Navigation


Tarih: 07 Şubat 2012 Salı



SANA EBTER DEDİLER
SANA EBTER DEDİLER
 

 



         Sana “ebter” dediler. Bilemediler, anlayamadılar seni. Senin yanında olmanın şansını değerlendiremediler “kevser”den yoksun soyu kesikler. Sana hakaret ettiler, kınadılar, üzdüler. Onların akibeti “ebter” oldu Ya Nebi!



Allah’ın onlara bağışladığı oğulların çokluğuyla kibirlendiler. Oysa ki hiç tahmin edemediler bunca evlada rağmen soylarının, yani bir nevi takipçilerinin kesileceğini. Kimse çocuklarına Ebu Leheb, Ebu Cehil adını koymuyor. Belki de isimleri hiç duyulmadı birçok yerde. Soyları, bir anlamda takipçileri kesildi onların Ya Resulullah!



      Onlar soyun devamı için oğulların olması gerektiğine inandılar. O yüzdendir ki hep erkek çocuk sahibi olmaya öncelik verdiler. Oysa asıl soyun devamlılığı çocukla değil, senin getirdiğin mesajınla devam etti. Hem sen geride bir saltanat bırakmıyorsun ki oğullara ihtiyacın olsun. Geride bıraktığın nübüvvet mirasın, siret(yaşam tarzı)  ve sünnetin zaten senin  manevi evladın mesabesindeydi Resulüm. Sen ümmetinin evlatlarına en güzel mirası bıraktın.



Senden sonra topluluklar refaha ulaşmak ve kayboldukları yolu bulmak için senin geride bıraktığın siret ve sünnetine tabi oldular. Soyu, yani sonu kesiklerin geride bıraktığı yaşam tarzları ise insanlara hep mutsuzluk verdi Resulüm. Çok hayırdan  yani “Kevser”den yoksun olmaları ebter oluşa götürdü onları.



Senin çağrısını yaptığın hayat, geçici zevklerin amaçlandığı dünya hayatı değil, kalıcı güzelliklerin yurdu ahiret idi.Bu yüzden sade yaşamınla geçiciye değil, kalıcıya yatırım yapmayı hep öğütledin. Sen kendine tahtlar yaptırmadığın, fakirce yaşamayı tercih ettiğin, yığmadığın, biriktirmediğin içindi düşmanlıkları. Sen “kuru ekmek yiyen bir ananın oğlu” idin. Belki de onlara göre özenilecek bir hayatın yoktu. Sen maddi olarak zengin değildin, hükümdar değildin, elindeki avucundakini verendin.



Bilemediler Ya Resulullah! Asıl zenginliğin mal mülk zenginliği olmadığını. Bilemediler…



        Oysa sen akla hayale gelmeyecek servetlerin sahibi idin. Onlar gaflete düştüler. Zenginlikleri ve oğullarının onlara hiçbir getirisi olmadı. Toprak oldu kendileri ile beraber en değer verdikleri her şey. Kimse onların liderliklerinden, sahip oldukları mallardan bahsetmiyor.



        Asırlar geçmesine rağmen geride bıraktığın servetin hep konuşuldu. “Mesajların” en büyük servet olarak kaldı hepimize. Öyle büyük ve bitmeyen bir servet ki bu, herkes nasibini alıyor.



         Soyu kesik olanlar onlar oldu Ya Resulullah! Herkes senin adını koyuyor çocuklarına. “Muhammed’in soyundanım” diyen yığınlar var ardında. Adın her anıldığında, eller kalplerle birleşip salavatlarla anılıyorsun her yerde.



        



 



         Ve sana “Kevser”i verdiğini söylüyor Rabbim. Sana  vahiy, güvenirlilik, irade, güzel bir ahlak, cömertlik verilmişti  Ey Resulüm. Kevser(bolluk, çokluk, çoğalma) buydu senin için.  



         Soyun devam ediyor Resulüm!  El-Emin olmak isteyenler var sırada, senin gibi cömertlerle yoksulun yüzü gülmekte. Senin ahlâkınla ahlâklanma çabası bizi Kur’an ile bir araya getiriyor. Kevseri yakalayanlar çoğaldıkça çoğalıyor Ey Nebi!        



        Bir bilseler, dünyanın aldatıcı tüm maddi zenginliğinin ebter olduğunu. Makam, mevki, saltanat, şöhretin soyu kesik-sonu bitik olduğunu. Oysa güzel ahlak, iman, doğruluk, merhamet dolu bir yaşam ve salih amel Kevser’dir.



        Ah Resulüm! Asrımız soyu kesikleri de dünyanın aldatıcı güzelliğinde, yaşadıkları aldatıcı hayatlarında ve ümmetine düşman kesilmiş. Kervanları, develeri, servetleri olan senin asrının soyu kesikleri, şimdilerde katlarla, yatlarla oyalanıp duruyorlar. Dünyadan her göç ettiklerinde değer verdikleri her şey onlarla beraber yok olup gidiyor. Onlar hep ebter olmaya mahkum yaşıyorlar her asırda.



        Savaş ve kan üzerine kurulmuş ülkelerin, vatanların kurucuları, efendileri, komutanları ya da başkanları olsun hiç doğum günlerinde hatırlanmazlar. Nedense hep ölüm günlerinde yasla anılırlar. Oysa biz seni,  “alemlere rahmet” olarak gönderildiğin o özel gün ve gecede salat ve salvatlarla hatırlıyor, anmaya, anlamaya çalışıyoruz.                                                               Biz ardından yas tutmuyoruz Ey Nebi! Biz seni, bıraktığın mesajını anlamaya çalışırken hep yanımızda görüyoruz. Namazlarımızı aynı safta kılıyor,  çocuklarımıza seni anlatıyoruz. Dualarımızda seni hatırlıyor, sen yanımızdaymışsın gibi seni örnek görüyoruz.



         Savaş ve kanla değil, sevgi ve merhametinle fethettiğin kalplerin Fatihisin sen. Rabbim sana “Kevser”i verdi. Bak ümmetin(soyun) çoğaldıkça çoğaldı. Hem de dilleri, renkleri, diyarları farklı farklı. Ama seni aynı dilde anıyor Resulüm! Seni görmeyen bu gözler, seni görmüş gibi hatırlıyor:



                     Allahumme Salli Ala Seyyidina Muhammedin                                             



                  Ve Ala  Ali Seyyidina Muhammed



 



 



 



 



 

 
Nurcan Haydaranlı
Bu yazı 209 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: