| KUR AN MEAL YARIŞMASI NIN GENEL DEĞERLENDİRİLMESİ |
|
2010- GENÇ TEFEKKÜR DERGİSİ’NİN yapmış olduğu “KUR’AN MEAL YARIŞMASI”nın genel değerlendirilmesinde dikkati çeken noktalar: Hz. Yakup’un vasiyeti çok iyi cevaplandırılmıştı.(2/32) anlaşılan o ki peygamberlerin sözleri biliniyordu. Ama ikinci soru olan “ev’imi temizle!” emri iyi anlaşılmamıştı. Hâlbuki “ev’imi temizle!” Haccın misyonu olan şirkin temizlenilmesi, tevhidin yerleştirilmesi idi.(2/125) “Onlar müminleri bırakıp kâfirleri dost tutuyorlar”(4/139) ayetindeki uyarı, kâfirlerin mantığımızdan ve amellerimizden dışlanılması idi. Yoksa en çok işaretlenen yanlış seçenek münafıklar gizli düşmanlardır. Çabuk analiz edilemezlerdi ki tecrit edelim. “Allah kötü sözün söylenilmesini sevmez.”(4/148). Ancak kendisine haksızlık edilen dışında... Bu müdahale yöntemi bilinmiyor olacak ki seçenekler arasında en çok kâfirler işaretlenmiş. İnanan bir insan, kâfire gelişigüzel kötü söz söyleyemez. Demek ki yöntem ve duygularımız net ve belli değil... Sevindirici bir durum, Kur’an-ı Kerim’de geçen dualara dikkat ediliyor. Çünkü “Rabbimiz inandık, bizi şahitlerle beraber yaz.” (5/83) seçeneği büyük bir çoğunluk tarafından doğru işaretlenmiş. Ama bunun yanı sıra havarilerin söylemlerine de dikkat etmek gerekir. İblisin en büyük düşman(7/14) olduğunu hemen hemen her yarışmacı onaylamış. Ama bu uyanıklık gerçek hayatta da var mı? Bilemiyorum. Ganimetlerin beşte biri olarak tanımlanan hums anlaşılan pekiyi bilinmiyor.(8/41) Çünkü çoğu seçenekler yanlıştı. Bedir gününde müminler ile müşriklerin birbirine görünümü yine çoğunlukta yanlıştı. Bu soruda inanıyorum ki ayet dikkatlice okunmamıştı.(8/44) kimin kime az veya çok göründüğü karıştırılmıştı. Anlaşmalar ile ilgili olan sorular orta derecede bile doğru işaretlenmemişti. Buradan anlıyoruz ki Kur’an okumamıza rağmen İslam hukuku çok iyi bilinmiyor. Çünkü vahyin bir İslami ilkeler toplamı olduğu anlaşılmamıştı.(9/7) Anne ve babaların her sözü ayet süzgecinden geçirilmemiş olacak ki, anne ve babaların her sözü kabul edilmiş. (9/35) hiçbir istisna konulmadan işaretlenmiş yarı yarıya cevaplar doğru çıkmıştı. O gün cehennem ateşinde ısıtılan ve bunlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanır, denilen şeyin ne olduğu çok kimse tarafından bilinmemiş. Hâlbuki bu nefislerin biriktirdiğiydi. Hz. Yusuf’a teklif edilen çirkin davranış olan zina seçeneğini büyük bir çoğunluk bilmişti. Dilerim bu çirkinlik sadece dillerde değil, özel hayatta da benimsenen bir davranıştır. Çünkü zina hızlı bir şekilde toplumumuzda kabul görmeye başlanmıştır maalesef. (12/32-33) Ayet-i kerimede sembol olarak kullanılan şimşek neyi tasavvur ettiği çok iyi cevaplandırılmamıştı.(13/12) Aynı hata güzel ve kötü sözü ne sembolize eder? Sorusunda da yapılmıştı. Allah’ımızın bize vaad ettiği cennet çeşitleri ve mahiyetleri çok iyi bilinmemişti. Hâlbuki Rabbimiz çeşitliyorsa, bunun bir hikmeti vardır. Bunun üzerinde de düşünmemiz gerekir. (13/23-24) Hz. İbrahim(as) ile konuşan meleklerin cevapları önemlidir. Kuran’da geçen ifadeler kime ait olursa olsun dikkate alınmalıdır. Çünkü her konuşmanın arkasında yatan mantık, tasavvur, psikoloji, yöntem, ahlak, niyet incelenilmesi gerekir. Allah’ımız, bu ifadeleri boşuna vahyin arasına koymuyor. (15/55) Kur’an okumak istediğimiz zaman olay şeytanın zatından değil, onun hilelerinden, fikirlerinden, telkinlerinden, yöntemlerinden Allah’a koşmak, Allah’ımızın kararlarına, isteğine, yöntemine, tavsiyelerine sığınmak gerekir. Çok iyi olarak bu soru cevaplandırılmıştı. (16/98) Yeryüzü ne kadar fitne ve fesada boğulmuş olsa da İsrailoğulları hiç kimse tarafından sevilmeyecek galiba. Bu da Allah’ın laneti… Tabi ki bu İsrailoğullarının kendi elleriyle yaptıklarından ötürüdür. Bu soru çok iyi bilinmişti. “Saçıp savuranlar” için yüce Allah “şeytanın kardeşleri” olarak bildirmişti.(17/27) Buna yabancı mıyız, saçıp savurma alışkanlığı var mı bizde? Bilemiyorum. Ki bu soru doğru cevaplandırmada düşüktü. Peygamber kıssaları ile ilgili sorular çok iyi cevaplandırılırken, kahramanları gizli diğer kıssalarla ilgili sorulara dikkat edilmemiş. Yoksa bu kıssaların vahyin arasında olduğunu unuttuk mu? İki bahçe sahibi iki adamın misali çok iyi bilinmemişti. Mal ve oğullar dünya gözüyle nedir, çok iyi anlaşılmamış olacak ki bu güncel hayatımızda da kendini yansıtıyor. Vahiy içerisinde arka arkaya gelen sıralamaların sıralanmasına dikkat edilmelidir. Her kelimenin, hecenin, harfin hatta harekelenmenin bir anlamı vardır. Gelişi güzel sıralanmazlar. Bu yüzden ne çeşit bir sıralama çıkarsa çıksın ayet-i kerimelerde, bu sıralamalara dikkat edinilmesi gerekir. Vahiylerde “ey insanlar, ey müminler!...” diye gelen hitaplar Allah’ımızın hitaplarıdır. Vahiyi okuyanlar muhatap olarak görmeliler kendilerini. (24/21, 22/73) Bu sorular yine zayıf cevaplandırılmıştı ne yazık ki. Namuslu kadınlara iftira etme ile ilgili soru yarı yarıya işaretlenmişti. Acaba namuslu kadınlara iftira etmede Allah’ımızın ihtarı dikkatimizi çekmiyor mu? Ki uyarı yarı yarıya doğru cevaplandırılmıştı.(24/23) Aralarında hükmetmesi için Allah ve elçisine çağrılmasına cevap, büyük bir çoğunluk olumlu cevap vererek “biz resullerin yardımcılarıyız” demişlerdi. (24/51) Ahiret gününde Resulün “kavmim bu Kuran’ı terk edilmiş bıraktı.” Sitemini bu ümmet yarı yarıya duymuş olacak ki seçenek yarı yarıya doğru idi. (25/30) Eş ve çocukları Rabbimizden talep etmemizin amacı çok iyi bilinmiyor ki cevap karışıktı. (25/74) Hâlbuki eş ve çocukların hayırlı olması için talep sebebiyetini çok iyi bilmemiz gerekirdi. Buna karşın “eşler arasında sevgi ve merhamet” mucizesini yerleştirenin Allah olduğunu büyük bir çoğunluk biliyor olarak çıkıyordu seçeneklerde. (30/21) Rabbimizin ekonomik kuralları çok iyi dinlenilmiyor olacak ki doğru cevap olan “faiz malı artırmaz ama zekât malı artırır” seçeneği işaretlenmemişti. Yoksa faiz hayatımızda normal ve meşru bir duruma mı gelmişti? Fetih gününü (33/29) sadece yüzde bir kişi doğru cevap vermişti. Bu günlerde olan umudumuz bu kadar zayıf olamaz ya da ayet okunurken manalara dikkat edilmiyor. Ayetler rutin bir okuma gibi yüzeysel mi okunuyor? Bu soruna diğer soruya verilen cevap destekler mahiyette. “Allah’ın kitabını okuyanlar, namaz kılanlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah için) gizli ve açık sarf edenler” in Allah’tan ne umduklarını (35/29) pek netleştirmemişlerdi. Çünkü doğru cevap çok az. Yüzde altı oranında... Babamız ve ilk insan olan Hz. Âdem(as) ve çocuklarına Allah’tan verilen and büyük bir çoğunluk tarafından bilinmişti. Şeytanın apaçık düşmanımız olduğu kabullenilmişti. (36/60) Ama sorun nerede ki Allah’a kulluk yolculuğunda tıkanmıştık. Bunu herkes kendi açısında oturup bir kez daha düşünmeli. Peygamberleri “yalancı bir büyücü” olarak gören üç sembol Firavun, Haman ve Karun (40/24) çok iyi bilinirken ve doğru cevap çoğunlukta iken neden tarih içerisinde tekrarlanan bu üç şahsiyet tanınmıyor. Yine kendimizi sorgulamamız gerekir. Ahiret inancını hatırlatan toprağın kabarması (41/39) sorusu yine kuvvetli cevaplardandı. Demek ki umut var. Ahireti önemseyen bir toplumda kemale erme mücadelesi vardır, demektir. Bunun bir göstergesi olan diğer soruda var. Günahkârların ahiretteki yemeği zakkum ağacı, diye büyük bir çoğunluk doğru işaretlemiş. (44/43–44) “Allah şu müminlerden razı olmuştur ki” bunun sebebi onların samimi olarak “biat” etmeleri idi Allah ve Resulüne. Ama ne yazık ki bu biat bir bağlılık, bir yemin, bir sadakat olarak anlaşılmamış olacak ki biat cevabı işaretlenmeden hicret ve savaş seçenekleri işaretlenmiş. Hâlbuki hicret ve savaş yapabilmek için önce gerçek bir “biat” gerekiyor. İnananların Tevrat’taki ve İncil’deki vasıfları biliniyor olacak ki bu soru (48/29) büyük bir çoğunluk tarafından doğru işaretlenmiş. Aynı durum zan ile ilgili soru için de geçerli. (49/12) Sureleri okurken o surenin genel olarak neden bahsettiğini bilmemiz gerekir. Vakıa Suresi’nde anlatılan üç sınıf insan tablosu hemen hemen yarı yarıya doğru cevaplandırılmıştı. Cuma Suresi’nde belirtilen “ticaret ve eğlenceyi gören insanların dağılıp gitmesi ve Resulü yalnız bırakması” tablosuna inananlar “Allah’ı anmak ve O’nun yanında olmak, ticaret ve eğlenceden daha hayırlıdır” cevabı verirler. Yarışmacılarımız da bunun farkında olacaklar ki büyük bir çoğunluk doğru cevap vermişler. Çok şükür ki Cuma namazı, cemaat olmak ve en büyük faziletin Allah’ı anmak olduğunu anlamışız. Namazı korumanın belirtileri olarak gösterilen özellikler(70/23-34) müminlerin özellikleri olarak işaretlenmiş. Bu soruyu düşünmemiz gerekir. Her inandım diyen namaz kılıyor mu? Kılmıyor. Yapması gerekirken yapmıyor. Ama namaz kılanlar namazlarının heba olmaması için namazlarını nasıl kılmaları gerekir, bilmeliler. (73/1, 74/1, 74/27–31, 76/5) ayetlerinde geçen “müzzemmil, müddesir, sekar, kafur” kavramları büyük bir çoğunluk tarafından bilinmemiş. Hâlbuki vahiylerimizi iyi anlamanın yolu kavramların içini iyi ve doğru doldurmaktan geçer. Bu nedenle çalışmalarımızın yanı sıra kavram çalışmasına da yönelmemiz gerekir. Kıyamet ve ahiret hayatını anlatan tablolarda çok iyi sentezlenmemiş olacak ki, yüzlerin o gün nasıl olacağı, her bireyin kendi hesabını nasıl vereceği veya kulların o gün nasıl yönlendirileceği ile ilgili bilgiler çok iyi işaretlenmemiş. Soruyu surenin adından aldığımız “geceye Andolsun, incir ve zeytine Andolsun” denilen sorular tam cevaplandırılmamış. Demek ki sureleri okurken surenin anlamı ve amacı nedir, bu açıdan da surelere odaklanmıyoruz. Yetimi itip kalkmanın, yoksulu doyurmamanın Allah katında dini yalanlamak olduğu çok iyi anlaşılmış olacak ki büyük bir çoğunluk doğru olarak işaretlemiş.Ve çok şaşırdığım bir soru. Allah’ın Samed olduğunu hatırlatan soru, bir kısım yarışmacılar tarafından Gani olarak işaretlenmiş. Bu da gösteriyor ki surelere ezber şekilde yaklaşılıyor. Bir kısım hata kendimizden, anlam sorgulanmaması. Bir kısım hata da yaşantımızdan. Kuran’ımızın dili Arapça güncel hayatımızda değil. Bu nedenlerledir ki çok basit bir soruda bile takınıldı. Elbette bu tablo bizi üzmemeli. Önemli olan zayıf yönlerimizi bilip kendimize çekidüzen vermemizdir. Kur’an meal yarışmasının genel olarak değerlendirilmesi böyle. Zayıf noktalarımızı dile getirerek kendimizi nerelerde yenilememiz gerektiğine dikkat çekmek istedim. Dilerim bu noktalarda kendi kendimizi düzeltmeye gideriz. Bu dünyada başaramadıklarımızdan, ahiret gününde başarılı çıkmamız mümkün değil. O gün hesaba çekilmeden önce, kendimizi burada hazırlayalım inşallah. Önümüzdeki yıl da Kur’an meal yarışmasında daha iyi olmanız dileğiyle... ZEYNEP IŞIK Zeynepisik63@mynet.com |
| Zeynep Işık |
| Bu yazı 171 kez okundu. |
Tefekkür Dergisi