| OLUMSUZLUKLAR KARŞISINDA MÜSLÜMAN |
Yaratılış gereği sosyal yaratılan insan etrafında olup bitenlere kayıtsız kalamaz. Özgüveni olan insanlar daha çok kendisi olan insanlardır. Bunlar yeterli ve yetersiz yönlerini keşfedip kendisiyle her zaman yüzleşebilir. Hele bu insan bir de dava yükünü omuzlamış bir davetçi ise, durum daha da ciddiyet kazanır. Çünkü içinde yaşadığı toplumu, yapısını, olumlu veya olumsuz yaşam biçimini çok iyi bilmelidir. Mensubu olduğu davayı daha geniş kitlelere ulaştırmak için bu şarttır. Genel yapılarını bilirseniz daha kolay yol alabilirsiniz. Bu durumda gerek olumlu gerekse olumsuz olayları her zaman için kendi lehine çevirebilmeli ve hareketlerini ona göre yönlendirebilmelidir. Bu olaylar bazen toplumsal bazda, bazen de kişisel bazda olabilir. Durum ne olursa olsun sonuç aynı kapıya çıkmaktadır. Bir davetçi her şeyden önce sahip olduğu sorumlulukları yerine getirmek zorundadır. Çünkü kendi kişisel sorumluluklarını yerine getirmedikçe topluma karşı sorumluluklarını yerine getiremez. Şunu hiç unutmamalı ki, özlemini çektiği İslam toplumunun oluşması ancak sorumluluk sahibi fertlerle mümkün olacaktır. Bu sorumlulukları yerine getirirken şartlar her zaman lehimize olmayabilir. Karşımıza zorluklar engeller çıkmaktadır. Bunlar bazen içerden bazen dışarıdan olabiliyor. Dışarıdaki kolay atlatıla bilinir ama içerdekiler o kadar kolay olmayabiliyor. İçerdekiler derken en yakın çevremizdekilerdir. Bu bazen anne baba bazen eş çocuk bazen de kardeş arkadaş olabiliyor. Bu durumda daha az zararla nasıl atlatabiliriz yoluna bakmalıyız. Çünkü karşımızdakiler bire bir sorumlu olduğumuz insanlardır. Onlarla kendi toplumumuzu kuramazsak özlediğimiz toplumu kuramayız. Karşımıza çıkan olumsuzluklar hangi boyutta olursa olsun kendimizi ona hazırlamalı, olayları tavırları çok iyi tartmalı ve ona göre sonuca vardırmalıyız. Çünkü olumsuz bir hareketimiz onarılmaz yaralara ve bizim şahsımızda İslam’ın zarar görmesine sebep olabilir ki; böyle bir şeye hakkımız yoktur. Durum ne olursa olsun şartlar nasıl olursa olsun ilahi tavır değişmemektedir. En olumsuz durumlarda bile ümidini kaybetmeden yoluna devam etmek durumundayız. Çünkü inandığımız değerlere olan sorumluluğumuzdan dolayı daha da sorumluyuz ve bilerek emanet olarak verilen sorumluluklarımızı kurtarabilmenin mücadelesini verebilmeliyiz. Bu ilahi bir emirdir. Yüce Rabbimiz Tahrim süresi 6. ayette şöyle buyurmuştur. “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi bir ateşten koruyun ki, yakacağı insanlar ve taşlardır.” Hayattaki önderimiz Resulullah’ın hayatına baktığımızda bunun en güzel örneğini görmekteyiz. Resulullah’ın hayatına bakan onun eşleriyle, çocuklarıyla, akrabasıyla o kadar yoğun ilgili olduğunu görürler, zannedersiniz ki hayatı hep onlarla geçmiş gibi yoğun ve iç içedir. Hâlbuki o hem savaş, hem devlet adamı, hem de ashabın eğitimiyle direkt ilgileniyordu. Vahyin biçimlendirdiği bireyler olarak, vahyin ışığında peygamberin örnekliğiyle çevremizde olumlu ilişkiler içerisinde bir hayat sürmenin imkânlarını kovalamak sorumluluğunu asla göz ardı etmeden yanlışlıklara karşı durmalıyız. Nefsi isteklerimizi bir kenara bırakıp yalnızca onların iyiliği için samimiyetle çalışalım. Sonuç ne olursa olsun şunu unutmamalıyız, sonuçlar bizim istediğimiz gibi olmayabilir. Bu durumda yine ilahi tavırla onlara karşı hoşgörülü olmalı onları terk etmemeliyiz. Yüce Allah ayetlerinde bize bu emri bildirmiştir. Meryem süresi 47. ayette İbrahim’in babasına davranışını örnek vermiştir. “Dedi selam sana Rabbimden senin için bağışlanmanı dileyeceğim. Çünkü O bana karşı çok lütufkârdır.” Başka bir ayette de “sen onlara karşı sert ve katı olsaydın onlar etrafında dağılıp giderlerdi.” Son olarak unutmayalım ki hidayeti veren ancak Allah’tır. Elimizden, dilimizden, kalbimizden geleni yapıp sonucu tek yetki sahibi Rabbimize bırakalım. Çünkü her şeyin en hayırlısını bilen O’dur. |
| Ayşe Çetindağ |
| Bu yazı 122 kez okundu. |
| Yorumlar |
| KUDUS SEVDALıSı Yazdı: ALLAHA GIDEN YOLLARDA HEPIMIZIN VE HEPINIZIN BIRER ADıM OLMANıZ DUASıYLA...HZ SÜMEYYENIN TÜKÜRÜGÜ ZALIMLERIN YÜZÜNDE KURUMADı KURUMAYACAK... YıLMADAN YÜRÜMEK SıRATTA DURAKSAMAMAK ICIN BUGUN DE YÜRÜMEK GEREK CENNET...HAYATTA BAGLANMADAN INSANA YÜRÜMEK VE FETHETMEK EN GÜZEL ALANLARı VEYE ALANLARı ALLAH ILE GÜZELLEŞTIRMEK...ŞEHIT OLAMAYABILIRIZ AMA ŞEHADET YOLUNDA YÜRÜP ALLAHA KAVUŞANLARDAN OLABILIRIZ...ÇALıŞMAK GEREK ...ZAMANı HAYATı NEFISLERI NESILLERI RAHATı DÜNYAYı ADAMAK GEREK ÇÜNKÜ ADANMADAN ADAM OLUNMAZ |
| Yorumlar |
| kıdus sevdalısı Yazdı: MÜCADELE ZORLUKTUR,ZORLUGA GÖGÜS GEREMEYENLER IZZETTEN NASIPLENEMEZLER...ALLAHıN IZZETINE KAVUŞMANıN YOLU HAYATı ALLAHA ADAMAKTAN GECERDILERIIM BÖYLE BR HAYAT VERIR....ÖZGÜR KUDUSE VARMA DUASıYLA... |
| Yorumlar |
| Yazdı: olumsuzluklar karşısında allahtan aldıgımız güç ve rasulden ögrendigimiz dersle egilmeden yilmadan yürüyecegiz kuduse ,mekkkeye istanbula ,meydanlara ve kaldıracagız zülmü adaletle...tanıyacak dünya bizi ve utanacak dünyevileşip davayı yarı yolda bırakanlar ...ruhu şad olacak direnerek örnek olanlar ve şeyh ahmet yasinlerrrr |
Tefekkür Dergisi