| TÖRE CİNAYETLERİNE(filmlerine) ELEŞTİREL BİR BAKIŞ |
| Son günlerde, malum medya t.v.lerinde, törelere dayalı filmler oldukça revaçta. Görünürde halkın sorunlarına yönelen ve yanlış gelenekleri eleştirmek için yapılan bu filmler, halkın sorunlarına samimiyetle eğilmediği ve düzeltmek için de yapılmadığı gibi aziz İslama hakarete kadar gidiyorlar! Bu filmlerin, halkın değerleriyle, gelenekleri ile yoğrulmuş izlenimi veren, oysa halkın genel yaşantısı hakkında oldukça yanlış genellemelerde bulunduğunu görüyoruz. Her zamanki gibi toplumu şöyle veya böyle dönüştürmeye uğraşan toplum mühendislerinin, bu filmler ile şöyle olmalı, böyle yaşanmalı tarzında direktifleri veriliyor. Gerçekler ters yüz ediliyor ve yine hakikatler rant kavgasına feda ediliyor! Örneğin Sıla filmi Eğer gerçekten halkı yansıtıyorsa, neden halkın belirli özellikleri bu filmlerde gösterilmiyor? Sadece olumsuz ve kötü bazı adetler ısrarla işleniyor, nedense filmde yer alan ağalar ve onların eşleri Müslüman geleneklere sahip görünmüyor. Oysaki yurdumuzun en ücra köşesinde bile dinin belli başlı göstergeleri yaşanmaktadır. Geleneksel kıyafetlerde hep başörtüsü vardır örneğin. Ya da halk genelde namazında niyazındadır. Haydi, gençleri bir tarafa bırakalım, yaşlılarda bile namaz kılan kimse görünmüyor. Halk öyle olmadığından mı yoksa siz, malum toplum mühendisleri böyle görmek istediklerinden mi? Aşiret ağası bile olsa namaz kılan insanımız çoğunluktadır. Filmlerde ise halkın sahip olduğu değerler görmezden geliniyor, ısrarla halkın günlük yaşantısından dinin yaşanan emirleri çıkarılıyor, namazsız, niyazsız, başörtüsüz haram-helal vurgusu yapılmayan bir halk görüntüsü oluşturuluyor. Varsa yoksa töre, töre Töre kanunları nereden çıkmış? Zulmü, adaletsizliği hayat tarzına dönüştürmüş, fıtratını bozmuş insan kafasından! Töre kanunlarının sanki İslamın eseri imiş gibi vurgulanmasına ne demeli? Hâlbuki törenin İslam dininde hiçbir dayanağı yoktur! Eğer töre kanunlarının yanlışlıkları, adaletsizlikleri ve zulmü vurgulanmak isteniyorsa, neden bundan sanki İslam dini sorumlu imiş gibi gösteriliyor? Töre demek İslam demek midir? Ne münasebet! Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Filmlerde gösterilen yanlışların yerine hangi doğrular konuyor? Dikkat eder misiniz? Törenin zulüm kanunlarını İslamdan kaynaklandığına dair, bilinçaltına ısrarlı bir vurgu yapılıyor, insanımızın kendi dininden nefret etmesi amaçlanıyor. Bu yapılırken yanlış ve adaletsiz adetler bile sevimli bir maske ile (nefse hoş gelecek şekilde) gösterilirken, İslamın doğrularına en ufak bir işarette bile bulunulmuyor! Bulunulmadığı gibi doğru diye batılı hayat tarzı dayatılıyor. Çıplaklığın olağan gibi gösterilmesi, sürekli isyan eden, baş kaldıran kadınların her türlü ahlaksızlığı özgürlük adına yaşamaya kalkması ve bunda diretmelerinin özendirilmesi örnek diye gösteriliyor. Hiçbir kural dinlememeyi çağdaşlığın bir gereği ve olmazsa olmazı diye kabule zorlamak da cabası Bunlara karşı çıkanı gerici, çağ dışı olarak göstererek bilinçler tutsak ediliyor. Batılı hayat tarzından başka alternatiflerin kabul edilmemesi ve çirkin gösterilmesi, dini yaşantının kötülenmesi, kökleşmiş aile yapısını bozmaya yönelik girişimlerdir. Okumak için evden kaçan kızların öldürülmesi, İslamın hangi ilkesinden, Kuranın hangi ayetinden ya da Resulün hangi hadisinden çıkarılmıştır?!. Sorarım sizlere! Bu koskoca bir iftiradır aziz İslama yapılan! Dinimiz ilim elde etmeyi asla yasaklamadığı gibi ilim Çinde de olsa alınız diye buyurarak teşvik etmiştir. Bu konuda kadın- erkek ayrımı da yapmamıştır. Şunu söylemek gerekir ki, Müslüman kimliğini hala üzerinde taşıyan halkımız, kızını okula gönderirken dininden, imanından olmasını istemiyor. Aksine başörtüsüyle, arıyla, namusuyla okuyabilecekse amenna! Haa! İlim yolları laiklerce kapatılıyorsa, yasaklar konuyorsa değerlerine, alın başınıza çalın okulunuzu! Halkımız bizi dinimizden, imanımızdan edecek ilim istemiyoruz demektedir. Böyleyken filmlerde kurgulanan şahsiyetler, okuyup da dini arkasına alan, iman yoksulu kişiler olarak lanse ediliyor. Bu kahramanlar! ne hikmetse, hep kendi halkının değerlerine yüz çeviren ve batılı yaşam tarzına kul-köle olmuş, bu tarzı da göklere çıkaran uğrunda çile çeken tipler olarak gösteriliyor. Böylece halka, siz de böyle olun! Köhnemiş töreleri(haşa! Dininizi) bırakın, modernleşin ki bu törelerden kurtulasınız!demeye getiriyorlar. Sanki modern batı toplumunda her şey güllük gülistanlık, hiç zulüm, adaletsizlik, ahlaksızlık, pespayelik, yalan dolan yokmuş gibi, halkı modern küfür yaşamına davet ediyorlar! Ardan, namustan ahlaktan soyutlayarak tam bir iffetsizlik bataklığına çağırıyorlar marifetmiş gibi! Bu filmlerde dikkatlerden kaçmayan önemli bir özellik de, hrıstiyanvari değerlerin yüceltilmesi ve sevimli gösterilmeye çalışılmasıdır. Halkın asıl değeri olan İslami değerler aşağılanıp, en çirkin şekillerde ifade edilerek halkı kendi öz değerlerinden imanından soğutmaya çalışıyorlar. Buna karşılık hrıstiyanca özellikler, güzel gösterilerek, dost göstererek benimsetilmeye gayret ediliyor. Kısaca siz Müslümanlığınızdan sıyrılın, hrıstiyanlaşmak size daha çok yakışacak vurgusunu yapıyorlar. Her filmde işte böyle bangır bangır bağırıyorlar! Hrıstiyanlaşalım diye! Bu filmlerin Mardin, Midyat gibi Hrıstiyan veya yezidi inanışta olan halkın bulunduğu yerlerde çekiliyor olması bir tesadüf müdür? Daha geçenlerde bir üniversitenin rektörü(mahalle papazı) ne demişti hatırlayın? Keşke Anadolu Müslümanlaşmasaydı, hrıstiyan kalsaydı! temenniye bakın! İşte bu töre filmlerinin de niyeti bu. Halkı dönüştürmek! Binlerce yıldır Müslüman olan Anadolu halkına bundan daha büyük hakaret olur mu? Bu gerçeği görmemek için kör olmak, akıl ve izandan yoksun olmak gerekir! Bir taraftan da Anadolu toprakları üzerinde emelleri olan batılılar ve onların içerdeki işbirlikçilerinin gerçek niyetleri de ortaya çıkıyor tek tek! İçerdekiler malum medya t.v.ler, rektörler, dışarıda Avrupa ülkeleri Gelelim filmlerde işlenen aşklara Aşık olmak, sevmek dinimizce suç değildir. Lakin aşk diye zinayı meşru göstermeye kalkarsanız halk tepki verir tabii Aşkın haram yollardan yaşanması gerekiyormuş gibi dayatırsanız hiçbir Müslüman buna olur vermez! İnsan fıtratındaki sevgiye, aşka meyyal yönü harama yöneltmek kesinlikler caiz değildir. Evden kaçarak evlenmek zinaya gidişin bir yoludur. Sanki meşru hiçbir yol kalmamış gibi göstermek gerçekleri ters yüz etmektir en basitinden! Dinimizde ve geleneklerimizde örfleri uygulayarak eğer ciddi iseniz, sevdiğinize talip olur, nasipse evlenir yaşar gidersiniz. Çevremizde buna dair birçok örnekle karşılaşmışızdır. Sevmek suç değildir. Sevgiye haram yollardan gitmek suçtur ve halk tarafından da kabul edilemez bir yanlıştır. Tabii dinimizden gelen zina haramdır emri gereğince Bir diğer konu Geleneklerde yer alan tecavüze uğrayan kızlar veya kadınlar ya öldürülüyor ya da istemediği ile evlendiriliyorlar. Bu durum yargısız infazın en insafsızca sı! Kimin suçlu olduğunu bilmeden araştırmadan hep kadınlar, kızlar cezasını çekiyor; erkeğe gelince elinin kınası! Sanki erkeğe haram yollar serbest de kadına yalnız yasak! Her şeyden önce haramı işleyen kadın olsun erkek olsun fark etmez, ikisine de büyük günahtır. Hakka tecavüz varsa, suçlu olan tecavüzkârlar cezalandırılır. Yoksa mağdur olan zulme uğrayan değil suçlu olmadığı halde töre kararıyla öldürülen kızlara zulüm üzere zulüm yapılmış demektir. Haksız yere bir canı öldürmek dinimize göre bütün insanlığı öldürmek gibidir. Cezası da oldukça caydırıcıdır. Cana can! Cezalar caydırıcı olmazsa, toplumda kötülüğün kökü kurutulmayacaksa niçin konsun? İşte dinimiz cezalarda bile toplumun hayrını temizliğini öngörüyor ve bozulmasın diye ne gerekiyorsa onu emrediyor. Her aklına esen kanun yapamaz ve uygulayamaz. Töre emrediyor! Töre ne diyorsa o demek, keyfiliğe kapı aralar, zulüm ve adaletsizliği artırır. Halkın yanlış adet, gelenek ve göreneklerini düzeltmek istiyorsanız, yerine doğruları koyacaksınız. Gerçek niyetiniz buysa tabii Her şeyden önce şunu da bilmelisiniz ki; gelenek ve adetlerin tümü İslamdan kaynaklanmamaktadır. Her toplumun geleneği ve adetleri de birbirinden farklıdır. İslamın yayıldığı toplumlarda adet ve gelenekler, İslamın evrensel ilkeleriyle çatışmıyorsa makbul görülmüş, çatışıyorsa terkedilmiştir. Halen terk edilmeyen gelenekler varsa bunlar da ancak İslami değerlerin ikame edilmesiyle düzelebilir ve toplum felaha erişebilir. Yanlışı yanlışla, kanı kanla temizleyemezsiniz. Halkın arasında yaşanan adaletsizliklerin, zulmün, yanlış geleneklerin faturasını İslama çıkaramazsınız! Çünkü bunlardan aziz dinimiz sorumlu değildir. Sizin gibi (malum medya, ve t.v.leri) batılı hayat tarzına ram olmuş, yanlışı doğruya, iyiyi kötüye tercih etmiş, nefsinin kölesi olup, kula kul olmayı tabi gören sizler mesulsünüz. İslamda ise yalnızca âlemlerin Rabbine kul olmak esastır. Allaha kul olan, kendi gibi bir başkasına kul olmayacağı gibi, kula kulluğu da ortadan kaldırır. Her tür zulme tavır alır, adaleti ikame eder. Tabii şu tespiti de yapmamız kaçınılmazdır. Müslümanlığının şuurunda olup bunu yaşayanlar, ancak adaleti yaşanır kılar. Şuursuz Müslüman da ne yazık ki cahilce davranıp zulüm yapabiliyor. Dinini öğrenmiyorsa, ilkeleri ile amel etmiyorsa nasıl doğruları yaşayacak ve yaşatacak? O da zulüm çarklarının bir vidası olmaz mı? Ne yazık ki olur. Hatalı ve günahkâr davranışı ile İslamı töhmet altında bırakır. Bunu öz eleştiri babından söylüyorum. Din-i mübin İslam, asla hiçbir zulmü, kötülüğü, fesadı emretmediği gibi bütün bunların ortadan kalkması için ilkeler vaaz eder. İşte aziz Müslüman Anadolu halkı! Dininize sahip çıkın! Öğrenin ve öğretin. Görmüyor musunuz? Tüm küfür ehli(hırıstıyanı, yahudisi, putperesti ile) topyekûn aziz İslama saldırıyor. Geleneklerin yanlışını bile dinimize mal ediyor. Filmleri, şarkı, türküleri bile bu amaca hizmet ediyor. Kalkın ve bu iftira kumpanyalarına bir dur! Deyin! İslamı yaşamaya ve yaşatmaya mesulsünüz. Hesabı da unutmayın! Töre cinayetlerine kurban giden, haksızca öldürülen, kan davasıyla sönen hayatlardan da sorumlusunuz. Ama hangi yönden? İslamın adaletini uygulamadığınız için! Doğruları, hakkı ve hakikati haykırmadığınız için! Yanlışın yerine doğruları koymadığınız için mesulsünüz. Aziz dininizi, İslamı hak etmediği bu töhmetlerden, ancak şuurlu bir Müslüman şahsiyet olarak kurtarabilirsiniz. İşiniz zor, yolunuz uzun ancak mükâfatınız Cennettir! |
| Şükran Taşdelen |
| Bu yazı 214 kez okundu. |
| Yorumlar |
| merve Yazdı: tabii ki yurdumuzun her karış toprağı beğenilecek nice güzellikler barındırıyor.tam da bu açıdan topraklarımız üzerinde gizli ve habis emeller taşıyanlara karşı teyakkuzda olmalıyız diyorum ben de... belli programları ne diye yapıyorlar sanıyorsunuz?su uyur düşman uyumaz. |
| Yorumlar |
| ahmet a Yazdı: gercekten mardini cok begeniyorum |
Tefekkür Dergisi