
Allah’ın hayatın her anına, şahit olduğunu aklından çıkarmaz. Bu nedenle bazen Allah’a göre, bazen de nefsine göre hareket etmez. Yoldan eve doğru gelirken gözleri insanlara takılır. Ne kadar çok insan var! Bunların hepsinin bir araya geldiğini düşünür. Hani okul bitişinde öğrenciler de birden dağılır ya, onun gibi.... Bu kadar insan hepsi toplanacak bir gün. Ve yüce Rabb’ine hayatlarının hesabını verecek. O hesaplardan biri de benim hesabım diye düşünürken, birden muavin son durak, son durak diyerek onu düşüncelerden sıyırıverir. Evine doğru ilerlerken ezan okunur. Allahu Ekber, Allahu Ekber Âlemlerin Rabbi davet ediyor onu. O da elbette bu davete icabet edecek. Hemen mi camiye girsem ve namazımı kılsam, yoksa eve gidip de mi namazımı kılsam? diye düşünür. Sonra tehir etmenin gereksiz olduğunu karar verir ve camiye girer. Camiyi çok seviyor bu mümin beyefendi.. Çünkü müminleri topluyor bu camiler. Rabb’ini bilen insanların hain, nankör ve kötü olabileceğini düşünmez. Çünkü bunlar Rabb’lerinin kendi üzerindeki haklarını bildiklerinden, değerlere değer veren insanlardır. Bu nedenle, aynı düşünce ve yüreği paylaştığı bu insanlarla beraber Allah’a kulluk etmekten zevk alır. Cemaatle namaz kılmak insanın ağzında unutamadığı bir tat gibidir. Büyük bir istek ile namazını kılar ve çıkar camiden. Yine evine doğru yol alır. Eve doğru ilerlerken, yolda büyük bir kalabalığı fark eder. Merak eder ne olduğunu. Oraya doğru ilerler. Bir de ne görsün? Camide yanında duran mümin kardeşini bir araba çarpmış. Yerde boylu boyunca yatıyor. Anlaşılan o ki, son namazını kılmış. İnnalillah Ve İnna İleyhirraciûn der, şaşkınlıkla insanların onu kaldırmasına ve götürmesine şahid olur. Bir yandan, arkasında kalan ailesinin şokunu düşünürken, diğer yandan yeni bir hayata başladığını düşünür. Bu şaşkınlıkla evinin yolunu tutar. Ölüm, hayatın vazgeçilmez gerçeği iken nedense çok da düşünülmeyen, hep arkaya atılan bir gerçektir. Neyse, binanın kapısına yaklaşır. Kendi kendine bu son eve gelişim olabilirdi diye söylenir. Bu nedenle insan hayatının kıymetini bilmeli, her anında gaflete mahal bırakmamalı. Evinin kapısına ulaşmıştır. Zili çalar. Hanım kapıyı açar. Esselamu Aleyküm diyen beyefendi, üzerindeki bu şokun hâlâ izlerini taşımaktadır. Ve Aleyküm Selam diyen hanım, bu izleri fark eder. Hal-hatır fasılasından sonra olan biteni anlatır. Beyefendi kime anlatsın ki, elbette ki, hayat arkadaşı ile her şeyini paylaşacaktı. Hanım da bu şoku düşünür. Evet, ikisi birlikte ölümün bu kadar yakın olduğunu kavrayarak, evliliklerin daha iyi bir kul olmak için kullanmaları gerektiğine karar verirler. Birbirlerine Allah yolundaki yürüyüşlerine destek olacaklarına söz verirler. Böyle bir huzur ile yemeklerini yerler. Hanım, yemeklerinden komşuya da verdiğini söyler. Beyefendi, İyi ki de vermişsin hanım, ben sana Allah yolunda ne yapmak istiyorsan, yapmana destek veriyorum, yap! der. Hanım, Allah yolunda olan bu eşinden, beyefendi de Allah yolunda olan bu hanımından dolayı Allah’a şükrederler. Çünkü bilirler ki eş, aynı zamanda insanın ahiretini de şekillendirir. Beyefendi biraz uzanacağını söyler. Ve odaya çekilir. Bir süre sonra hanım beyefendiyi kaldırır. Beraber biraz kitap okuyalım mı? der. Tabi ki hayat ilim olmadan değerlendirilebilir mi? Kulluğu çürüten cehalettir, çünkü...
Devamı Gelecek Sayıda... |