Navigation


Tarih: 07 Ekim 2008 Salı



ŞOFÖR VE YOLCULARIN DİKKATİNE!!!
ŞOFÖR VE YOLCULARIN DİKKATİNE!!!
 
Hayırlı yolculuklar. Koltuklarınıza oturdu-

nuz. Çevrenize bakınıyorsunuz. Dağlar ovalar evler...

Yorulmaya başladınız. Yanınızdaki ile bir

süre konuştunuz. Sonra uyumaya geçtiniz.

Birden bire bir teklif geldi “cola içermisiniz?”. “İçerim”dediniz. Şoför bir müzik açtı. Şarkılar arka arkaya sıralanıyor. Bazıları aşk tutkusu

ile ilgili, bazıları isyankar bazıları gelecek

istekleri ile ilğili... Bu arada gözünüz gazete-

nize ilişti.Gazetenizde de hep magazin, köşe bucakta kalan gündem meseleleri, ilk sayfada bikinili sanatçı resimleri ve merak ettiğiniz

spor sayfası, hepsini incelediniz. Yine can

sıkıntısı bitmiyor. Bulmaca çözmeye başladı-

nız. Sağdan sola resimde görülen sanatçı,eski mısırın güneş tanrısı...

Bu arada çantanızdan nestle çikolata çıkar-dınız, tadına vara vara yemeye başladınız.

Şoförde yola baka baka yoruldu. Gözleri

açık ama beyin uykuya geçiyor. Çalan şarkı-

larda tam uygun. Beyin yorgunluğunu arttırmaktan başka bir şeye yaramıyor. Neyse! Kendilerine gelmek için mola verdiler. Bu molada öyle bir saatte verildi ki hiç namaz vaktine uygun değil. “Neyse” dediniz “yolcu-

lukta namaz kılması çok zor.En iyisi ki kazaya bırakalım” kararını verdiniz. Yolculardan bir kısmıda namaz kılmayı bile düşünmediler.

Aniden bir ses; “tüm yolcular arabaya! Kimse kalmasın”. Yine yola koyulmaya başladılar. Bu yolculukta herkesin yola çıkmasının sebebi başka başka idi.kimisi sevdiklerine ulaşacak, kimisi ticaret yapmak için yola çıkmış. Kimisi tatile çıkıyor... Tekrar uzun bir yol. Yolculardan kimisi uyuyor kimisi de uyanık. Şoför almış parmaklarının arasına bir sigara, direksiyona yön veriyor. Bu sırada biraz dikkati dağıldı. Direksiyona hakim olamadı. Araba yoldan çıktı. Aman Allah’ım. Tam virajdan dönecekti ki aşağılara doğru takla atmaya başladı. Yolcular arabadan savruluyor. Gürültü, feryat, cam parçaları, insanlar etrafa dağılıyor. Eyvah! Yolculardan bir kısmı ölüyor, bir kısmı ağır yaralı, bir kısmı da baygın. “Ne oldu! Neredeyiz” diyorlar. “Burası neresi, nereye geldik” anlıyorlar ki,

burası başka alem. Anlaşılan dünya hayatlarının son perdelerini yaşamışlar. Artık mühlet bitti. Bundan sonra ne olacak.

Rasulallah (s.a.a.) şöyle buyuruyor: “insan öldüğü hal (amel) üzere dirilir”. Bu yüzden son anlar çok önemli. Son olarak neye şahit oldun, ne durum, hangi düşünce, hangi amel ve hangi pisikoloji üzere idin.

Gözler çıplak kızlara bakmış, manasız köşeler okumuş, sonu olmayan maçları takip etmişti.

Midesinde Amerikan colası, İsrail çikolatası vardı. Kulaklarından içeriye isyan içerikli ve boş şarkılar girmişti. Beyin anlamsız düşüncelerle meşguldu. Yolculuk tamemen ilahi hedeften yoksundu. Namazını ertelemiş, kılık kıyafeti de ilahi emire uygun değildi.

Sizce son şahitliği böyle olan bir insan nasıl karşılanırdı. İlahi terbiyeden yoksun olan bu insan (lar) yüce Allah’a nasıl hesap verecekti. Ne hedefi, ne yolculuğu ne de itaati hiç biri Allah’a göre değildi. Aniden gelen ölüm, kendince yaptığı planları ama hepsini alt-üst etmişti. Herşey bitmişti...

Ölmeyenlere ise yeniden başlamaları için, yeni bir fırsat daha verilmişti. İşte bu yüzden asıl olan yolculuğu düşünmemiz gerekir. Sizce gerçekte biz hangi yolculuğa çıkmışız?

B i r a z    d ü ş ü n e l i m   o l u r   m u ?

 
Eğitim
Bu yazı 180 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum:



Yorumlar
zeynep Yazdı:
yazılarınız çok güzel