Navigation


Tarih: 21 Ağustos 2008 Perşembe



KÖFTE DÜRÜMÜ
KÖFTE DÜRÜMÜ
 

İlkokul 2. sınıfa giden oğlum ile anaokuluna giden oğluma beslenme
çantasını hazırlıyordum. Onlarla bir yandan ilgilenip bir yandan okul
ihtiyaçlarını gidermek, hem çok zahmetli hem de çok huzur verici idi. Benim
için çocuklarımın ihtiyaçlarını gidermek önemliydi. Çünkü onlar Allah’ın bir
emaneti idiydiler.
Onlara sevdikleri köftelerden yapmıştım. Çok hoşlarına gideceğinden emin
olarak seslendim. Harun! Hadi gelin çantalarınız hazır! Size çok güzel
köfteler yaptım. En sevdiklerinizden. Hepsini yiyin olur mu? Birden
önlüğünü giyen oğlumun yüzü asıldı. Of! Of! diye oflayıp, puflamaya
başladı. Çok şaşırdım hem de merak ettim. Hayırdır oğlum, ne oldu böyle?
Hoşlanmadın mı? dedim.  Evet, anne hiç hoşuma gitmedi!  Neden ama?
hayretim artmıştı. Normal bir zaman değil miydi? Yoksa çocuğum hasta mıydı?
Endişelenmeye başladım. Söylesene oğlum, neden köftelerden şikâyetçisin?
Sen seviyordun ama… Evet, anne köfteleri hala da çok seviyorum, ama...
Ee,  Sırada yanımda oturan arkadaşımın hoşuna gitmiyor! Nasıl yani?
böyle güzel yemekler getirdiğim için kıskanıyor beni! Aman Allah’ım! Çok
şaşırmış ve üzülmüştüm.
O, seni kıskanıyor diye sen de bunları götürmek istemiyorsun ha? Evet…
 İstersen beslenmeni, arkadaşınla paylaşabilirsin.. Ama anne istemiyor?
Bana kızıyor! Dur, bir düşünelim. Buna bir çare bulabiliriz belki…
dedim. Bir an içim rahatladı. Çocuğumun bu duyarlılığı ve arkadaşlarının
hislerine önem vermesi beni çok sevindirdi. Hiç olmazsa, çocuğum, bir
başkasının yoksunluğu ile alay edip, onlara acı çektirmeyi seven biri
değildi! Onun böylesine merhametli olması, beni çok mutlu etti…
Harun’u ödüllendirmek, hem de arkadaşının ona karşı kötü hisler
geliştirmemesi için bir çare buldum. Ama bakalım çocuğum nasıl bulacaktı
bunu?  Ne diyorum biliyor musun? Ne anne? Seni kıskanan arkadaşın kim?
Ömer anne…  Hani diyorum, bugün köftelerimiz çok olmuş. Arkadaşın Ömer’e
de bir dürüm hazırlasam ona verir misin? Oğlum, Evet, anne veririm! diye
sevinçle bağırdı.
Hemen arkadaşına götüreceği, köfte dürümünü hazırlamaya başladım. Az sonra
hazırdı. Birer bardak ayran da koydum yanına. Çocuğum çantasına
yerleştirirken, çok mutlu görünüyordu. Ben de huzurluydum.
Aslında belki de bir süredir unuttuğum bir şeyi hatırlatmıştı oğlum bana!
Mahrumiyet içinde olanları unutmamak! Şimdi küçücük bir yavrunun duyarlılığı
bana, oldukça önemli görevlerimizi hatırlatmıştı. Her zaman çevremizde
yardıma muhtaç kişiler olabilirdi. Bizim sahip olduğumuz birçok nimetlerden
mahrum olabilirlerdi. Hâlbuki böyle kişileri arayıp, bulmak ve ihtiyaçlarını
gidermemiz gerekiyordu.
Hem Peygamber efendimiz de komşusu aç yatan bizden değildir! demiyor
muydu?
Biz de O’nun sözlerine değer verip, nasihatlerini dinlemeliydik! Bizi yoktan
yaratan Allah’ımız da bu yapacağımız iyi işlerden ötürü, bize Cennetini
verecekti ya… Bundan daha güzel ne olabilirdi?!
Çocukları okula gönderirken, oğluma tembihledim. Sakın ha, arkadaşına
vermeyi unutma! Ona bir hediye veriyormuş gibi ver ki, almamazlık etmesin!
Hem de üzülmesin.
Tamam anne.. Arkadaşının okula gelmeme ihtimaline karşı da, Bak, eğer o
arkadaşın okula gelmemişse, beslenmesi olmayan başka birine ver. Oldu mu?
Olur anne.. Onları yanaklarından öptüm ve Allah’a emanet olun! dedim.
Hızla merdivenlerden aşağıya indiler. Çocukların enerjisine hayrandım!
Şimdi dört gözle oğlumun okuldan dönmesini bekliyorum! Acaba ne yaptı?
Arkadaşına dürümünü verdi mi? Acaba arkadaşı kabul eder miydi ondan? Hani
kötü bir niyetim yoktu. Ama daha önce oğlum paylaşmak istediği halde kabul
etmediğine göre gururlu biriydi demek ki… İnşallah çocuğun gururuna
dokunmaz! Ay, şimdi de endişelenmeye başladım! Ya çocuk hoşlanmazsa bu
durumdan? Oğlumun arkadaşıyla arası bozulur muydu acaba? Bir an önce akşam
olup, çocukların eve gelmesini sabırsızlıkla bekliyorum!
İnşallah bir sorun çıkmamıştır! İyi niyetle yapılan bir davranış mutlaka
iyi karşılık görürdü! Fakat oğlum gelmeden ve olan biteni anlamadan içim
rahat etmeyecekti!
Nihayet, çocuklar eve geldiler! Harun’a okulda olan biten hakkında soru
sormak için sabırsızlanıyorum. Ama benim çocuk hiç oralı değil! Hemen
televizyondaki, çizgi filme seğirtiyor! Önlüklerini soymalarına yardım
ederken bir yandan da Gününüz nasıl geçti bakiim? diye soruyorum. Gayet
lakayt bir şekilde iyi! diyor ikisi de! Ee, Harun, arkadaşınla paylaştın
mı beslenmeni? Birden oğlumun gözleri parladı! Evet, anne! Ömer, o kadar
çok sevindi ki anlatamam!
Oh! Dedim, Allah’a şükür kabul etmiş! içim ferahladı! Tatlı bir huzur,
bir neşve içime doldu! İyilik yapmış olmanın hafifliği sardı beni! Sen
verirken üzülmedi değil mi? Hayır anne, çok sevindi ve teşekkür etti.
 Aferin, saygılı ve nazik bir çocukmuş! dedim. Anne ona vermeseydim, bu
gün de aç kalacaktı okulda! Ya! O halde her gün beslenmeni Ömer’le
paylaşırsın sen de !  Paylaşırım anne, onun sevincini görünce ben de çok
sevindim! Paylaşmak ne güzelmiş anne! Çok şükür oğlum! Sayende güzel bir
şeyler yapmış olduk! Çocuğumun duyarlı davranışı sayesinde, hiç hesapta
olmayan sevaplar işlemiştik! Allah’ın yaptıklarımızdan dolayı bizi sevdiğini
hissettim. Çocuğumun yüzünde iyilik yapmanın güzelliği, çocuk masumiyetiyle
duruyordu! Çocukların fıtratlarının ne kadar temiz olduğunu bir kez daha
müşahede ettim.
Akşam yemeğinde, babalarına olanı biteni anlattım. Hem oğlumun anlayışlı,
merhametli davranışı, diğer kardeşlerine de örnek olsun diye, hem de oğlum,
yaptığının güzelliğini iyice anlasın diye, iltifat ettim oğluma… Bu güzel
insani davranış ve duygularla, çocuklarımın hassas kalpleri, her zaman
Allah’ın sevdiği işlere yönelsin diye de içten dua ettim. Babası da
Harun’u kucaklayarak öptü. Gönül alıcı sözler söyledi öyle ki, diğer
kardeşleri birbirlerine bakıp, Anne biz de hemen yarın bir iyilik
yapacağız! demezler mi?  Hiç fena olmaz! İyilik yapmak bizim imanımızın
gereğidir, hem de vazifemizdir!
Çocuklarıma iyiliğin, sadece Allah rızasını kazanmak için yapılması
gerektiğini, başkalarının övgüleri için yapılmaması gerektiğini anlattım.
Öyle yapılırsa hiçbir sevap kazanamayacaklarını, üstelik de Allah’ın
kızgınlığını kazanacaklarını söyledim. Niyetimizi güzel tutarsak, Allah’ın
hoşnutluğuna kavuşacağımızı söyledim. Ve küçük oğluma bu gün, bu güzel
davranışları yapmamıza sebep olduğu için teşekkür ettim. Sadece çocuktan
haber alma değil, çocuklar vasıtasıyla iyilik yapabileceğimizi de anladım.
Yeter ki saf, temiz duygularımızın üzerini örtmeyelim!
Güzel ve onurlu davranışın Müslüman’a yakışan en güzel davranış olduğunu
çocuklarımla beraber yaşayıp, tecrübe etmiştik! Ne güzeldi iyilik yapmak! Ne
güzeldi paylaşmak! İsterse küçücük bir şeyle olsun, insanları sevindirmek ne
güzel ve ne huzur vericiydi!



 

 
Şeyda Hekimoğlu
Bu yazı 96 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: