Navigation


Tarih: 18 Kasım 2008 Salı



ŞEHİD VE ŞEHADET KAVRAMLARI
ŞEHİD VE ŞEHADET KAVRAMLARI
 

Şehid: şahid olan, tanıklık eden, kesin bir haberi veren, hazır olan gibi manalara gelir. Şehid deyince akla daha çok Allah yolunda öldürülen kimseler gelmektedir. Bu bakımdan “Şehid” Allah yolunda onun dini uğrunda çalışırken ya da cihat ederken canını veren, bu uğurda ölen kimse demektir. Allah’ın güzel isimlerinden ( Esma-ül Hüsna) biri de Şehit’tir. Allah’ın ismi olarak Şehit, kendisinde hiçbir şey saklanmayan, her şeye şahit ve hiçbir şeyi unutmayan demektir. Şehit; İslam dininde olmaya kararlı, sırat-ı müstakimde yürümeye kararlı ve bu kararlılıkla ömrünü noktalayan nerede? Nasıl noktalandığı yani öldüğü önemli değil, önemli olan hak din üzere yaşaması, hak din üzere ölmesidir. İster yatağında, ister bir kaza sonucu veya herhangi bir sebepten dolayı ölmesi şehitliktir. Şehit; yukarıda belirttiğimiz gibi kelime anlamı tanıklık eden, kesin bir haberi veren hazır olan gibi manalara gelir dedik.



             Tanıklık eden… Peki, neye tanıklık eden? Bu tanıklık sıradan bir tanıklık değildir. Bu tanıklık, Allah’ın eşinin benzerinin hükmetmede, yasa koymada, otoritede ortağı olmamasına tanıklıktır. Kelime-i Şahadeti hatırlayalım. Her kim kelime-i Şahadet getirirse İslam dinini kabul etmiş demektir. Sadece İslam dinini kabul etmek yeterli değildir. Bunu tanıklığıyla ispatlaması gerekir ki, bu da canını malını Allah yolunda harcamaya hazır olması demektir.



Şehit ; “hazır olma” İslam’ı kabul eden herkes için geçerli bir nedendir. Hazır mıyız? Her an her şeyimizi Allah’a vermeye hazır mıyız? Zamanımızı vermeye, uykumuzu feda etmeye, nefsanî şeyleri terk etmeye, paramızı Allah yolunda harcamaya hazır mıyız? Bunlar şehitliğin ön aşamalarıdır yani şehitle Allah arasında bir perdedir. Şehit, yüreğindeki Allah sevgisiyle, kararlığıyla, direnişiyle, azmi ile bu perdeleri yırtmıştır. Bir canı kalmıştır elinde, onu da Allah’a vererek hayatını noktalamıştır. Artık mutludur… Allah’ın huzurunda her zaman diri olmaları, ölümleri anında meleklerin onlara şahit olmaları veya doğrudan cennete girerek Allah’ın onlar için hazırladığı çeşitli nimetlere şahit olmalarıdır.



             “Sakın Allah yolunda öldürülenleri ölmüşler saymayın! Aksine onlar hep hayattadırlar, Rablerinin katında rızıklandırılırlar. Allah’ın kendilerine lütfünden verdiği mutlulukla sevinç duyarlar ve arkalarından şehit olarak kendilerine olan mücahitler hakkında: ‘onlara hiçbir korku yok ve onlar üzüntü de duymayacaklardır.’ Müjdesinde bulunurlar.” ( Al-i İmran 169–170) 



Bazen şehitlikle ilgili olumlu ve olumsuz sözler duyarız. İslam tarihine baktığımız zaman şehit olanların hayatları bizleri çok etkilemektedir. Bu yüzden onlara gıpta ederiz. Onların yerinde olmak isteriz, ama nedense onlar gibi yaşamak, onlar gibi fedakârlık yapmak hep zor gelir, gıpta etmekten öteye geçmez. Şüphesiz şehitlik, üstün bir makamdır. Allah(c.c) bu makamı kendi uğrunda veya dininin uğrunda, yalnızca onun rızası için çalışırken, gayret gösterirken, mücadele ederken ölen kimselere vermektedir. Bizim bazı ölüler hakkında şu veya bu sıfatı kullanmamız fazla bir şey değiştirmez. Allah( c.c.) kendi yolunda çalışanları ve bu uğurda canlarını seve seve verenleri elbette bilmektedir. Bazı ölüler hakkında bizim ne dediğimiz değil, Allah’ın o ölüye nasıl muamele edeceği önemlidir.



Çağımızda şehitlik kavramı da diğer bir takım değerler gibi yıpratıldı ve ucuzlatıldı. Şehit ve şahadetin ne olduğu bu kadar açıkken, İslam’ın belirlediği bu esaslar dışında, hayatını kaybetmiş kimseler için de Şehadet sıfatı kullanılmaktadır. Açıktır ki bu övgü sıfatı İslam’a ait bir değerdir. Hayatlarına İslami ilkeleri temel almayanların, İslami değerlere karşı olanların, kendi kutsalları uğruna ölenler hakkında bu kelimeyi kullanmamaları gerekir.



             Böylece sağ iken önem vermedikleri İslami bir hükme, öldükten sonra da uymama dürüstlüğünü göstermiş olurlar. Zaten onlar ölülerine hangi ismi verirlerse versinler; Allah’a dönen ölünün durumunu Yüce Rabbimiz herkesten çok iyi bilmektedir. Onu dünyada iken peşinde gittiği inancına ve işlediği ameline göre hesaba çekecektir. Tekrar vurgulamak gerekir ki “Şehadet” olayı, Allah’a ve O’nun bütün ayetlerine güçlü bir tanıklıktan sonra, bu tanıklığın bir gereği olarak O’nun dinine iman, Salih amel ve cihatla yardım etmenin ve bu uğurda canı verebilmenin bir sonucu ve mükâfatıdır. Allah’ın kullarına vermiş olduğu mühlet elbette ki bir gün sona erecektir. Bu mühlet neden hak dini üzerinde olarak tamamlanmasın ki? Rabbimiz şehitliği isteyen herkese nasip etsin.



           HAZIRLIYAN: SERPİL İPEKÇİ



           KAYNAK: İSLAMIN TEMEL KAVRAMLARI



           YAZAR: HÜSEYİN K.ECE

 
Serpil İpekçi
Bu yazı 109 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: