Navigation


Tarih: 18 Kasım 2008 Salı



MÜMİN GEÇTİĞİ YERİ İMAR EDER- 2
MÜMİN GEÇTİĞİ YERİ İMAR EDER- 2
 



Allah’ın hayatın her anına, şahit olduğunu aklından çıkarmaz. Bu nedenle
bazen Allah’a göre, bazen de nefsine göre hareket etmez. Yoldan eve doğru
gelirken gözleri insanlara takılır. Ne kadar çok insan var! Bunların
hepsinin bir araya geldiğini düşünür. Hani okul bitişinde öğrenciler de
birden dağılır ya, onun gibi.... Bu kadar insan hepsi toplanacak bir gün. Ve
yüce Rabb’ine hayatlarının hesabını verecek. O hesaplardan biri de benim
hesabım  diye düşünürken, birden muavin son durak, son durak  diyerek onu
düşüncelerden sıyırıverir.
Evine doğru ilerlerken ezan okunur. Allahu Ekber, Allahu Ekber  Âlemlerin
Rabbi davet ediyor onu. O da elbette bu davete icabet edecek. Hemen mi
camiye girsem ve namazımı kılsam, yoksa eve gidip de mi namazımı kılsam?  
diye düşünür. Sonra tehir etmenin gereksiz olduğunu karar verir ve camiye
girer. Camiyi çok seviyor bu mümin beyefendi.. Çünkü müminleri topluyor bu
camiler. Rabb’ini bilen insanların hain, nankör ve kötü olabileceğini
düşünmez. Çünkü bunlar Rabb’lerinin kendi üzerindeki haklarını
bildiklerinden, değerlere değer veren  insanlardır. Bu nedenle, aynı
düşünce ve yüreği paylaştığı bu insanlarla beraber Allah’a kulluk etmekten
zevk alır. Cemaatle namaz kılmak insanın ağzında unutamadığı bir tat
gibidir. Büyük bir istek ile namazını kılar ve çıkar camiden. Yine evine
doğru yol alır. Eve doğru ilerlerken, yolda büyük bir kalabalığı fark eder.
Merak eder ne olduğunu. Oraya doğru ilerler. Bir de ne görsün? Camide
yanında duran mümin kardeşini bir araba çarpmış. Yerde boylu boyunca
yatıyor. Anlaşılan o ki, son namazını kılmış. İnnalillah Ve İnna
İleyhirraciûn  der, şaşkınlıkla insanların onu kaldırmasına ve götürmesine
şahid olur. Bir yandan, arkasında kalan ailesinin şokunu düşünürken, diğer
yandan yeni bir hayata başladığını düşünür. Bu şaşkınlıkla evinin yolunu
tutar. Ölüm, hayatın vazgeçilmez gerçeği iken nedense çok da düşünülmeyen,
hep arkaya atılan bir gerçektir.
Neyse, binanın kapısına yaklaşır. Kendi kendine bu son eve gelişim
olabilirdi  diye söylenir. Bu nedenle insan hayatının kıymetini bilmeli, her
anında gaflete mahal bırakmamalı.
Evinin kapısına ulaşmıştır. Zili çalar. Hanım kapıyı açar. Esselamu
Aleyküm  diyen beyefendi, üzerindeki bu şokun hâlâ izlerini taşımaktadır.
Ve Aleyküm Selam  diyen hanım, bu izleri fark eder.
Hal-hatır fasılasından sonra olan biteni anlatır. Beyefendi kime anlatsın
ki, elbette ki, hayat arkadaşı ile her şeyini paylaşacaktı. Hanım da bu şoku
düşünür. Evet, ikisi birlikte ölümün bu kadar yakın olduğunu kavrayarak,
evliliklerin daha iyi bir kul olmak için kullanmaları gerektiğine karar
verirler.
Birbirlerine Allah yolundaki yürüyüşlerine destek olacaklarına söz verirler.
Böyle bir huzur ile yemeklerini yerler. Hanım, yemeklerinden komşuya da
verdiğini söyler. Beyefendi, İyi ki de vermişsin hanım, ben sana Allah
yolunda ne yapmak istiyorsan, yapmana destek veriyorum, yap!  der. Hanım,
Allah yolunda olan bu eşinden, beyefendi de Allah yolunda olan bu hanımından
dolayı Allah’a şükrederler. Çünkü bilirler ki eş, aynı zamanda insanın
ahiretini de şekillendirir. Beyefendi biraz uzanacağını söyler. Ve odaya
çekilir. Bir süre sonra hanım beyefendiyi kaldırır. Beraber biraz kitap
okuyalım mı?  der. Tabi ki hayat ilim olmadan değerlendirilebilir mi?
Kulluğu çürüten cehalettir, çünkü...

Devamı Gelecek Sayıda...

 
Zeynep Işık
Bu yazı 181 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: