İlkokul 2. sınıfa giden oğlum ile anaokuluna giden oğluma beslenme çantasını hazırlıyordum. Onlarla bir yandan ilgilenip bir yandan okul ihtiyaçlarını gidermek, hem çok zahmetli hem de çok huzur verici idi. Benim için çocuklarımın ihtiyaçlarını gidermek önemliydi. Çünkü onlar Allahın bir emaneti idiydiler. Onlara sevdikleri köftelerden yapmıştım. Çok hoşlarına gideceğinden emin olarak seslendim. Harun! Hadi gelin çantalarınız hazır! Size çok güzel köfteler yaptım. En sevdiklerinizden. Hepsini yiyin olur mu? Birden önlüğünü giyen oğlumun yüzü asıldı. Of! Of! diye oflayıp, puflamaya başladı. Çok şaşırdım hem de merak ettim. Hayırdır oğlum, ne oldu böyle? Hoşlanmadın mı? dedim. Evet, anne hiç hoşuma gitmedi! Neden ama? hayretim artmıştı. Normal bir zaman değil miydi? Yoksa çocuğum hasta mıydı? Endişelenmeye başladım. Söylesene oğlum, neden köftelerden şikâyetçisin? Sen seviyordun ama
Evet, anne köfteleri hala da çok seviyorum, ama... Ee, Sırada yanımda oturan arkadaşımın hoşuna gitmiyor! Nasıl yani? böyle güzel yemekler getirdiğim için kıskanıyor beni! Aman Allahım! Çok şaşırmış ve üzülmüştüm. O, seni kıskanıyor diye sen de bunları götürmek istemiyorsun ha? Evet
İstersen beslenmeni, arkadaşınla paylaşabilirsin.. Ama anne istemiyor? Bana kızıyor! Dur, bir düşünelim. Buna bir çare bulabiliriz belki
dedim. Bir an içim rahatladı. Çocuğumun bu duyarlılığı ve arkadaşlarının hislerine önem vermesi beni çok sevindirdi. Hiç olmazsa, çocuğum, bir başkasının yoksunluğu ile alay edip, onlara acı çektirmeyi seven biri değildi! Onun böylesine merhametli olması, beni çok mutlu etti
Harunu ödüllendirmek, hem de arkadaşının ona karşı kötü hisler geliştirmemesi için bir çare buldum. Ama bakalım çocuğum nasıl bulacaktı bunu? Ne diyorum biliyor musun? Ne anne? Seni kıskanan arkadaşın kim? Ömer anne
Hani diyorum, bugün köftelerimiz çok olmuş. Arkadaşın Ömere de bir dürüm hazırlasam ona verir misin? Oğlum, Evet, anne veririm! diye sevinçle bağırdı. Hemen arkadaşına götüreceği, köfte dürümünü hazırlamaya başladım. Az sonra hazırdı. Birer bardak ayran da koydum yanına. Çocuğum çantasına yerleştirirken, çok mutlu görünüyordu. Ben de huzurluydum. Aslında belki de bir süredir unuttuğum bir şeyi hatırlatmıştı oğlum bana! Mahrumiyet içinde olanları unutmamak! Şimdi küçücük bir yavrunun duyarlılığı bana, oldukça önemli görevlerimizi hatırlatmıştı. Her zaman çevremizde yardıma muhtaç kişiler olabilirdi. Bizim sahip olduğumuz birçok nimetlerden mahrum olabilirlerdi. Hâlbuki böyle kişileri arayıp, bulmak ve ihtiyaçlarını gidermemiz gerekiyordu. Hem Peygamber efendimiz de komşusu aç yatan bizden değildir! demiyor muydu? Biz de Onun sözlerine değer verip, nasihatlerini dinlemeliydik! Bizi yoktan yaratan Allahımız da bu yapacağımız iyi işlerden ötürü, bize Cennetini verecekti ya
Bundan daha güzel ne olabilirdi?! Çocukları okula gönderirken, oğluma tembihledim. Sakın ha, arkadaşına vermeyi unutma! Ona bir hediye veriyormuş gibi ver ki, almamazlık etmesin! Hem de üzülmesin. Tamam anne.. Arkadaşının okula gelmeme ihtimaline karşı da, Bak, eğer o arkadaşın okula gelmemişse, beslenmesi olmayan başka birine ver. Oldu mu? Olur anne.. Onları yanaklarından öptüm ve Allaha emanet olun! dedim. Hızla merdivenlerden aşağıya indiler. Çocukların enerjisine hayrandım! Şimdi dört gözle oğlumun okuldan dönmesini bekliyorum! Acaba ne yaptı? Arkadaşına dürümünü verdi mi? Acaba arkadaşı kabul eder miydi ondan? Hani kötü bir niyetim yoktu. Ama daha önce oğlum paylaşmak istediği halde kabul etmediğine göre gururlu biriydi demek ki
İnşallah çocuğun gururuna dokunmaz! Ay, şimdi de endişelenmeye başladım! Ya çocuk hoşlanmazsa bu durumdan? Oğlumun arkadaşıyla arası bozulur muydu acaba? Bir an önce akşam olup, çocukların eve gelmesini sabırsızlıkla bekliyorum! İnşallah bir sorun çıkmamıştır! İyi niyetle yapılan bir davranış mutlaka iyi karşılık görürdü! Fakat oğlum gelmeden ve olan biteni anlamadan içim rahat etmeyecekti! Nihayet, çocuklar eve geldiler! Haruna okulda olan biten hakkında soru sormak için sabırsızlanıyorum. Ama benim çocuk hiç oralı değil! Hemen televizyondaki, çizgi filme seğirtiyor! Önlüklerini soymalarına yardım ederken bir yandan da Gününüz nasıl geçti bakiim? diye soruyorum. Gayet lakayt bir şekilde iyi! diyor ikisi de! Ee, Harun, arkadaşınla paylaştın mı beslenmeni? Birden oğlumun gözleri parladı! Evet, anne! Ömer, o kadar çok sevindi ki anlatamam! Oh! Dedim, Allaha şükür kabul etmiş! içim ferahladı! Tatlı bir huzur, bir neşve içime doldu! İyilik yapmış olmanın hafifliği sardı beni! Sen verirken üzülmedi değil mi? Hayır anne, çok sevindi ve teşekkür etti. Aferin, saygılı ve nazik bir çocukmuş! dedim. Anne ona vermeseydim, bu gün de aç kalacaktı okulda! Ya! O halde her gün beslenmeni Ömerle paylaşırsın sen de ! Paylaşırım anne, onun sevincini görünce ben de çok sevindim! Paylaşmak ne güzelmiş anne! Çok şükür oğlum! Sayende güzel bir şeyler yapmış olduk! Çocuğumun duyarlı davranışı sayesinde, hiç hesapta olmayan sevaplar işlemiştik! Allahın yaptıklarımızdan dolayı bizi sevdiğini hissettim. Çocuğumun yüzünde iyilik yapmanın güzelliği, çocuk masumiyetiyle duruyordu! Çocukların fıtratlarının ne kadar temiz olduğunu bir kez daha müşahede ettim. Akşam yemeğinde, babalarına olanı biteni anlattım. Hem oğlumun anlayışlı, merhametli davranışı, diğer kardeşlerine de örnek olsun diye, hem de oğlum, yaptığının güzelliğini iyice anlasın diye, iltifat ettim oğluma
Bu güzel insani davranış ve duygularla, çocuklarımın hassas kalpleri, her zaman Allahın sevdiği işlere yönelsin diye de içten dua ettim. Babası da Harunu kucaklayarak öptü. Gönül alıcı sözler söyledi öyle ki, diğer kardeşleri birbirlerine bakıp, Anne biz de hemen yarın bir iyilik yapacağız! demezler mi? Hiç fena olmaz! İyilik yapmak bizim imanımızın gereğidir, hem de vazifemizdir! Çocuklarıma iyiliğin, sadece Allah rızasını kazanmak için yapılması gerektiğini, başkalarının övgüleri için yapılmaması gerektiğini anlattım. Öyle yapılırsa hiçbir sevap kazanamayacaklarını, üstelik de Allahın kızgınlığını kazanacaklarını söyledim. Niyetimizi güzel tutarsak, Allahın hoşnutluğuna kavuşacağımızı söyledim. Ve küçük oğluma bu gün, bu güzel davranışları yapmamıza sebep olduğu için teşekkür ettim. Sadece çocuktan haber alma değil, çocuklar vasıtasıyla iyilik yapabileceğimizi de anladım. Yeter ki saf, temiz duygularımızın üzerini örtmeyelim! Güzel ve onurlu davranışın Müslümana yakışan en güzel davranış olduğunu çocuklarımla beraber yaşayıp, tecrübe etmiştik! Ne güzeldi iyilik yapmak! Ne güzeldi paylaşmak! İsterse küçücük bir şeyle olsun, insanları sevindirmek ne güzel ve ne huzur vericiydi!
|