| ÜMMET İÇİN VASIFSIZ ELEMAN MIYIZ? |
|
Rahman ve Rahim olan Allah’ı n adıyla…Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. O’nun yüce nebisine salât, o nebinin ehlibeytine, ashabı na ve onun izinde yürüyüp müslümanca yaşayanlara sonsuz selamlar olsun.Allah’a imanı , dilden eyleme dönüştürmeyen insanların ortak gayesi; dünya nimetlerinden olabildiğince fazla yararlanıp rahat ve huzur içinde, maddi ve manevi hiçbir sıkıntı yaşamadan hayatını devam ettirmektir. Bu insanlar dünya hayatını hiç bitmeyecekmiş gibi; ahireti de hikâye veya çok uzak bir sonuç olarak düşünürler. Asıl amacın dünya hayatında Allah’ın bildirdiği şekilde, hoşnutluğunu kazanacak işler yaparak ahireti kazanmak olduğunu göz ardı ederler. Bu hırs ve yarış içerisinde dünya nimetlerinden daha fazla yararlanayım derken gençlik geçip yaşlılık, sağlık gidip yerine hastalıklar geldiği zaman ölüm gerçeği ile yüzleşirler. Allah (c.c) yüce kitabında;“Bu onları n dünya hayatını ahirette göre daha sevimli bulmalarından ve şüphesiz Allah’ında inkâr eden bir topluluğu hidayete erdirmemesi nedeniyledir.’’(Nahl: 107)Mümin İ slam’ın ve imanın hududunu çok iyi bilmelidir. Allah’a kulluk ederken ibadetleri açıklamak, öğretmek, dünya ve ahirette mutlu olmanın yollarını göstermek için Allah’u Teala Peygamberlerini göndermiştir. Bilindiği gibi İslam dininin kaynakları ikidir. Bunlardan birincisi; Allah’ın yüce Kelamı olan Kur’an, diğeri ise Peygamberimizin (S.A.V)hayatıdır. Hiç kimse Peygamberi ve Kur’anı devreden çıkararak Allahın belirlediği amaçlara kavuşacağını sanmasın.Resulullah’ı n ahlakını soran birisine Hz. Aişe ‘’Kur’an onun ahlakıdır’’cevabını vermiştir. O Kuran’ı insanlara sadece lâfzen öğretmemiş, aynı zamanda hükümlerini de uygulamıştır. Kur’an ne emrediyorsa uymuş, neyi yasaklıyorsa herkesten fazla sakınmıştır. Resulullah mükemmel bir insan olmakla beraber; sade bir hayat yaşayan, merhametli, nazik müşfik, görevinde samimi ve fedakâr, işinde iyi ve doğru, dostunu olduğu gibi düşmanını da yargılarken hükmünde adil idi. İşte bu büyük insanda; Her çağın insanı kendi hayatında muhtelif sahalarda kendisine rehberlik edecek bir şey bulmalıdır. Günlük yaşayışında Allah’a, hesap gününe inanan insanların alacağı mükemmel bir örnek ve rehberdir. Kur’an da bu konuda Ahzab 21.ayetinde ‘’And olsun ki sizin için Allah’ı ve ahiret gününü arzu eden ve Allah’ı çok ananlar için Allah’ın elçisinde en güzel bir örnek vardır.’’buyrulmuştur.İ nsan hayatı boyunca olayları bireysel olarak düşünmemelidir. Çünkü İslam dini Peygamberimizin de hayatında gördüğümüz vahdet dinidir. Müslümanın kendi nefsine uyarak ümmet olma bilincini kaybetmesi, hayatını nefsine ve isteklerine göre düzenlemesi örneği olan Peygamberini örnek almaması demektir.“Allah ve Resulü bir i şte hükmettiği zaman, mümin erkek ve kadınlar için işlerinde seçme hakkı yoktur.’’(Ahzab 36. İnsanoğlu, tabiat olayları karşısında şaşkın, şehevi arzularının sınırladığı, alışkanlık ve geleneklerin, körü körüne atalarının izinde gitme yerine araştırmayı ve düşünmeyi öğrenmelidir. Resulullah (S.A.V) ümmetinden yani bizden akla ve tecrübeye önem vermeyi, tabiattan ve tarihten bilgi edinmeyi, akla ve mantığa uymayan metotlardan uzaklaşmayı istemiştir ki bu insanın olgunlaşması için imanının ve teslimiyetinin hakkını verebilmesi için, devamlı bir mücadele içinde olması gerekir. Cennetle müjdelenen, Allah tarafından günahlarının affolunacağı kesin olan Peygamberimiz (S.A.V)bir keresinde gece namazı kılarken bunu hatırlatan Hz. Aişe validemize ‘’Ben Allah’a çokça şükreden bir kul olayım mı? ‘’demiştir. Şimdi gelelim bize!Bize, bizim için gönderilen rehberimizi, önderimizi, modelimizi, öğ retmenimizi ne kadar ciddiye alıp örnek alıyoruz? En kolayını bulmuşuz. O bir peygamberdi, biz nasıl onun gibi olabiliriz? Yani gerçek bir mümin, gerçek bir Müslüman nasıl olabiliriz? Allah’a tam bir imanla bağlanmamamız, bizi ümitsizliğe acizliğe düşürüyor. Ama bu soruyu sormamız lazım.Biz ümmet için vası fsız bir eleman mı olmak isteriz? Yoksa dünya ve ahiret saadetimizi kazanacak çabayı sarf etmek mi? Örneklerle kendi nefsimizi sorgulayalım.1.Mesela ya ş ağaca güneş vurduğunda ağaç hayat bulur, meyve verir. Kuru ağaca güneş vurduğunda ağaç kurur, odun olur. Biz buradaki gibi, İslam’ın ilk emri olan okumayı ne kadar ciddiye almışız? Ne kadar okuyoruz, ruhumuzu ne kadar canlı, dolu tutuyoruz. Okumadığımız için de İslam’ın bize verdiği “eşref’ül mahlûkat” yani yaratılanların en şereflisi olmayı beceremiyoruz.2.Nehrin sağ tarafına şeker kamışı ekilsin, sol tarafına da normal kargı kamışı ekilsin. Kargı kamışından sepet, şeker kamışından şeker elde edilir. Örnekte olduğu gibi acaba biz ümmet için ne derece önemliyiz? Boşuna mı yaşıyoruz, yoksa bir rolümüz yok mu bu hayatta?3.Bir sahrada iki geyik vardı r. Misk geyiği yediğini göbeğinde yağa dönüştürür. Normal geyiğin yediği gübre olur.4.Bal arı sı ve eşek arısında olduğu gibi. Yoksa biz ümmet için eşek arısı mıyız yoksa bal arısı mıyız?3.ve 4.örnekte olduğ u gibi Allah’ın nimetlerini kendi şahsımız için mi; yoksa Allah’a bizi yaklaştıracak bir araç olarak mı görüyoruz? Yani enerjimiz, sağlığımız, gençliğimiz, duygularımız isteklerimiz, korkularımız v.s Allah’ın dinini yaymaya, daim yaşatmaya, yüceltmeye mi harcıyoruz? Ben kendime soruyorum!Annemiz ve babamı z için hayırlı bir evlat olabiliriz; eşimiz için iyi bir eş olabiliriz, çocuklarımız için fedakâr, müşfik bir anne olabiliriz; Ama biz Allah’ın sevdiği kul, Habibin kabul ettiği ümmet olabiliyor muyuz? Olabilmemiz için takip etmemiz gereken yolu izliyor muyuz? Salâvat getirirken; “seni seviyoruz ya Resul, sana selam olsun, biz senin taraftarınız, seni ve davanı destekliyoruz, sana tabiyiz, bağlıyız” v.s. diyoruz. Ama biz ne derece sözümüzü tutuyoruz, ne derece destekliyor ve onun getirdiği hükümlere uyuyoruz?İnsanların veya kendimizin bize Müslüman demesi önemli değil; Allah’ın bizi Müslüman sıfatına layık görmesi önemlidir. Onun için yarın Allah’u Teala’nın huzurunda hangi sıfatla anılmak istiyorsak, dünyada o sıfatı kazanmamız lazımdır. Unutmayalım ki, “Kim Resule itaat ederse Allah’a itaat etmi ş olur.’’( Nisa 80 ) Son olarak Allah’a sığınalım ve diyelim ki: “Ya Rabbi bal arısında olduğu gibi yürek peteğimizi senin aşkınla, Kur’an ve sünnet aşkıyla doldur.’’ Dilerim bu okuduğunuz yazı sizin israf hanenize yazılmamış olurFazilet Eryavuz |
| Fazilet Eryavuz |
| Bu yazı 127 kez okundu. |
| Yorumlar |
| SEMA ÇETİN Yazdı: ALLAH SİZDEN RAZI OLSUN. O KADAR GÜZEL DEĞİNMİŞSİNİZ BİREYSEL VE TOPLUMSAL ALANDA Kİ GERÇEKLERE OKURKEN İNANIN GÖZLERİM YAŞARDI. YAZARLIĞINIZIN YANINDA MANTIK YÜKLÜ, İYİ BİR ELEŞTİRMEN GÜCÜNÜZ OLDUĞUNU DA KEŞFETTİM. ALLAH YOLUNDA Kİ ÇABALARINIZA HIZ KATMANIZ DİLEĞİYLE... |
Tefekkür Dergisi