Savaş en çok beni vurdu.
Sen büyük planlar peşindeyken,
Büyüklerin savaşında,
Bombalar beni buldu,
Beni vurdu.
Daha adı konulmamış kardeşim
Kefenlenirken,
Endişeli gözlerle,
Ben de ölmeyi düşündüm.
Benim düşümde ölüm yoktu.
Barut kokuları bana,
Çiçek kokusunu unutturdu.
Her ateşin sıcağında,
Aklıma dondurma gelir.
Benim düşümde çiçek kokusu,
Dondurmanın tadı vardı.
Savaş en çok beni vurdu.
En çok ben öldüm atılan kurşunlarla,
Yüzümde savaşın izleri,
Yüzümde savaşın parazitleri var.
Aslında ben de güzelim,
Çünkü ben de çocuğum.
Beni senin ihtirasların vurdu.
Senin çocukların TV ekranlarında,
Çizgi film izlerken,
Sen de beni çizgi film izler gibi,
Keyifle izledin koltuğunda.
Beni senin kirli oyunların vurdu.
Sizler Dünya çocuklar gününü,
Ulusal çocuk bayramlarını kutlarken,
Ben hayatta kalabilmeyi düşündüm.
Ben o söylediğiniz bayramları,
Hiç görmedim buralarda.
Yoksa ben çocuk değil miyim?
Her gece vuruldum,
Her gün kefenlendim.
Oysa benim de düşlerim vardı,
Benim de oyunlarım.
Senin çocukların salıncakta sallanırken,
Ben tanklara asıldım, sallandım
Misket yerine kurşunları saydım.
Benim de oyuncaklarım vardı,
Oyuncaklarımı senin savaşın kırdı.
Bir de babam vardı!
Babamı sen vurdun
Ardından, babamın arkasına
Saklanan beni.
Beni senin kurşunun vurdu.
Bilmeden değil,
Sen beni kasıtlı vurdun
El ele tutuşup
Şarkılar değil,
Savaş çığlıkları eşliğinde,
Annemle hep ağıtlar söyledik.
Zaten ben şarkı bilmem ki,
Şarkılarımız hep ağlamaktı
Kendimiz söyledik, kendimiz dinledik.
Beni senin bitmeyen savaşların eritti
Ben yaşıtlarım gibi büyüyemedim
Bedenim küçüldükçe küçüldü açlıktan.
Akbabalar ölmemi beklediler
Leşimi götürmek için,
Sen tıka basa tokken
Ben bir daha ölmeyi istedim açlıktan.
Beni sen öldürdün ve senin savaşın.
Ben her öldüğümde
Sen kendini alkışladın,
Ben öldüm
Sen kazandın,
Kendi adını “barış” koydun
“Mr. Barış”
Sahi benim adım neydi
Bana adımı da unutturdun.
Adım Bosna
Adım Kenya
Adım Filistin
Adım Irak
Adım Afgan
Adım…
Yoksa!
Yoksa adım“Savaş” mıydı?