Navigation


Tarih: 10 Mart 2010 Çarşamba



SUÇLU GENÇLER Mİ?
SUÇLU GENÇLER Mİ?
 

Hep sorarız “Gençlik nereye gidiyor” diye. Sorarız ama sonunda gençleri suçlu çıkarır, yerden yere vururuz. Ama olanaklar sunmayan, kurum ve kuruluşları, dini- vicdani- ahlaki değerleri vermede geciken aileleri, kısacası kendimizi hiç sorgulamayız.



Genç nüfus oranının yoğun olduğu bir ülkeyiz. Ama işsiz genç kesimin de fazlaca olduğu bir toplumuz. En az yatırım onlar için. Üniversite kapılarında yığılan, bitirdikten sonra da hiç üniversite bitirmemiş gibi iş arayan yine bizim gençlerimiz. Hatta değil üniversite, “hangi liseye gitmem gerekiyor diye” ikilemde kalan bizim başörtülü gençlerimiz.



Bu sıkıntıları yaşayan, iş bulamayan, iş bulamadığı için evlenemeyen, ya da evlenip de gırtlağına kadar borçlara boğulan, elindeki üniversite diplomasının kendisi için çok anlam ifade ettiği ama iş veren için hiçbir değeri olmayan bu gençlerimizin durumu içler acısı.



Peki bu maddi sıkıntıların gençlerde oluşturduğu boşluğu neler dolduruyor? Medya içimizde en iyi iş gören sanırım. Kendince gençlere sahip çıkan, ama etkin olan kuruluşlardan biri. Ahlaksızlığı özene bezene sunan programların sayısı hiç de az değil. Maceraperest yaşayan gençlerimiz hep onların eseri. Okul kapılarında bıçakla dolaşan, silahla korkutan, öğretmenine el kaldıran çocukların ilham aldığı macera filmleri yayın hayatında önemli bir yere sahip. Tabii dizi başından kalkmayan anneleri, maç hastası babaları da bu suça ortak g?stermek gerek. Vicdani ve ahlaki değerleri vermeyi başaramayan bir çok ailenin belli bir yaşa gelen çocuklarından fazlaca beklentiye girmeleri ise bir drama.



Hal b?yleyken “gençlik nereye gidiyor” diye soramıyorum. Nereyi gösteriyoruz ki oraya gitsinler? Biz Müslüman aileler bile, “Zeyneplere, Fatmalara, ?merlere, Alilere” benzesinler diye çabalarken ne kadar başarılı olabiliyoruz ki toplumun sahip olduğu bu olumsuz değerler karşısında?



Tabii bu kadar karamsar durmamak gerek. Tüm bu olumsuz şartlara karşılık, camilerin dolup taşmasına sebep olan gençler, başörtüsü mücadeleleri ile her dönem farklı yüzlerin sokaklara meydan okuyuşu bizleri ümitlendiriyor. Belki de toplumu düşünceleriyle ayakta tutan, toplumun ahlaki değerlerini korumaya siper olan işte bu gençler. Belki de biz onlardan çok şey öğreniyoruz.



Bize düşen çok şey var. Görevini yerine getirmede başarısız olan çocuklarımız değil, aslında biz anne babalarız. Bakın “oku, çalış, kazan” diye (ki bundaki baskıyı hiçbir şeyde göstermiyoruz) dürttüğümüz çocuklarımız, kazansalar, okusalar bile hayatlarının ileriki zamanlarında karşılaştıkları zorluklarla bu defa savaşamayabilirler. Eksik kalan maneviyatları ellerinde diplomaları olsa bile yanlışlıklara sürükleyebiliyor onları. Bir yandan Müslüman olduğunu söyleyen bir çok aileler, ahlaksızlık içeren birçok TV kanallarını kontrolleri altında bile tutamazken, birçok aile de çağdaş olsun diye ahlak namına olanı da yok ediyor.



Hal b?yleyken “Gençlik nereye gidiyor?” diye klasikleşmiş bu soruları sormaktan vazgeçip, onlara vermemiz gereken güzel ahlakı verelim. Verelim ki, zaten dışarıda karşılaşacakları sorunlara verdiğimiz güzel ahlak ve vicdan “kalkan” görevi görsün.



Ve bir daha “Gençlik nereye gidiyor?” diye bu soruyu sormayalım. Biz nereyi gösteriyoruz, ona bakalım ve ç?züm üretenlerden olalım.

 
Nurcan Haydaranlı
Bu yazı 81 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: