Navigation


Tarih: 19 Eylül 2014 Cuma



OKU! YARATAN RABBİNİN ADIYLA OKU...
OKU! YARATAN RABBİNİN ADIYLA OKU...
 

M. Maksut DELİKTAŞ



 



 



Diye buyurdu Rabbimiz... İlk emri, ilk ibadi görevimizi bildirdi bize... Sonsuz ilmiyle biliyor, okumayan insanın yoldan çıkıp azgınlaşacağını... Hem nasıl okumamız gerektiğini de hemen bize öğütledi... Yaratan Rabbinin adıyla oku... Yani Rabbini tanıyarak oku... Rabbini hatırlayarak oku... Diyerek biz Müslümanlara, yeryüzünde asıl misyonumuzun en önemli unsurunu hatırlattı. Hem okurken nelere dikkat edeceğimizi, nasıl bir okuyuşla sahih bir okuyuşun gerçekleşeceğini bize öğretti.



Evet, günümüz insanoğlunun özelde de İslami misyonu hayatın amacı edinen kardeşlerimizin en önemli eksiklerinden biri de hayat gerçeğini anlatan kitabı mübini okumamasıdır. Peki, neden okumuyoruz. Kuran’ı, hayatı, kâinatı, insanı, evreni ve olayları... Hangi bahaneler bizi Allah’ın ilk emrini yerine getirmekten alıkoyuyor? Vaktin olmaması mı? Tabi hayatımızdaki boş şeylere harcadığımız nice güzel zamanımızın yanında böyle asıl göreve zaman kalmaz. İsteksizlik mi yoksa her şeye aklımızın yeteceği anlayışı mı?



Peki bu bahanelerin hangisi Rabbimizin yanında geçerlidir. Sahi yarın Rabbimiz bize ne vardı verdiğim kitapta diye sorsa, ne cevap vereceğiz? Vereceğimiz hangi cevap bu sorunun cevabı olur, hiç düşündük mü? Hem bu kadar ihtilaflara dalmaya sebep olmamızın sebeplerinden biri de bu değil miydi? Kuran ile ilişkisi az olan toplumların ihtilafı çok olur sözünü daha iyi anlıyoruz.



Hem cehaleti nasıl yeneceğiz? Günlük gazetelerle mi? Klasiklerle mi? Vahiy merkezinden uzak eğitim sistemiyle mi? Yoksa kültürel zenginlik adına okuduğumuz çok farklı okumalarla mı? Sahi bunları okurken kendimizden ne kadar uzaklaştığımızın farkında mıyız? Kuran ve sünnetle sağlaması yapılmayan okumaların hezimetini bilmem anlatmaya gerek var mı?



 Bizim cehaletle bir kavgamız vardı. Nasıl savaşacaktık cehaletle? Cehaleti gidermenin veya cehalete direnmenin yolu okumak değil de neydi? Kitaptan yoksun bir müdahale nereye kadar mücadele diye götürebilirdi? Cehalete alternatif olarak gelen bir kitabın mensuplarının cahil kalmaları ne kadar mantıklıdır. Okumayınca neyi nasıl yapacağını insan nasıl bilecekti ki?



Okumalıyız ama Rabbimizden bağımsız olmadan, O’nun razı olduğu şeyleri elimize alarak okumalıyız. “Ey Yahya kitabı kuvvetle tut” (Meryem Suresi/12) veya ey Yahyaların yolundan giden müminler kitabı sıkı tutun. Kitapla kendinizi tutun. Hem O’na ulaşmaksa amaç, işte en kestirme yol: O’nun kitabına tutunmak. Savrulmamak için, yolda kalmamak için, yoldan sapmamak için okumalıyız.



Okumak, hayatımızın olmazsa olmazı olmalı. Hz. Ömer gibi almalıyız ayetleri beş beş. Uygulamalıyız. Üç aşamayı izlemeliyiz. Oku, Kavra, Uygula. Yükselmek istiyorsak nebinin şu sözünü unutmamalıyız: “Allah bu Kuran’la amel eden toplumları yükseltir. O’nun izinden gitmeyenleri de alçaltır”(Riyazüs Salihin). Merhamet istiyorsak “O’nun kitabı Kuran’a uyun. O’nun emirlerini ve yasaklarına aykırı gitmekten sakının ki merhamet olunasınız”(Enam Suresi/155). Emrine tabi olmalıyız.



Görevimiz “Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O hüküm verenlerin en hayırlısıdır.”(Yunus Suresi/109) Ayetindeki vahyi okumak ve sebat etmek. Okumamız sevdaya dönüşmeli; sevdaya dönüşmüş bilgilerin önünde hiçbir engel tutunamaz. Vesselam!



 



                                                                      

 
Okuyucu Köşesi
Bu yazı 1127 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum:



Yorumlar
SERDAR Yazdı:
OKUMAYLA YETIŞEN NESILLE CEHALETI YENE BILIRIZ