Navigation


Tarih: 21 Ağustos 2008 Perşembe



SİZE CENNET VAR
SİZE CENNET VAR
 

                Her yer yanıyor. Ve siz yine küskünsünüz bize. Bize, tüm Müslüman âlemine…



“Bize, ne Müslüman halklardan ne de Araplardan bir ümit yoktur. Bizim ümidimiz Allah’tan sonra yine biziz” diye yankılanan sesinizi duyuyor üzülüyoruz. Kendimizi çaresiz ve suçlu olarak görüyoruz. Ve suçluyuz da.



                     Herkesin sizi unuttuğu bir dönemde, yine Gazze yanıyor. Çığlıklar yükseliyor gökyüzüne, dünyanın kulaklarını tıkadığı çığlıklar. Bu çığlıklar içerisinde, bir genç yaralanan diğer arkadaşını güç bela tenha bir yere çekiyor TV ekranlarında. Yerde can çekişen arkadaşının son dakikalarının olduğunu hisseden genç bırakıp kaçmıyor onu. Ya da ağıtlar yakmıyor başında. Bu ibretlik haberi sonuna kadar izliyorum: Genç, can çekişen arkadaşının kulağına eğilip “Lailahe illallah, Allah’u Ekber” diye haykırıyor. Arkadaşının bu sözleri tekrarlamasını istiyor. Belli ki, can çekişen arkadaşını, dilinde bu sözlerle uğurlamak istiyor, telkinde bulunuyor. Cennetini telkin ediyor ruhuna, diline, kalbine. Söyleyecek takatinin olmadığını biliyor can çekişen arkadaşının. Söylemese de onun bu sözcükleri son nefesine kadar duymasını istiyor. Kanı su olmuş yerlere akan genç, bitmiş sesine rağmen, büyük bir gayretle o cümleleri tekrar ediyor:



                                           “Lailahe illallah, Allah’u Ekber” …



         Ve bir kuş daha uçuyor, cennet kapılarına. İnanın! Gözü yaşlı izliyoruz sizleri.



         Bu duygularla Mekke döneminde işkencelerin yoğunca olduğu bir dönemde, Yasir ailesine, Resulullah’ın onlara va’dettiği cennet kokan sözcükler geliyor aklıma. Rasulullah işkencelerle ölmekte olan bu kişilere sabır tavsiye ettikten sonra, eğilip onlara şöyle diyor: “Size cennet var” Onları böyle uğurluyor güzel yolculuklarına.



          Evet, Ey Filistin! Size cennet var. Böyle bir netlik var hayatınızda…



Bakmayın oradan gördüğünüz gibi güzel ve net değil her şey buralarda.Sizin ki gibi bir netlik yok hayatımızda. Gri hâkim olmuş renksiz hayatımıza. Elimizdeki fırsatları değerlendirme kabiliyetimiz yok denecek kadar az. Olan da alınıyor. Sizin saflarınızın hep sık tutulduğunu görüyorum. İnanın bizim saflarımız bir örümcek ağı gibi, öyle karışık ve bozulmaya hazır ki!



Sizler bunca eziyet ve zulme rağmen dimdik ayakta imanınızın gücüyle durabiliyorsunuz. Karanlıklar aydınlığı buluncaya dek sürecek bir mücadelenin içindesiniz. Gözlerinizin kapanmadığını, yüreklerinizin gökte, gönüllerinizin hep açık olduğunu buralardan görüyoruz. “Acınacak durumda olan biz miyiz” diye düşünmüyorum değil. Kızmayın, sitem etmeyin.



Bunca nimet ve rahatlık içinde, gözlerimiz kapalı, kulaklarımız sağır, gönüllerimiz yerde yaşıyoruz sanki!



           Dedim ya! Sizin hayatınızda bir netlik var. Bilinmezliklerin içinde yüzen bizler, kara ile beyaz arasında grileşip duruyoruz. Bir netlik yok. Siz imanınızın savaşındayken, bizler hala yalanlarla süslü nefsimizle savaşıyoruz. Küskünsünüz bize biliyorum. Nefsimizin zayıflığına verin. Ama Resulullah’ın vaadinden dolayı sizin adınıza seviniyoruz: “Size cennet var.”

 
Nurcan Haydaranlı
Bu yazı 76 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: