Navigation


Tarih: 21 Ağustos 2008 Perşembe



KÜÇÜK ÇEKİRGE
KÜÇÜK ÇEKİRGE
 
Günlerden sıcak bir yaz günüymüş. Afacan Nurcan'ın dedesi Mehmet dedenin
ahırında çok sayıda büyükbaş hayvan varmış. Mehmet dede sığırlarını otarmaya

götürürken, afacan torununu da yanına alırmış.
Yine bir gün Afacan Nurcan ve Mehmet dede sığırları 'Büyükbağ tarlasına'
otarmaya götürmüşler. Mehmet dede, sığırlardan çok korktuğunu bildiği için,
torununu, Büyükbağ'ın dik yamacından tepeye çıkartmış ve "Ben inekleri
Büyükbağ'a kapatıp gelinceye kadar burada otur, sakın bir yere ayrılma!"
diye de tembihlemiş.
Tembihlemiş tembihlemesine ama ne olduysa Mehmet dedenin Afacan Nurcan'ı
çıkardığı yokuşu inmesiyle bir olmuş. Afacan Nurcan dedesinin arkasından
basmış yaygarayı ama bu seferki bağırışları daha önceki bağrışmalarına hiç
benzemiyormuş.
Mehmet dede, yıkılıp yuvarlanmadan zar zor indiği dik yokuşu, afacan
torununun bağırmasıyla bu defa öyle bir hızla ve koşarcasına çıkmış ki,
neredeyse nefes alamayacakmış.
Afacan torunu can havliyle bağırırken, yokuş yukarı nasıl koşarak çıkmasın
ki; tepeye doğru hızla tırmanırken bir taraftan da, "Ya başına kötü bir şey
geldiyse" diye düşünüyormuş.
Mehmet dede tıknefes bir vaziyette torununa yaklaşırken, bu arada sahipsiz
kalan sığırlar da etrafa dağılmış. Bir an önce torununun imdadına yetişmeye
çalışan Mehmet dede, Afacan Nurcan'ın yanına yaklaşınca soluk soluğa sormuş:
-Ne oldu evlâdım ödümü kopardın, yoksa sürüngen mi gördün?
Mehmet dede, torununun yılan veya kertenkele görüp korktuğunu sanmış. Afacan

Nurcan da hiç ara vermeden bağırarak yerinde zıplıyormuş:
-Dede, Dedeee! Bak omzuma bir şey girdi hem de ses çıkarıyor, dede çabuk,
yoksa beni ısıracak!
Mehmet dede, hemen Afacan Nurcan'ın elbisesinin yakasını açıp omzuna bakmış
ki bir de ne görsün! O sımsıcak yaz gününde afacan Nurcan'ın omzunda ses
çıkarıp da Mehmet dedeyi bir solukta yokuşun başına çıkaran şey, meğerse
küçücük bir çekirgeden başkası değilmiş!
Mehmet dede çekirgeyi Afacan Nurcan'ın omzundan alıp yere koyacakmış fakat
canını kurtaran çekirge bir sıçrayışta yere atlayıp oradan uzaklaşmış.
Mehmet dede ise torununa sitem etmiş:
- Hay Allah müstehâkını versin e mi! Şu kadarcık çekirge yüzünden mi o kadar

bağırdın da benim ödümü koparttın! Zavallı çekirge sıcaktan bağırıyor, seni
yiyeceği için değil!
Afacan Nurcan korku dolu gözlerle dedesinin gözlerine bakmış ve demiş ki:
-Ama dede ben onun çekirge olduğunu nerden bileyim, hem çekirgeler de
insanları ısırmazlar mı?
- Isırmazlar evlâdım, hiçbir hayvan kendisine zarar vermeyen çocukları
ısırmaz. Ama sen hayvanlara eziyet edersen, canlarını kurtarmak için ısırmak

zorunda kalabilirler.
Afacan Nurcan, dedesini yorduğu için üzülmüş:
-Dedeciğim, seni koşturup yorduğum için özür dilerim.
-Önemli değil evlâdım, yine çağırsan ben hemen koşarım ama sen de öyle
ufacık şeyler yüzünden bağırıp, beni telaşlandırma.
-Peki dedeciğim, bir daha yavaş bağıracağım.
Mehmet dede torununun yavaş bağıracağına pek ihtimal vermese de, onun söz
dinleyip hemen "Peki" demesini takdir etmiş:
-Aferin benim akıllı yavrum.
Yokuşu tekrar inen Mehmet dede, kaçan sığırlarını bahçeye toplamış ve dede
ile torun el ele tutuşup evlerinin yolunu tutmuşlar
 
 
Okuyucu Köşesi
Bu yazı 90 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: