Navigation


Tarih: 29 Temmuz 2014 Salı



VAHYİN IŞIĞINDA
VAHYİN IŞIĞINDA
 



"Ramazan ayı öyle bir aydır ki; insanlara doğru yolu gösteren,
hakk (doğru) ile batılın (yanlışın) arasını ayıran Kur'an o ayda
indirilmiştir..."
(Bakara 185 )
"And olsun ki Biz Kur'an-ı  düşünmek için kolaylaştırdık. Fakat düşünen biri

var mı?..."
(Kamer suresi 17,22,32,40)
"And olsun ki (ihtarı) şu Kur'an'da türlü türlü şekillerde ifade
ettik ki
düşünüp ibret alsınlar..."
(İsra 41)
"And olsun ki Biz, bu Kur'an'da insanlara her manadan (her çeşit
teşvik
korkutma ihbar hüküm, vaadden ) türlü türlü (ifadelerle) açıklamışızdır..."
(İsra 89)

Hamd alemlerin Rabbi, Rahim, din günün  sahibinin hakkıdır, O'nundur.  Salat

ve selam şanlı Resulümüz Muhammed Mustafa (s.a.v.)'ya, temiz ailesine,
arkadaşlarına ve yolunu, çizgisini, mesajını yaşayıp taşıma gayreti
içerisinde olan  mü'min'lere olsun
Bir Ramazan ayının da sonuna yaklaşmış bulunuyoruz. Bu ayın idrakine
varıp,
günahlarından tevbe edip, arınan ve bu arınmayla hayatına yepyeni parlak ve
nurlu bir yön veren  kullarından olmayı inşallah Rabbimizin engin
merhametiyle başarırız. Zaten Ramazan ayındaki oruç sırf bu yüzden  farz
kılınmadı mı?Rabbimiz tesirini üzerimizde icra ettirsin. (amin)
Ramazan ayı denince aklımıza ilk gelen şey hep Oruç olmuştur. Lakin
Oruçla
birlikte ve aynı zamanda Ramazan ayı, Kur'an ayı'dır da.
"Ramazan ayı öyle bir aydır ki; insanlara doğru yolu gösteren,
hakk(doğru)
ile batılın (yanlışın) arasını ayıran Kur'an o ayda indirilmiştir..."(Bakara

185 )
Peygamberimizin günahlardan arınıp-korunma ayı olarak tanımladığı
Ramazan
ayı  sadece oruçla değil, Oruç -Kur'an ikilisiyle Allah'ın vaaddettiği,
kulların özlemle ve büyük bir iştiyakla istedikleri affı, mağfireti ve
günahlardan korunmayı sağlayacaktır.
Kendilerinin orucu tutuğu, orucun da  kendilerini tuttuğu mü'min'ler
bu
ayla birlikte yoğun bir şekilde Kur'an'a yönelmeliler ki arzu edilen
korunmayla vuslat gerçekleşsin.
             Bakara 185. ayette Rabbimiz Kur'an'nın indiriliş nedenini
"Doğru yolun gösterilmesi" ve aynı zamanda "hakk ile batıl" belli olsun,
"araları ayrılsın"olarak bildirmiştir. Doğru yol nedir?
Hakk nedir? Batıl nedir? İşte bütün bu kavramlar Kur'an'da açık açık
anlatılmıştır. Belli olmuştur. La ilahe ilallah diyen yığınlarca müslümanın
genel olarak ne doğru ne yanlıştır diye yüzeysel bir farkındalık içerisinde
olduklarını biliyoruz. Lakin bu yeterli mi? Malesef birşeyi bilmekle
bilinenin yaşanması arasında pek tabiki dağlar kadar fark vardır.






Şanı yüce, merhameti sonsuz Rabbimiz bizi yoktan ve örneksiz yaratanımız,
bizi bizden iyi bildiği için tanıdığı için Kur'an'da defalarca Kur'anı-ı
düşünerek okumamız gerçeğini bize hatırlatmış hatta bu düşünme işlemini
bizim için kolaylaştırmıştır.

"And olsun ki Biz Kur'an-ı  düşünmek için kolaylaştırdık. Fakat düşünen biri

var mı?..."
(Kamer suresi 17,22,32,40)
Gördüğünüz gibi sadece kamer suresinde bu ayet tam 4 defa
tekrarlanmış.

Peki bu kolaylaştırma işlemi nasıl mı olmuş?:

"And olsun ki (ihtarı) şu Kur'an'da türlü türlü şekillerde ifade
ettik ki
düşünüp ibret alsınlar..."

(İsra 41)
"And olsun ki Biz, bu Kur'an'da insanlara her manadan (her çeşit
teşvik,
korkutma, ihbar, hüküm, vaadden )türlü türlü (ifadelerle)
açıklamışızdır..."                                       (İsra
89)
Evet tüm ihtarlar, ikazlar, öğütler bir şekilde değil, türlü türlü
şekillerde açıklanmış. Niye mi? Elbette bilen fakat bildiklerinin üzerinde
yeterince düşünmeyen bizler  olur ki bu türlü türlü ifadelerden biri ile
etkilenir de aklımızı başımıza alırız.
Ramazan Ayı Kur'an ayı dedik. Cebrail (a.s.) her Ramazan  ayında
Kur'an-ı
baştan sona okurlardı. Bizler de bu mübarek ayda mümkün mertebe hatimler
okumaya çalışıyoruz.
           Ama bu okuma işlemi sırasında Kur'an-ı anlamayı da mutlak suretle

şiar edinmeliyiz. Kur'an'da yüz yüze geldiğimiz her ayeti yeniden tefekkür
etmeliyiz. Bildiğimiz ayetler bizim için yeni bir telkin oluşturmalıdır.  
Bilmediğimiz ya da yeterince tefekkür edemediğimiz için kuru bilgiden ibaret

olan ayetleri de üzerinde tefekkür ederek yaşantımızda ki eksiklerin
hataların giderilmesi, hastalıkların tedavi edilmesi  için fırsatlar
oluşturalım.
Ramazan fırsatını kaçırmadan Kur'anı gerektiği gibi anlamaya
çalışırsak ve
bu arada oruçla bileylenmiş etrafa pırıl pırıl akisler saçan ruhumuzla bu
anlamı birleştirirsek, Ramazan sonunda İnşallah İman-ı Kamil'e ulaşmış bir
insan olabiliriz. Bunun tersi olsa ne olur? Ne olacak kişi hem müslüman
olduğunu ifade edip hem de Oruc'un - Kur'an'ın anlamından uzak kalamaz. Uzak

kaldığı zaman bu ayrı düşme için mutlaka mazeretler uyduracaktır. Çünkü;
ruhu rahatsız olur. Ruhunu susturması gerekir. Ruhunu susturabilmesi için
mazeretler mutlak gereklidir. Sözlerimi Resulullah'ın bu konudaki bir
buyruğuyla tamamlamak istiyorum:

" Kişi yapması gerekirken yapmadıkları, yapmaması gerekirken yaptıkları için

mazeret bulmadığı müddetçe helak olmaz."

SADAKALLAHÜLAZİM

 

 
Ayse Üzümcü
Bu yazı 868 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: