BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

“Rabbim bana erdemli bir (evlat) bağışla.”
“Bunun üzerine ona uyumlu ve olgun oğlan çocuğu müjdeledik”.
“Derken çocuk onun çaba ve tasasına ortak olacak olgunluğa eriştiğinde, (İbrahim) şöyle dedi; yavrucuğum kendimi rüyada seni kurban ederken görüyorum, bir bak bakalım sen bu işe ne dersin (oğul) babacığım! Dedi. Sana emredileni yap inşallah beni sabredenlerden bulacaksın”.
“Sonunda o ikisi Allah’a teslimiyetlerinin bir gereği olarak (vardıkları sonuca) uydular (babası) onu yüz üstü yatırınca;”
“ Biz kendisine ey İbrahim!diye seslendik”
“Artık rüyanı gerçekleştirmiş bulunuyorsun nitekim biz iyilik yapanları böyle ödüllendiririz”
“Hiç şüphesiz bu, elbet apaçık bir sınavdı.”
“Ve biz ona fidye olarak muhteşem bir kurban verdik.”
“Geriden gelen herkesin zihninde ona ilişkin (örnek) bir hatıra bıraktık! Ve selam olsun İbrahim’e!”
“İyileri biz işte böyle ödüllendiririz. Zira o bizim gerçek mümin kullarımızdan biriydi.” (Saffat 100/110)
Hamd ölümü ve hayatı elinde tutan, bütün yaratılmışların ihtiyacını gideren yarattıklarını korumak ona güç ve ağır gelmeyen tek ve bir olan Allah’ımızadır. Salât ve selam H.z. İbrahim’e, H.z. İsmail’e, H.z. Muhammed (S.A.V)’e, tüm peygamberlere ve tüm takva bilinci kuşananlara olsun.(âmin)
Muhterem Genç Tefekkür dostları, Allah’ın izniyle bir kurban bayramı sürecine daha girmiş bulunuyoruz. Kurban bayramının en büyük getirisi Rabbimize yakınlaşmayı sağlamasıdır. Kurban bayramında kurbanları asıl kabul olunanlar, kurban edilebilecek bir hayvan bulamış olsalar dahi Rabbine yakınlaşmayı becere bilenlerindir. Rabbimize yakınlaşmayı, onunla aramıza giren her türlü engeli ortadan kaldırmayı, kenara çekmeyi başardığımız oranda bayram etme hakkına sahibiz. Aksi halde kurban (yakınlaşma) bayramı değil, et bayramı yapanlardan oluruz.
Dedemiz ( H.z. İbrahim’den bahsederken ondan “dedem” diye söz etmekten büyük bir keyif alıyorum) H.z. İbrahim daha önce kendi canıyla sınanmıştı, bu büyük imtihanı alnının akıyla başarılı bir şekilde tamamlamıştı. Lakin bu ikinci sınav birinciden daha yaman ve daha çetindi. İstenen kendi öz canı değildi. Ömrünün son çağlarında kendine verilmiş bir lütuftu. Küçücük bir bebek de değildi artık. Onunla beraber yürüyor, geziyor, babasına yardımlarda bulunuyordu. Zaten halim-selim olan bu çocuk babasının derdine, tasasına da ortak olmaya başlamıştı. Bir ebeveyn için tarifsiz zevk ve neşve kaynağıdır böyle bir evlat! Nitekim H.z. İbrahim için İsmail de öyle zevk ve neşve kaynağı oldu H.z. İbrahim’in gönlünde onun sevgisinin katlandığı günlerde rüyada H.z. İsmail’i boğazladığını görüyor. Biricik Rabbi’si ondan İsmail’ini istiyordu.
Şöyle bir durup düşünelim H.z İbrahim oğlunun boyuna posuna baktığı ve dolayısı ile sevgisinin arttığı günlerde Rabbini –hâşâ- asla arkaya atmamıştı, yapması gereken kulluk vazifelerini unutmamış ve ertelememişti de. Ama Rabbi İsmail’i istiyordu… Şüphesiz büyük bir imtihandı bu… Buradan şu sonuca varabiliriz ki, ancak sevdiğimiz ve değer verdiğimiz şeyler bizim imtihanımız olabilir!
Bizler de hayatlarımızda sevdiğimiz değer verdiğimiz şeylerle imtihan edileceğiz elbet. Deyim yerinde ise Allah bizim de İsmaillerimizi ( sevip değer verdiğimiz her şeyimizi düşünebiliriz) isteyecek elbet! Samimiyetimizin ölçüsü, imanımızın gücü belli olsun diye!...
Değerli Tefekkür dostları, bizim İsmaillerimiz neler? Hayatımıza bakıp neleri feda etmemiz, pardon kurban etmemiz gerekiyor iyi düşünmemiz lazım. İşte eğer kurban bayramı bize asıl kurban edilmesi gerekenleri hatırlatıp, kurban ettirip, Allah’a yakınlaşmamıza vesile oluyorsa işte o zaman kurban bayramımız tam bir yakınlaşma bayramı olur.
Başörtülü oldukları için öğrenim haklarından vazgeçenler de asıl itibariyle İsmail’lerini kurban etmiş olanlardır. Unutmayın Rabbimiz eş- Şekur’dur. Fidye onlar için de söz konusu, hem de, muhteşem olanından.
Allah’ın ipine sımsıkı sarılırken sarılmamıza engel teşkil eden her şey: evimiz, eşimiz, işimiz, çocuklarımız, yaşam standartlarımız, mevkiimiz, makamımız, malımız, paramız, öfkemiz, sabırsızlığımız… Kısaca bizim Allah’a yakınlaşmamıza engel olmaya çalışan ya da engel olan her şeyi birer İsmail olarak
düşünebiliriz. İsmaillerini kurban edenler fidyelerini beklesinler.
H.z. İbrahim kendinden Allah’ın izniyle emin. Fakat yavrucağı bunu nasıl karşılayacaktı. H.z. İsmail’in cevabından onun son anda değil, son ana kadar çok iyi bir eğitim gördüğünü anlıyoruz. Evet, zemin hazır aslında… H.z. İsmail’de en az babası kadar iman doldurmuştu körpe yüreciğine. Ve bu imanla “emrolunduğun şeyi yap” diyordu babasına ama babasının işi pek zordu. Ondan evladının savaşa ya da zorlu bir göreve gönderilmesi değil, bizzat kendisinin bıçağı yavrucağının boğazına sürüp kanının akıtılması istenmişti. H.z. İsmail “inşallah beni sabredenlerden bulacaksın” sözleriyle babasını rahatlatmıştı. Ve o ancak Allah’ın yardımıyla sabredebileceğini biliyordu.
İkisi de emre amade olunca tıpkı daha önce ateşin babayı yakmadığı gibi bu kez de, oğul için bıçak kesmiyordu, bu Allah’ın emriydi. Bu emri bıçak da yerine getirdi ve keskin bıçak kesemez oluverdi.
“Sizin kurbanlarınızın ne eti ne kanı Allah’a ulaşır. Ancak sizin takvanız ona ulaşır.”
Şüphesiz Allah İsmail’in kanını değil, baba – oğulun teslimiyetini istiyordu. Onlar teslimiyetlerini sununca Allah’u Teala da fidye olarak muhteşem bir kurbanlık gönderdi.
Evet, Genç Tefekkür dostları, Allah bizim O’nun için feda etmeyi göze aldığımız şeyleri değil, bizim de teslimiyetimizi istiyor. Biz O’na İsmaillerimizi sununca emin olun O’da bize bizim bilmediğimiz taraflardan fidye gönderecektir. Amenna ve saddakna…
Gelin Kurban bayramın da kurbanlıklarımızı yere yatırırken, İsmaillerimizi de yatıralım. Bu bilinç ve teslimiyetle Kurbanlarımızı (İsmaillerimizi, yakınlaşma vesilelerimizi)Rabbimize sunalım.
Sen canınla sınandın korkmadan, yalpalamadan, taviz vermeden ateşin ortasına yanacağını göze alarak atıldın. Cananınla, biricik yavrucağınla sınandın, kurban olacak bilinciyle eline bıçağı aldın!
Allah yaptıklarını beğendi Ey İbrahim! Asırlardır yaşantın inananlara hep en iyi örnek olarak gösterildi.
Geriden gelenlere muhteşem örneklik bıraktın, selam sana Ey İbrahim!
“Ahmakça kendini harcayan kimseler bir yana, kim İbrahim’in inanç sisteminden yüz çevirebilir ki? Biz onu Dünya’da seçkin kılmıştık, ahirette ise o kesinlikle erdemliler arasında yer alacaktır.”
Çünkü:
“ Rabbi O’na teslim ol dediğinde, karşılığı şu oldu: “ Âlemlerin Rabbine teslim oldum”.” Bakara 130 / 131
SADAKALLAHULAZİM