Navigation


Tarih: 22 Mayıs 2012 Salı



Üç taş, bir kurban
Üç taş, bir kurban
 
                           
    
       Kurban hatırası taa Habil ile kabil kardeşlerin imtihanına kadar dayanır. Anlatılanlara göre Allah’u Teâlâ bu iki kardeşin pozisyonlarını kendilerine göstermek için bir imtihana koyar. Her ikisinin Allah’a karşı duyarlılıklarını ölçmek, imanlarını açığa çıkarmak, samimiyetlerini ispatlamak için bir şeyler feda etmelerini ister.
 
    Habil çobandır. Kabil ise bağ, bahçe işleri ile uğraşır. Her ikisi Allah’a feda edeceklerini ölçer, biçerler. Tabi ki Allah her insanın yüreğinden geçenleri bilendir. Hiçbir ayrıntı O’ndan gizlenemez. Kısaca her ikisinin niyetini biliyor. Habil Allah için en iyi ve sevdiği koyununu tercih eder ve büyük bir samimiyetle bu hediyesini kabul buyurmasını ister. Kabil ise isteksizce, bahçesinden gelişigüzel topladığı ürünlerini Rabb’ine sunar. Elbette her şeyi bilen Allah Habil’in hediyesini kabul ettiğini, kabil’in ise hediyesini kabul etmediğini bildirir.
   Bu tabloya, insanoğlunun tarihinde her zaman şahit olmuşuzdur.
  Bir sahnede daha çıkar karşımıza… Hz. İbrahim yıllar sonra kavuşmuş evladı ile girer imtihana. Hem de ne evlat! İleride peygamber olmaya layık olan bir terbiye ile yetişmiş bir çocuk. Hiç sevilmez mi? O örnek bir çocuk. Velhasıl Allah’u Teâlâ bu aileyi imtihana sokar. Hem baba, hem anne, hem de çocuk imtihana girmiştir. Herkes kendi rolünde girer bu zor yola…
     İnsanın her bir şeyi feda etmesi kolaydır. Ama yüreğini ortaya koyması çok zordur. İnsan her engeli aşabilir. Ama herkes kendi yüreğindeki engeli aşamaz.
  Bu üç kişi, hem kendisinin karşısındakini sevmesi ile, hem de karşısındakinin kendisini sevmesiyle imtihana girmiştir. Ama üçünün de kendilerinden ve karşısındakilerden daha çok sevdikleri, değer verdikleri, vazgeçemedikleri hatta O’nun uğruna yapamayacakları bir zat var. O da Allah’tır.
    Şeytan onları kararlarından vazgeçirmek için çıkar karşılarına… Babaya çok çirkin telkinlerde bulunur. Ama Hz. İbrahim aldırmaz şeytanın fikirlerine. Yerden bir taş alarak onu taşlar. Burada bir karşılık bulamayan şeytan anneye gider. Nasıl bir anne olduğunu, biricik evladını nasıl feda edeceğini defalarca telkin eder. Yüreği iman ile buram buram kokan Hz. Hacer şeytanı taşlamaya başlar. Burada da açık kapı görmeyen şeytan çocuk olan Hz. İsmail’e gider. Hz. İsmail çocuk olmasına rağmen şeytana hiçbir pirim vermez. Ve onu taşlamaya başlar. Ve akabinde Allahın kendilerine sundukları emri büyük bir teslimiyetle yerine getirmeye çalışırlar. Bunlara şahit olan yüce Allah onlara sunduğu emri durdurur. Ve lütuf olarak bir çocuğun yerine bir koç kestikleri takdirde kabul edeceğini bildirir.
   Baba, anne ve çocuk ailece imtihanları kazanmışlardır. Neleri taşlamaları gerektiklerini, kime feda olunacaklarını gayet iyi biliyorlardı. Allah, tek teslim olunması gereken zat, O’nun dışında bir ilah olmadığını ve ancak Allah’ın sözlerine göre yaşanması gerektiğini bir kez daha göstermişlerdi.
   Hayat böyle imtihanlarla dolu… Şimdi bizlere gelelim. Ailece taşlamayı öğrenebildik mi? Ailece Allah’ımıza teslim olmayı öğrenebildik mi? Kurban keserken gerçekte ne demek istediğimizi çözebildik mi? Allah için neleri feda edebileceğimizi düşündük mü?
  Neleri taşladık, bunları sıralayalım. Neleri kurban ettik Rabb’imize, bunları da sıralayalım. Ve daha sonra Allah yanındaki konumumuzu düşünelim. Habiller mi çoğalıyor, yoksa kabiller mi? Üç taşlar şeytan ve dostlarına, bir zata kurbanlar var mı hayatımızda….  
                                       
 
Zeynep Işık
Bu yazı 375 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: