Navigation


Tarih: 18 Kasım 2008 Salı



TÖRE CİNAYETLERİNE(filmlerine) ELEŞTİREL BİR BAKIŞ
TÖRE CİNAYETLERİNE(filmlerine) ELEŞTİREL BİR BAKIŞ
 
Son günlerde, malum medya t.v.lerinde, törelere dayalı filmler oldukça
revaçta. Görünürde halkın sorunlarına yönelen ve yanlış gelenekleri
eleştirmek için yapılan bu filmler, halkın sorunlarına samimiyetle
eğilmediği ve düzeltmek için de yapılmadığı gibi aziz İslama hakarete kadar
gidiyorlar!
Bu filmlerin, halkın değerleriyle, gelenekleri ile yoğrulmuş izlenimi
veren, oysa halkın genel yaşantısı hakkında oldukça yanlış genellemelerde
bulunduğunu görüyoruz. Her zamanki gibi toplumu şöyle veya böyle
dönüştürmeye uğraşan toplum mühendislerinin, bu filmler ile şöyle olmalı,
böyle yaşanmalı tarzında direktifleri veriliyor. Gerçekler ters yüz
ediliyor ve yine hakikatler rant kavgasına feda ediliyor!
Örneğin Sıla filmi… Eğer gerçekten halkı yansıtıyorsa, neden halkın
belirli özellikleri bu filmlerde gösterilmiyor? Sadece olumsuz ve kötü bazı
adetler ısrarla işleniyor, nedense filmde yer alan ağalar ve onların eşleri
Müslüman geleneklere sahip görünmüyor. Oysaki yurdumuzun en ücra köşesinde
bile dinin belli başlı göstergeleri yaşanmaktadır. Geleneksel kıyafetlerde
hep başörtüsü vardır örneğin. Ya da halk genelde namazında niyazındadır.
Haydi, gençleri bir tarafa bırakalım, yaşlılarda bile namaz kılan kimse
görünmüyor. Halk öyle olmadığından mı yoksa siz, malum toplum mühendisleri
böyle görmek istediklerinden mi? Aşiret ağası bile olsa namaz kılan
insanımız çoğunluktadır. Filmlerde ise halkın sahip olduğu değerler
görmezden geliniyor, ısrarla halkın günlük yaşantısından dinin yaşanan
emirleri çıkarılıyor, namazsız, niyazsız, başörtüsüz haram-helal vurgusu
yapılmayan bir halk görüntüsü oluşturuluyor. Varsa yoksa töre, töre…
Töre kanunları nereden çıkmış? Zulmü, adaletsizliği hayat tarzına
dönüştürmüş, fıtratını bozmuş insan kafasından! Töre kanunlarının sanki
İslamın eseri imiş gibi vurgulanmasına ne demeli? Hâlbuki törenin İslam
dininde hiçbir dayanağı yoktur! Eğer töre kanunlarının yanlışlıkları,
adaletsizlikleri ve zulmü vurgulanmak isteniyorsa, neden bundan sanki İslam
dini sorumlu imiş gibi gösteriliyor? Töre demek İslam demek midir? Ne
münasebet! Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Filmlerde gösterilen
yanlışların yerine hangi doğrular konuyor? Dikkat eder misiniz? Törenin
zulüm kanunlarını İslamdan kaynaklandığına dair, bilinçaltına ısrarlı bir
vurgu yapılıyor, insanımızın kendi dininden nefret etmesi amaçlanıyor. Bu
yapılırken yanlış ve adaletsiz adetler bile sevimli bir maske ile (nefse hoş
gelecek şekilde) gösterilirken, İslamın doğrularına en ufak bir işarette
bile bulunulmuyor! Bulunulmadığı gibi doğru diye batılı hayat tarzı
dayatılıyor. Çıplaklığın olağan gibi gösterilmesi, sürekli isyan eden, baş
kaldıran kadınların her türlü ahlaksızlığı özgürlük adına yaşamaya kalkması
ve bunda diretmelerinin özendirilmesi örnek diye gösteriliyor. Hiçbir kural
dinlememeyi çağdaşlığın bir gereği ve olmazsa olmazı diye kabule zorlamak da
cabası… Bunlara karşı çıkanı gerici, çağ dışı olarak göstererek bilinçler
tutsak ediliyor. Batılı hayat tarzından başka alternatiflerin kabul
edilmemesi ve çirkin gösterilmesi, dini yaşantının kötülenmesi, kökleşmiş
aile yapısını bozmaya yönelik girişimlerdir.
Okumak için evden kaçan kızların öldürülmesi, İslamın hangi ilkesinden,
Kuranın hangi ayetinden ya da Resulün hangi hadisinden çıkarılmıştır?!.
Sorarım sizlere! Bu koskoca bir iftiradır aziz İslama yapılan! Dinimiz ilim
elde etmeyi asla yasaklamadığı gibi ilim Çinde de olsa alınız diye
buyurarak teşvik etmiştir. Bu konuda kadın- erkek ayrımı da yapmamıştır.
Şunu söylemek gerekir ki, Müslüman kimliğini hala üzerinde taşıyan halkımız,
kızını okula gönderirken dininden, imanından olmasını istemiyor. Aksine
başörtüsüyle, arıyla, namusuyla okuyabilecekse amenna! Haa! İlim yolları
laiklerce kapatılıyorsa, yasaklar konuyorsa değerlerine, alın başınıza çalın
okulunuzu! Halkımız bizi dinimizden, imanımızdan edecek ilim istemiyoruz
demektedir.
Böyleyken filmlerde kurgulanan şahsiyetler, okuyup da dini arkasına alan,
iman yoksulu kişiler olarak lanse ediliyor. Bu kahramanlar! ne hikmetse, hep
kendi halkının değerlerine yüz çeviren ve batılı yaşam tarzına kul-köle
olmuş, bu tarzı da göklere çıkaran uğrunda çile çeken tipler olarak
gösteriliyor. Böylece halka, siz de böyle olun! Köhnemiş töreleri(haşa!
Dininizi) bırakın, modernleşin ki bu törelerden kurtulasınız!demeye
getiriyorlar.
Sanki modern batı toplumunda her şey güllük gülistanlık, hiç zulüm,
adaletsizlik, ahlaksızlık, pespayelik, yalan dolan yokmuş gibi, halkı modern
küfür yaşamına davet ediyorlar! Ardan, namustan ahlaktan soyutlayarak tam
bir iffetsizlik bataklığına çağırıyorlar marifetmiş gibi!
Bu filmlerde dikkatlerden kaçmayan önemli bir özellik de, hrıstiyanvari
değerlerin yüceltilmesi ve sevimli gösterilmeye çalışılmasıdır. Halkın asıl
değeri olan İslami değerler aşağılanıp, en çirkin şekillerde ifade edilerek
halkı kendi öz değerlerinden imanından soğutmaya çalışıyorlar. Buna karşılık
hrıstiyanca özellikler, güzel gösterilerek, dost göstererek benimsetilmeye
gayret ediliyor. Kısaca siz Müslümanlığınızdan sıyrılın, hrıstiyanlaşmak
size daha çok yakışacak vurgusunu yapıyorlar. Her filmde işte böyle bangır
bangır bağırıyorlar! Hrıstiyanlaşalım diye! Bu filmlerin Mardin, Midyat gibi
Hrıstiyan veya yezidi inanışta olan halkın bulunduğu yerlerde çekiliyor
olması bir tesadüf müdür?
Daha geçenlerde bir üniversitenin rektörü(mahalle papazı) ne demişti
hatırlayın? Keşke Anadolu Müslümanlaşmasaydı, hrıstiyan kalsaydı!
temenniye bakın! İşte bu töre filmlerinin de niyeti bu. Halkı dönüştürmek!
Binlerce yıldır Müslüman olan Anadolu halkına bundan daha büyük hakaret olur
mu? Bu gerçeği görmemek için kör olmak, akıl ve izandan yoksun olmak
gerekir! Bir taraftan da Anadolu toprakları üzerinde emelleri olan batılılar
ve onların içerdeki işbirlikçilerinin gerçek niyetleri de ortaya çıkıyor tek
tek! İçerdekiler malum medya t.v.ler, rektörler, dışarıda Avrupa ülkeleri…
Gelelim filmlerde işlenen aşklara… Aşık olmak, sevmek dinimizce suç
değildir. Lakin aşk diye zinayı meşru göstermeye kalkarsanız halk tepki
verir tabii… Aşkın haram yollardan yaşanması gerekiyormuş gibi dayatırsanız
hiçbir Müslüman buna olur vermez!
İnsan fıtratındaki sevgiye, aşka meyyal yönü harama yöneltmek kesinlikler
caiz değildir. Evden kaçarak evlenmek zinaya gidişin bir yoludur. Sanki
meşru hiçbir yol kalmamış gibi göstermek gerçekleri ters yüz etmektir en
basitinden! Dinimizde ve geleneklerimizde örfleri uygulayarak eğer ciddi
iseniz, sevdiğinize talip olur, nasipse evlenir yaşar gidersiniz. Çevremizde
buna dair birçok örnekle karşılaşmışızdır. Sevmek suç değildir. Sevgiye
haram yollardan gitmek suçtur ve halk tarafından da kabul edilemez bir
yanlıştır. Tabii dinimizden gelen zina haramdır emri gereğince…
Bir diğer konu… Geleneklerde yer alan tecavüze uğrayan kızlar veya
kadınlar ya öldürülüyor ya da istemediği ile evlendiriliyorlar. Bu durum
yargısız infazın en insafsızca sı! Kimin suçlu olduğunu bilmeden
araştırmadan hep kadınlar, kızlar cezasını çekiyor; erkeğe gelince elinin
kınası! Sanki erkeğe haram yollar serbest de kadına yalnız yasak! Her şeyden
önce haramı işleyen kadın olsun erkek olsun fark etmez, ikisine de büyük
günahtır. Hakka tecavüz varsa, suçlu olan tecavüzkârlar cezalandırılır.
Yoksa mağdur olan zulme uğrayan değil… suçlu olmadığı halde töre kararıyla
öldürülen kızlara zulüm üzere zulüm yapılmış demektir. Haksız yere bir canı
öldürmek dinimize göre bütün insanlığı öldürmek gibidir. Cezası da oldukça
caydırıcıdır. Cana can! Cezalar caydırıcı olmazsa, toplumda kötülüğün kökü
kurutulmayacaksa niçin konsun? İşte dinimiz cezalarda bile toplumun hayrını
temizliğini öngörüyor ve bozulmasın diye ne gerekiyorsa onu emrediyor. Her
aklına esen kanun yapamaz ve uygulayamaz.  Töre emrediyor! Töre ne diyorsa
o demek, keyfiliğe kapı aralar, zulüm ve adaletsizliği artırır.
Halkın yanlış adet, gelenek ve göreneklerini düzeltmek istiyorsanız, yerine
doğruları koyacaksınız. Gerçek niyetiniz buysa tabii… Her şeyden önce şunu
da bilmelisiniz ki; gelenek ve adetlerin tümü İslamdan kaynaklanmamaktadır.
Her toplumun geleneği ve adetleri de birbirinden farklıdır. İslamın
yayıldığı toplumlarda adet ve gelenekler, İslamın evrensel ilkeleriyle
çatışmıyorsa makbul görülmüş, çatışıyorsa terkedilmiştir. Halen terk
edilmeyen gelenekler varsa bunlar da ancak İslami değerlerin ikame
edilmesiyle düzelebilir ve toplum felaha erişebilir. Yanlışı yanlışla, kanı
kanla temizleyemezsiniz.
Halkın arasında yaşanan adaletsizliklerin, zulmün, yanlış geleneklerin
faturasını İslama çıkaramazsınız! Çünkü bunlardan aziz dinimiz sorumlu
değildir. Sizin gibi (malum medya, ve t.v.leri) batılı hayat tarzına ram
olmuş, yanlışı doğruya, iyiyi kötüye tercih etmiş, nefsinin kölesi olup,
kula kul olmayı tabi gören sizler mesulsünüz. İslamda ise yalnızca
âlemlerin Rabbine kul olmak esastır. Allaha kul olan, kendi gibi bir
başkasına kul olmayacağı gibi, kula kulluğu da ortadan kaldırır. Her tür
zulme tavır alır, adaleti ikame eder.
Tabii şu tespiti de yapmamız kaçınılmazdır. Müslümanlığının şuurunda olup
bunu yaşayanlar, ancak adaleti yaşanır kılar. Şuursuz Müslüman da ne yazık
ki cahilce davranıp zulüm yapabiliyor. Dinini öğrenmiyorsa, ilkeleri ile
amel etmiyorsa nasıl doğruları yaşayacak ve yaşatacak? O da zulüm
çarklarının bir vidası olmaz mı? Ne yazık ki olur. Hatalı ve günahkâr
davranışı ile İslamı töhmet altında bırakır. Bunu öz eleştiri babından
söylüyorum. Din-i mübin İslam, asla hiçbir zulmü, kötülüğü, fesadı
emretmediği gibi bütün bunların ortadan kalkması için ilkeler vaaz eder.
İşte aziz Müslüman Anadolu halkı! Dininize sahip çıkın! Öğrenin ve öğretin.
Görmüyor musunuz? Tüm küfür ehli(hırıstıyanı, yahudisi, putperesti ile)
topyekûn aziz İslama saldırıyor. Geleneklerin yanlışını bile dinimize mal
ediyor. Filmleri, şarkı, türküleri bile bu amaca hizmet ediyor. Kalkın ve bu
iftira kumpanyalarına bir dur! Deyin! İslamı yaşamaya ve yaşatmaya
mesulsünüz. Hesabı da unutmayın! Töre cinayetlerine kurban giden, haksızca
öldürülen, kan davasıyla sönen hayatlardan da sorumlusunuz. Ama hangi
yönden? İslamın adaletini uygulamadığınız için! Doğruları, hakkı ve
hakikati haykırmadığınız için! Yanlışın yerine doğruları koymadığınız için
mesulsünüz.
Aziz dininizi, İslamı hak etmediği bu töhmetlerden, ancak şuurlu bir
Müslüman şahsiyet olarak kurtarabilirsiniz. İşiniz zor, yolunuz uzun ancak
mükâfatınız Cennettir!


 
Şükran Taşdelen
Bu yazı 214 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum:



Yorumlar
merve Yazdı:
tabii ki yurdumuzun her karış toprağı beğenilecek nice güzellikler barındırıyor.tam da bu açıdan topraklarımız üzerinde gizli ve habis emeller taşıyanlara karşı teyakkuzda olmalıyız diyorum ben de... belli programları ne diye yapıyorlar sanıyorsunuz?su uyur düşman uyumaz.
 
Yorumlar
ahmet a Yazdı:
gercekten mardini cok begeniyorum