Navigation


Tarih: 18 Kasım 2008 Salı



MÜSLÜMANIN DAVET SORUMLULUĞU
MÜSLÜMANIN DAVET SORUMLULUĞU
 
Hamd, Âlemlerin Rabbine, bizi yoktan var edene, bizi hidayete erdirene, bize güven verene, bizi sabırla yoğurana, bizi selamete çıkarana, O Kuddüse, Rahman’a, Aziz’e, Allah’a olsun!

Selam ve salât ise O’nun pak Resulüne, âline, ashabına, O’nu örnek alıp takip edenlerin üzerine olsun! Âmin!

Davet kelimesi çağırmak, uyarmak, korkutmak, hatırlatmak, iyiliği emretmek, kötülükten nehyetmek v.s. anlamlara gelmektedir. İnsan, başkalarını dine davet etmeden önce kendi, kendini davet etmelidir. Kendine iyiliği emredip kötülükten sakınmalı, ahlakını güzelleştirmelidir. Bu haliyle ancak örnek olabilir. Çünkü insanın sözünden çok, yaşayışı( hal dili), muhatapları etkiler. Örneğin, Resulün hayatında bu duruma benzer bir olay yaşanmıştır. Kısaca arz edelim. Hac mevsiminde, Resulullah sahabelerine saç traşı olmalarını, kurbanlarını kesmelerini ve ihramdan çıkmalarını emreder. Fakat kimse yerine getirmez. O zaman pak zevcesi Ümmü Seleme, O’na üzülmemesini, önce kendisinin traş olup kurbanını keserse örnek olacağını ve onların da bunu yapacağını söyler. Gerçekten de Resulullah öyle yapınca, sahabeler de aynısını yaptılar.

Bugün bizim de yaşantımızla, sözümüz ayrıysa ne kadar tebliğ ve davet işini yerine getirebiliriz. Eğer biz amellerimizle hesaba çekileceğimizi unutmazsak, uyguladıklarımızla da çevremiz bizden etkilenip güvenecek, inanacak, bizi örnek alacaktır. Eğer biriyle ilgileniyor, İslamı anlatıyorsan, davet ettiğine önce sen inanacaksın. Bu ailede de, mahallede de, toplumda da böyledir. Elbette ki herkesin imtihanı sorunları farklıdır. Ama bir davetçi olarak iyi bir sonuç almak istiyorsak, Resulullah’ın metodunu iyi anlayıp uygulamamız gerekmektedir.

Mesela yıllarını İslam’a vermiş bir insanın sabretmesi çok önemlidir. Karşılaştığı sorunlara İslami çözümleri uygulaması, kalbinin mutmain olması ile örnek olduğunu unutmaması gerekir. Muhatabını da iyi tanımalıdır ki, imana davet ederken onu ikna edebilsin. En önemlisi de bütün yapıp ettiğinin Allah rızası için olduğunu bilmeli ve muhatabına da hissettirmelidir. Sabredecek, işin selameti için dua edecek, tevekkül edip, sonucu Allah’a bırakacaktır.

Muhatap, tebliğ edenden çok etkilenir ve onu örnek alır. Bu yüzden davetçi, münafıklık alametlerinde uzak olmalı, mütevazı, sevecen, takvalı, merhametli ve çalışkan olmalıdır. Dini için her fedakârlığı yapacak, her güçlüğe dayanacak ve kendini sevdirerek insanları kazanacaktır.

Gerçekten de insanoğlu, ya iyiliği emredecek, ya da kötülükten nehyedecek, diğer boş işlere değer vermeyecek ve zamanını boşa harcamayacaktır. Hiç kimseden bir karşılık beklemeden sadece Rabbinin rızasına talip olacaktır. Mükâfatını, gelip geçici dünyalıklardan değil, yalnızca Allah’tan beklemelidir. Allah’ın kuluna yeter olduğunu bilerek hareket etmelidir. Ebedi hayatı kazanmak için canla başla çalışmalıdır. Ki Rabbinin huzuruna çıkacak yüzü olsun! Yüzleri ağaranlardan olmamız dileği ile…

Son söz olarak selamet, sabır sonucu verilir!



Elif YAŞAR

 
Okuyucu Köşesi
Bu yazı 120 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: