Navigation


Tarih: 19 Kasım 2008 Çarşamba



MİRAC
MİRAC
 

Hamd, Âlemlerin Rabbine, bizi yoktan var edene, bizi hidayete erdirene, bize güven verene, bizi sabırla yoğurana, bizi selamete çıkarana, en güzel isimlerin sahibi olan Allah'a, Selam ve salât ise emin peygamber Hz. Muhammed' e, O'nun pak âline, ashabına, O'nu örnek alıp, izinden gidenlerin üzerine olsun. Âmin. 



Sevgili Genç Tefekkür Dergisi güzel okurlarım! Geçtiğimiz Temmuz ayının sonunda Mirac kandili olması münasebetiyle, bu sayımızda bir nebzede olsa bu konu hakkında sizleri bilgilendirmek bu gecenin önemini dilimin döndüğü kadarıyla anlatmak istedim.



Recep ayının 26–27 gecesi Mirac gecesidir. Hz. Peygamber'in Mekke'den Kudüs'e yaptığı ''Gece Yolculuğu'' (İsra) ve ardından göğe yükselişi (Mirac), Medine' ye hicretten yaklaşık bir yıl önce vuku bulmuş olan sırlarla dolu olan, bilinmeyen yerlere götürüldüğü gecedir. O bu gecede Cenneti, Cehennemi, sayısız şeyleri görüp, Refref adındaki bir cennet yaygısı üstünde olarak Kürsi, Arş ve ruh âlemlerini geçip, bilinmeyen, anlaşılamayan, anlatılamayan şekilde Allah'u Teala’nın dilediği yüksekliklere ulaştı. Mekânsız, zamansız, cihetsiz, sıfatsız olarak Allah'u Tealayı gördü. Gözsüz, kulaksız, vasıtasız, ortamsız olarak Rabbi ile konuştu. Hiçbir mahlûkun bilemeyeceği, anlayamayacağı nimetlere kavuşup, bir anda Kudüs’e ve oradan Mekke-i Mükerreme’ye, Ümmi Haninin evine geldi. Mirac, İslam Akaidi açısından özel bir önem taşır, çünkü günde beş vakit namaz, Allah tarafından bu tecrübe esnasında İslam İtikadı'nın temel bir öğesi olarak emredilmiştir. Bu ayda, bu gecede İsra suresinin 23 ile 39. arasındaki ayetler nüzul olmuştur. Bu ayetler on iki esas üzerinde durur.



Bismillahirrahmanirrahim. 



'' Allah ile başka bir tanrı edinme. Yoksa yerilmiş, tek başına kalmış olursun. Rabbin yalnız kendisine tapmanızı ve ana-babaya iyilik etmeyi buyurmuştu. Eğer ikisinden biri veya her ikisi senin yanındayken ihtiyarlayacak olursa onlara karşı ''Öf'' bile demeyesin, onları azarlayamasın. İkisini de hep tatlı söz söyleyesin. Onlara acıyarak alçak gönüllülükle kanatlarını ger ve ''Rabbim; küçükken beni yetiştirdikleri gibi, sende onlara merhamet et'' de içinizde olanı en iyi Rabbiniz bilir. İyi kimseler iseniz bilin ki, O şüphesiz, kendine başvuranları bağışlar. Yakınına, düşküne, yolcuya hakkını ver. Elindekilerini saçıp savurma. Saçıp savuranlar şüphesiz şeytanlarla kardeş olmuş olurlar. Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür. Rabbinden umduğun rahmeti elde etmek için hak sahiplerinden yüz çevirmek zorunda kalırsan, onlara hiç değilse tatlı bir söz söyle. Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme, büsbütün de açıp da tutumsuz olma! Yoksa pişman olur açıkta kalırsın. Doğrusu senin Rabb'in dilediği kimsenin rızkını genişletir. Ve bir ölçüye göre verir. O kullarını gören ve haberdar olandır. Çocuklarınızı yoksulluk korkusuyla öldürmeyin. Biz onlara da, size de rızkı veririz. Onları öldürmek, şüphesiz büyük bir günahtır. Sakın zinaya yaklaşmayın doğrusu bu çirkindir, kötü bir yoldur. Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın. Haksız yere öldürülenin velisine bir yetki tanımışızdır. Artık o da öldürmekte aşırı gitmesin. Zira kendisi ne de olsa yardım görmüştür. Yetimin malına '' ergin çağına ulaşana kadar'' en güzel şeklin dışında yaklaşmayın. Ahidi yerine getirin. Doğrusu verilen ahitte bir sorumluluk vardır. Bir şeyi ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam tutun. Doğru terazi ile tartın. Böyle yapmak sonuç itibariyle daha güzel ve daha iyidir. Bilmediğin şeyin ardına düşme. Doğrusu kulak, göz ve kalp bunların hepsi o şeyden sorumlu olur. Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen ne yeri delebilir ve ne de dağlara ulaşabilirsin. Rabbinin katında bunların hepsi beğenilmeyen kötü şeylerdir. Bunlar Rabbinin sana bildirdiği hikmetlerdir. Sakın Allah ile beraber başka tanrı edinme. Yoksa yerilmiş ve kovulmuş olarak cehenneme atılırsın...''



Sevgili Kardeşlerim! Takdir edersiniz ki Allah (c.c), Mirac gecesi; hiçbir Peygambere, hiçbir yaradılmışa vermediği nimeti Hz. Muhammed'e (s.a.v)' Habibine ihsan edip, O'nu kendisine davet ediyor. Anlatılan birkaç hadisi aktaracağım:



Enes'den rivayet edilen hadise göre: Hz. Peygamber, İsra esnasında nasıl bir yaşlı kadınla karşılaştığını ve Cebrail'in ''Bu yaşlı kadın ölümlü dünyadır'' dediğini. Ebu Hureyre (r.a)'den:''Tohum eken ve ekin biçen insanların yanından geçti; ekini her biçtiklerinde (bitki) yeniden büyüyordu. Cebrail:''Bunlar Allah yolunda savaşanlardır (mücahidun)' dedi. Sonra kafaları taşlara çarpıp parçalanan insanların yanından geçtiler. Kafaları her parçalandığında hemen yeniden tamamlanıyordu. (Cebrail) ''Bunlar, kafalarında ibadetten eser olmayanlardır.'' dedi. Sonra bozulmuş çiğ et yiyip pişmiş olarak tüküren bir grup insanın yanından geçtiler.(Cebrail) onlar için: 'Bunlar zina edenlerdir.' dedi.''



İsra sırasında, Hz. Peygamber'in Mescid-i Aksa'da öteki bütün peygamberlere namaz kıldırdığını söyleyen meşhur Hadisler, Hz. Peygamber tarafından tebliğ edilen İslam'ın, insanın dini gelişmesinin tamamlanmasını, mükemmelliğe ulaşmasını temsil ettiği ve en büyüğü olduğu inancını mecazi bir şekilde ifade etmektedir. Ben de size Hz. Ali'nin Allah'u Teala'yı anlatan hutbelerinden bazı alıntılar sunmak istiyorum:



''Hamd, Allah'a ki; övenler onu layıkıyla övemezler. Nimetlerini sayıp dökenler, onları söyleyip bitiremezler. Çalışıp çabalayanlar, hakkını eda edemezler. Akıl -fikir denizine dalanlar, zatının hükmüne eremezler. Bir sınır yoktur ki sıfatını sınırlayabilsin. Bir vasıf yaratılmamıştır ki zatına layık olsun. Yoktur ona sayılı bir an, yoktur onun için ertelenmiş bir zaman. Yaratılanları, kudretiyle O, yaratmıştır. Yelleri rahmetiyle O estirmiştir. Vardır, yaratılmaksızın. Mevcuttur, yokluktan var olmaksızın. Her şeyle birdir, beraber değil. Her şeyden gayridir, ayrı değil. İşler yapar; harekete, alete muhtaç olmadan. Görendir, görülen yokken. Birdir, bir varlığa muhtaç bulunmadan, hiçbir varlığın yokluğunu garipsemeden. Halkı yarattı, yaratmaya koyuldu, düşünüp kurmadan, işe deneyişten faydalanmadan, bir harekete, alete muhtaç olmadan, işe koyulmadan koyulup yorulmadan. Her şeyde bir istidat, bir tabiat yarattı; her şeyin maddesini ona göre düzdü. Her şeyi olmadan bilendir, O; sınırlarını, sonlarını kavrayıp kapsayandır. O, her şeyin gizli, açık her yanını bilendir. Yücelikte en üstündür; O'ndan üstün bir varlık olamaz; yakınlıkta en yakındır; O'ndan yakın biri bulunamaz. Ne yüceliği yarattığı bir şeyden uzaklaştırır O'nu, ne yakınlığı yarattıklarıyla eşit eder O'nu. Akıllara sıfatlarını sınırlamayı bildirmemiştir; ama O'nun varlığını, birliğini tanımaktan da onları perdelememiştir. Öyle bir vardır, birdir ki varlık nişaneleri, O'na şehadet eder, inadına inkâr edenin gönlü bile varlığını ikrar eder. Hamd Allah'a ki görülmeksizin bilinmiştir, düşünmeksizin yaratıcıdır. Öylesine bir yaratıcıdır ki her an yaratmaktadır. Tedbir ve tasarruf etmektedir. Her an vardır. Kaimdir, daimdir. Yaratan, yarattıklarının rızklarını pay etmiştir. Eserlerini, amellerini, soluklarının sayısını, haince bakışlarını, kendilerinden bile gizledikleri gönüllerinden geçen şeyleri, analarının rahimlerinde konaklayacaklarını, babalarının bellerinden zuhur edeceklerini, zamanların sonuna, çağların nihayetine dek saymıştır, bildirmiştir. Öylesine bir mabuddur ki, rahmetinin genişliği içinde düşmanlarına olan kahrı, azabı daralmıştır, çetinleşmiştir. Kahrının azabının darlığı, çetinliği içinde dostlarının rahmeti genişlemiştir. Kendisine karşı üstünlük güdeni kahredicidir, O'nunla savaşa girişeni helak edicidir. O'nunla düşmanlık edeni, O'ndan uzaklaşanı hor-hakir bir hale kor. O'nunla düşmanlığa girişene üstün olur. Kim O'na dayanırsa O, yeter ona. Kim O'ndan dilerse O verir ona. Kim O'nun yolunda borç verirse O, öder onu. Kim O'na şükrederse O, karşılığını verir onun. Hamd Allah'a ki kısmak vermemek, nimetini çoğaltmaz, vermek ve cömertlikte bulunmak, hayrını lütfunu azaltmaz. Çünkü O'ndan başka her verenin nimeti azalır ve O'ndan başka her vermeyen kötülükte kalır. O’dur nimetlerle kullara bağışta bulunan, O'dur nimetlerin faydalarıyla onları faydalandıran. O'dur ihtiyaçlarından fazla veren, hak etmediklerini lütfeden. O'dur, rızklarını vermeyi vaadeden, O'dur rızklarını takdir eyleyen. Öyle bir yaratıcıdır ki, kendinden önce bir yaratıcı mabud yok ki, O'nun örneğine uysun da yaratsın. O'nun takdirini örnek alsın. Yaratan O'dur ancak, O'ndan başka yaratıcı yoktur mutlak. Bizlere kudretinin tedbir ve tasarrufunu göstermiştir, hikmetinin eserleri, şaşılacak şeyleri söylemiştir. Yaratılmışların O'na muhtaç olduklarını söylemeleri, ancak O'nun kudretiyle var olabileceklerini bildirmiştir. Aczimiz O'nun kudretini, noksanımız O'nun kemalini bize tanıtmıştır. O'nu ikrar etmekten başka bir şey yapamayacağımızı izhar etmiştir. Eşsiz-örneksiz yarattığı, yoktan var ettiği şeylerde, sanatının eserleri, hikmetinin delilleri belirmiştir. Her yarattığını, varlığına bir tanık, birliğine bir delil kılmıştır. Yarattığı sussa da yaratıcısının tedbir ve tasarrufu bir delildir ki söyler, durur. Eşsiz-örneksiz yaratıcısına delaleti de öylece durur.'' ( Nehc'ül Belaga, Abdülbaki Gölpınarlı, Enseriyan yayınları)



Bütün Müslüman âleminin Mirac kandilinizi kutlar, hayırlara vesile olmasını niyaz eder, bu gecede beni ve tüm müslüman kardeşlerimizi de duanızda unutmamanızı sizden istirham ederim. Yüce Allah (c.c) yar ve yardımcınız olsun!

 
Sema Çetin
Bu yazı 711 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum:



Yorumlar
zinnet Yazdı:
müslüman alemine katkıda bulunmak kadar sevap yoktur yolunuz açıkolsum.....
 
Yorumlar
abdurahman Yazdı:
gençlere yönelik olması çokkkkkkkkkk iyi başarılar..........
 
Yorumlar
hakan Yazdı:
edebiyatınız çok iyi allah yolunuzu açık etsin...
 
Yorumlar
kübra Yazdı:
derginizdeki çalışanları kutluyorum allah yolunuzu açık etsin başarılar............
 
Yorumlar
hadise Yazdı:
çokgüzel yazmışsınız çooooook begeniyorum. yazılarınızı gençlere örneksiniz.........
 
Yorumlar
ÇOŞKUN ATAN Yazdı:
Gerçek hayattaki azminiz mücadeleniz hak yolundaki şavaşlarınız imamu teheymühe misali yılmamazlıgınız yazılarınızıda aksedmiştir yazılarınızın bu nedenle tesiri okunaklı daha çok dayanıklı olup okuyucu kitlenizin her geçen gün atırmasına sebeb olmaktadır dergi çalışanların ve sizin maddi manevi imkansızlıklar içerisinde urfanın kupkuru topraklarında yeşeren urfanın gülleri misali zoru başardıgınıza inanıyorum o güllere bir damla su misali
teşekkürlerimi gönderiyorum... BAŞARILAR
 
Yorumlar
BİLGİSAYAR&HALİL Yazdı:
GÜZEL OLMUŞ BAŞARILARINIZI DİLİYORUM...
 
Yorumlar
neşegül Yazdı:
MADDİ MANEVİ İMKANSIZLIKLAR İCERİSİNDE VER DİGİNİZ MÜCADELEYİ DESTEKLİYOR DERGİNİZDE ÇALIŞANLARI VE SİZİ KUTLUYORUM ALLAH YOLUNUZU DAİM AÇIK ETSİN SESİNİZİ İSTEDİGİNİZ YERLERE KADAR ULAŞTIRMANIZI DİLİYORUM YAZILARINIZDAKİ MİZAHİ USLUP EDEBİYAT YAZILARI ARASINDA YENİ BİR USLUP KATACAGINA İNANIYIRUM BAŞARILAR..
 
Yorumlar
ayşegül Yazdı:
Dinimizin güzel gayesine ulaşa bilmenin mutlulugunu yazılarınızda okurken bulmamak mümkün degil gül bahçesine girenlerin gül kokmaması mümkün degil misali elimdeki derginizden gül kokuları alıyor ve hissediyorum (ayşegül)
 
Yorumlar
güldoktoru Yazdı:
Türkiyenin genç yazarların başarılarına çok ihtiyacı var sizin bu ihtiyaçların giderilmesine büyük bir katkınızın olacagını düşünüyorum daha yolun başında iken bile verdiginiz mücadele azim ve çabalarınızdan dolayı teşekkür ediyorum yazılarınızdaki edebi ve ahlaki bilgilerin şairane bir uslupla adeta dizelendirilmesi ilerki yıllarda roman ve hikaye usluplarında reforum getirecegine inanıyorum özellikle toplumumuzun en büyük yarası haline gelen annelerimiz kadınlarımız kızlarımız toplum ahlakı yönünden bir annenin en muzip şekilde anlatılması önemsemesi konusunda annemdi o benimm yazınızı en son kılasiklere ilerde yer alması dilegiyle başarılarınız devamını kutluyorum (güldoktoru)