Hz. Muhammed (a.s) şöyle buyuruyor. ''Ramazan ayına girip çıktığı halde günahları affedilmemiş insanın burnu yere sürtülsün. Anne ve babası veya bunlardan birisine yetişip de onlar sayesinde cennete girmeyen kimsenin de burnu yere sürtünsün. Ben yanında anıldığım zaman bana salâvat okumayan kimsenin de burnu yere sürtülsün.'' (Tirmizi, da'vat / 110) '' Her şey için bir zekât vardır. Bedenin de zekâtı oruçtur. Oruç sabrın yarısıdır.'' ''Sizden kim bu aya yetişirse oruç tutsun.'' (Bakara suresi / 285) '' Sizden önceki ümmetlere emrolunduğu gibi oruç size de farz kılındı.'' (Bakara suresi / 183) Allah'ın (c.c) selamı, bereketi üzerinize olsun. Yine bizi bu aya eriştirdiği için yüce Allah'a (c.c) sonsuz hamd-ü senalar olsun. Salât ve selam da emin Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v)'e ve onun izinden giden Müslümanlara olsun… Sevgili Müslüman Kardeşlerim! Hepinizin bildiği üzere mübarek Ramazan ayına girdik. Öyle bir aya eriştik ki, içinde bin aydan daha hayırlı olan bir gece var. Öyle ki! Ramazan-ı Şerif içinde bulundurduğu bu geceden dolayı çok bereketli, feyzli, maneviyatı oldukça yoğun olan bir ay... '' Ramazan ayı ki onda Kur'an indirildi.'' (Bakara suresi; 185) Peki bu ayı gerektiği gibi bir şekilde idrak, ihya edebiliyor muyuz? Bin aydan hayırlı olan, 83 yıllık bir ömre bedel olan Kadir gecesi niye bu kadar kıymetli? '' Biz Kur'anı Kadir gecesinde indirdik.'' Bu geceyi Kur'an bereketli kılıyor. Çünkü hakla batılı birbirinden ayıran apaçık delilleri içeren Kur'an indirildi. Onun iniş sebebi, yaratana en güzel şekilde kulluk edilmesini sağlamak, yeryüzünde adalet tesis etmek ve bunun neticesinde insanları nura kavuşturmaktı. Kur'an biz insanları değerli, aziz, yüce kılmak için gönderilmiş olup, Allah' a göre davrananların asla hüsrana uğramayacağını müjdelemişti. ''Âlemlere uyarıcı korkutucu olsun diye, (hak ile batılı birbiriden ayırt eden) Furkan' ı indiren (Allah) ne yücedir.'' (Furkan s.) ''Muhakkak size Rabbinizden (hakkı batıldan ayırt etmek için) basiretler (deliller) geldi. Kim hakkı görür (o'na iman ederse) kendi (nefsi) içindir. Kim de hakkı görmez (batıl yolu tercih ederse (vebali) yine kendi aleyhinedir. Ben sizin üzerinize bekçi değilim.'' (Enam s. /104) Ramazan ayı bize ne kazandırır? Ramazanın kelime manası, “yanmak”tan gelir. Ramazan ayının en belirgin özelliği ise, yukarıdaki ayetlerden de anlaşıldığı gibi orucun farz olmasıdır. Oruç ise Arapçada ''siyam ve savm''dır ki, nefsi tutmak ve engellemek manasına gelir. Neden mi? İnsanın iki yönü vardır. Bir bedeni yönü, ikincisi ruhi yönüdür. İnsanoğlu bedenin ihtiyaçlarını karşılamak için, midesi ve arzuları doğrultusunda gün boyu uğraşıyla didinir durur. Pek tabi ki bunları meşru sınırlar içerisinde gideriyorsa ibadet hükmündedir ve abesle iştigal görülmemektedir. Yalnız bununla kalmayıp ruhun açlığını, ihtiyaçlarını da gözardı etmemek gerekir. İşte Allah'u Teala (c.c) bu ayda oruçla bedeni ihtiyaçlarının önüne bir set çekerek, ruhun isteklerini ön plana çıkarıyor. Peki, ruh nedir, ihtiyaçları nelerdir? Sorusunu cevaplayalım isterseniz. Ruh: İnsanın manevi boyutu, anlama, düşünme, hissetme boyutu, kalbi boyutudur. İnsanın mutlu, huzurlu, mutmain olabilmesi için ihtiyaçlarının giderilmesi gerekir. Mutmain olmak; emin olmak, tatmin olmaktır. İşte ruhun hedefi Rabbidir. Bu nedenle Rabbi ona yaklaştıkça mutmain olacak, sükûnet bulacak, boşlukta dolaşmaktan vazgeçecektir.
Oruç tutan kimse, nefsini birtakım şiddetli arzularının saldırılarına karşı direnmeye alıştırır, nefsin taşkınlıklarına karşı koymayı sağlar. Nefsin terbiyesinde önemli bir yeri olan oruç, aç ve susuz bırakılarak şeytanın, insana duhul yolları da kapatıldığından; Rabbimizin kul olarak bizden ne istediğinin, hayatı nasıl algılamalıyız gibi, kendimizce yaptığımız iç muhasebelerle kontrol altına almamızı mümkün kılıyor. Oruç bedeni zorladığından, ruhu hazırladığından ve iradeyi güçlendirdiğinden hayatın zorluklarına da katlanmayı sağlıyor. Ve böylece kendisine İslam'ın yüklediği sorumlulukları sırtlanmış bir bünyeyi de kazandırmış oluyor. Beden; maddi boyutta hem de manevi boyutta bir değişim ile disiplini oluşturuyor. Böylelikle bütün inananların iç dünyasını ve dış dünyasını değiştirerek iman yumağı haline dönüştürüyor. Biz tuttuğumuz oruçla, namazla, sadakayla, zekâtla, iyiliği emir ve kötülükten nehiy ile kulluk bilincine ulaşmış oluyoruz. Bu şuur ve imanla Ramazanı idrak ve ihya etmemizi Rabbim hepimize nasip etsin. Bu konuyla ilgili önemli hadislere yer vermek istedim. Ubade bin es-Samit (r.a)’dan: ''Ramazan ayına yeni girdiği bir gün Resulullah şöyle buyurdu: ''Size bereket ayı Ramazan geldi. Bu ayda Allah sizi kuşatıp, rahmetini indirir. Günahları bağışlayıp duaları kabul eder. Allah bu ayda sizin hayır hususunda yarışmanıza bakar ve sizinle meleklerine karşı iftihar eder. Allah' a hayırlı ameller takdim ediniz. Şaki, günahkâr bu ayda Allah'ın rahmetinden mahrum olan kimsedir.'' (Tebarani'den nakil et-tergib 11,99) İbni Hüseyminin naklettiğine göre Salman (r.a) şöyle anlatmıştır. Resulullah (a.s) bir Şaban ayının son gününde şöyle hitap etti. “Ey insanlar yüce ve mübarek bir ayın gölgesi üzerinize bastı. O ayda bir hayır işleyen kimse diğer aylarda bir farz işlemiş gibi olur. O ayda bir farz işleyen ise diğer aylarda yetmiş farz işlemiş gibi olur. O sabır ayıdır. O ayda müminin rızkı bollaştırılır. O ayda kim bir oruçluyu iftar ettirirse bu, günahlarının bağışlanmasına ve cehennemden kurtulmasına sebep olur. Aynı zamanda oruçlunun sevabı kadar sevap verilir. Oruçlunun sevabından bir şey noksanlaşmaz. Ashap; ya Resulullah; hepimiz oruçluyu iftar ettirecek bir şey bulamıyoruz'' deyince Resulullah (s.a.v): Allah bu sevabı oruçluyu kuru bir hurma ile veya bir yudum su ile ya da bir yudum süt karşılığı ile iftar ettirene de verir. O öyle bir aydır ki evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu da cehennem ateşinden kurtuluştur. O ayda elinin altındakilerinin yükünü hafifleten kimseyi Allah bağışlar ve cehennem ateşinden kurtarır.” (ettergib 11/ 94–95) “Oruç, ateşten koruyan bir kalkandır.” (Buhari) “Her kim inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan'ı ihya ederse geçmiş günahları bağışlanır.” “Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazan ayına kadar olan günahlara kefaret olur.) [Taberani] Allahü Tealanın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrası, ancak oruçlular içindir.) [Taberani] İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki: “Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolunur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.” Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolunur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer. Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü Tealanın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir. Kur'an-ı Kerim Ramazanda indi. Kadir gecesi bu aydadır. Ramazan-ı şerifte iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi. İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir. Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar edince, (Zehebez-zama' vebtellet-il uruk ve sebet-el-ecr inşaallahü teâlâ) duasını okumak, teravih kılmak ve hatim okumak önemli sünnettir. Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolunur, azat olur. Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin! Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır. Ramazanda oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: “Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolunur.” [Nesai] “Ramazan orucunu farz bilip, sevap bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.” [Buhari] “Ramazan orucunu tutup ölen mümin, Cennete girer.” [Deylemi] “Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.” [Taberani] “Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutun! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.” [İbni Ebiddünya] Sevgili Müslüman Kardeşlerim! Kadir gecesinin de içinde bulunduğu Kur'an ayı olan, içinde bulunduğumuz mübarek Ramazan ayını fırsat bilip kişiliğimizi ve kimliğimizi Kur'ana göre inşa ettirerek, değerimize değer, değerimize bereket, değerimize kıymet katması dileğiyle! Bütün Müslüman âleminin Ramazan-ı Şerifini kutlar, hayırlara vesile olmasını niyaz eder, beni de duanızda unutmamanızı sizden istirham ederim. Yüce Allah (c.c) yar ve yardımcınız olsun! VESSELAM!
|