Navigation


Tarih: 18 Kasım 2008 Salı



KIZIMA MEKTUPLAR
KIZIMA MEKTUPLAR
 

HOŞGELDİN



 

Kâinatın imtihan salonuna hoş geldin sonra da kucağıma! Ağlamanı duymak beni o denli sevindirdi ki, yaşadığım tüm acıların ağrıkesicisi oldu adeta. Baban, abilerin de çok sevindiler. Ama sen ağlayarak merhaba dedin hayata…



Çok narin, nazeninsin. Bedenin, küçücük ve daha çok taze… Dünya tarlasına ekilen bir fidansın. Doğumla dikildin dünyaya, büyüyecek, gelişecek, yaşlanacak ve zamanı dolduğunda bedenin yok olacak. Ancak o bedene verilen ruh Kalubeladan beri var. Biiznillah sonsuza dek de var olacak. Çünkü ruhun yaşı yok ve gerçek hayat dünyasına gidinceye kadar ki imtihan âlemidir onu ağlatan.



Kalubela nedir bilir misin nur tanem? Hz. Âdem’in genetik yapısından hepimizin ruhunun meydana getirilip sonra da bir arada toplandığımız sözleşme anıdır. O öyle toplanma anıdır ki, ilk insandan en son doğacak tüm insanların ruhları hazır bulundurulurdu. Âlemlerin Rabbi olan Allah bizimle ahitleşme lütfunda bulundu. Yoktan var eden, yoktan var ettiğini muhatap aldı, ne büyük bir şeref Allah’ım! Allah(c.c) “Sizin Rabbiniz benim” dedi, “Bunu kabul ediyor musunuz?”. Bizler de “Kalubela” dedik. Dünyada mümin, kâfir, münafık ve ateistti de dâhil aslında herkes teslim oldular Allah’a. Ve şöyle dedik; “iman ediyoruz ve teslim olduk sana. Sen bizim Rabbimizsin! Bizi yaratan da sensin, rızıklandıran da! Bizi koruyan da sensin, dualarımıza cevap veren de. Nerede, niçin ve nasıl yaşayacağımızı belirleyen de sensin. Senden geldik ve yine sana döneceğiz! Sana dönüleceği için hesaba çeken de sensin, ceza ve mükâfatı veren de! Bu şuur ve fıtrat üzerinde kalacağımıza söz veriyoruz. İşte bunun için peygamber Efendimiz “Her doğan İslam üzere doğar…” diye bildirmiş bizlere…



Melek diyarından gelen meleğim, sen benim canımın canısın. Ama bundan daha önce Rabbimin emanetisin. İslam olarak geldin kucağıma ve İslam üzerinde devam etmen için sorumluluk bindi omuzlarıma. Sen bana yük değilsin sakın alınma. Allah için yapılan hiçbir şey yük olmaz, inanana lezzeti olur. Yaşadığın acılar bile ona teslimiyetle huzur verir ruhuna. Bu nedenle sen yük değil, huzur getirdin dünyama.



Seni, seni yaratanın koyduğu kurallara göre eğitmeliyim. Bu konuda tek rehberim var o da âlemlerin efendisidir. Terbiye edenlerin biz olmayacağız, ancak sana doğruları hatırlatanlar olabiliriz. Yaptıklarını, “Allah(c.c) emretti ve peygamber yaptı” diye yapmalısın. Kaçındıklarından da, “Allah yasakladı diye kaçınmalı, peygamber yapmadığı için” yapmamalısın. Bu şuurdan seni hiç kimse alıkoymamalı ya da bahane bulmamalısın.



Canım kızım, insan hata etme özelliğine de sahiptir. Hataya düşememek için Allah’ın Kitabıyla bağını hiçbir zaman koparma. Allah’ı(c.c) ve Resul’ünü Kitabı’nda tanıttığı şekilde tanı. Peygamberin hayatını ruhuna sindir. Örnek alacağın insan ne baban ne de başka birisi… Kullukta modelin Allah(c.c) Resulüdür ve mümine olmanda da ümmetin anneleri…



Adını “Mihriban” koyduk. Rehberimiz Hz. Muhammed(s.a.v) de Mihriban’dı. Güler yüzlüydü, muhabbeti hoştu. Meclisinden kimse gergin ve üzgün çıkmazdı. Yumuşak huyluydu. Kimseye kolay kolay kızmaz ve sesini yükseltmezdi. O’nun şefkati anne şefkatini aşardı. Müminler kendilerine ondan daha yakın dost bulamazlardı.



Mihriban Rehberimiz, Rehberin olsun Mihribanım!



 



BETÜL TEZCAN

 
Betül Tezcan
Bu yazı 158 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: