Bugün bile “Rabb’imiz Allah” demenin faturaları ödenmiyor mu? Bu inanan halka neler layık görülmüyor ki!



     Hz. Zeynep kıyamdan sonra tesettürü bozdurularak halkın içinden geçirildiği gibi kızlarımızın da toplum içinde yer alınması isteniyor. İslamı öğrenmenin yolları tıkatılmış. Hz. Hüseyin karşı durduğu Yezidi ahlakın en âlâsı yaşanıyor ve bu ahlak anlayışı çok cazip ve renkli olarak teşhir ediliyor. Dünya sevgisi amaçlanmış, altına, kadına ve makama tapar olunmuş. Tüm hile ve oyunlar mevcut. İnsanlığa reva görülenler ayyuka çıkmış, ahlaksızlık, ilkesizlik, asabiyet gayet meşru... Bunları anlatmaya kalem bile yetmez...



      Bunlara şahit olurken Hz. Hüseyin’i anlamamak mümkün mü? Kim ne kadar unutturmaya veya gölgelemeye çalışsa da unutulamaz.



     O, “müslümanım” diyerek gelen küfrün gerçek çehresini bize gösterendir. O, renkli ve cazip bir edâ ile bize doğru gelen canavarı tanıtandır. O, hakikat meşalesini tüm küfür ve günahlara rağmen bize taşıyandır. O, aldanmayan ve aldatmayandır. O, insanlık onurunu koruyandır. O, iman çizgisini her halükârda kırmadan bize öğretendir. O, yalnız kalmasına rağmen bir müminin çok şey olduğunu ispatlayandır, umutsuzluğu kırandır.



Kıyamdan sonra bile olsa kıyamların bitmediği gerçeğini öğreniyoruz. Biz burada bir mektep görüyoruz. Hüseyinlerin ölmeyeceğini, Zeyneplerin de susmayacağını anlıyoruz.



    Nerede bir zülüm, haksızlık, susuzluk ve feryat görsem Hz. Hüseyin aklıma gelir. Kalbime kan damlamış gibi hissederim. Akabinde Hz. Hüseyin’in amacını, tavsiyelerini, yolunu ve nelere direndiğini düşününce kalbimdeki o sızı bir filize dönüşür. Cesaret gelir bana. Kendime güvenim artar. Duruşum ve kimliğim için ayakta olmam gerektiğini, hayatın her safhasında imanımı korumak için uyanık olmam gerektiğini hatırlarım. Kısaca Hüseyin gibi olmam gerekliliğini kendime hatırlatırım. Anlıyorum ki yas ve matem ile değil, taraftarlığım ve direnişim ile Hz. Hüseyin’i anlamam gerektiğini...



   Ey Hüseyin! Seni sevmek ve seninle olmak aradan yıllar da geçse çok büyük bir lütuf. Allah’ımıza hamdolsun. Ki seni sevmeyi, seni sevenleri sevmeyi, seninle beraber olanları sevmeyi, sana ait her şeyi sevmeyi bize bağışladı. Bizi, senin kıyamının çocukları eyledi.



             Hamdolsun, binlerce kez hamdolsun...

 
Zeynep Işık
Bu yazı 78 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: