
"Ramazan ayı öyle bir aydır ki; insanlara doğru yolu gösteren, hakk (doğru) ile batılın (yanlışın) arasını ayıran Kur'an o ayda indirilmiştir..." (Bakara 185 ) "And olsun ki Biz Kur'an-ı düşünmek için kolaylaştırdık. Fakat düşünen biri var mı?..." (Kamer suresi 17,22,32,40) "And olsun ki (ihtarı) şu Kur'an'da türlü türlü şekillerde ifade ettik ki düşünüp ibret alsınlar..." (İsra 41) "And olsun ki Biz, bu Kur'an'da insanlara her manadan (her çeşit teşvik korkutma ihbar hüküm, vaadden ) türlü türlü (ifadelerle) açıklamışızdır..." (İsra 89) Hamd alemlerin Rabbi, Rahim, din günün sahibinin hakkıdır, O'nundur. Salat ve selam şanlı Resulümüz Muhammed Mustafa (s.a.v.)'ya, temiz ailesine, arkadaşlarına ve yolunu, çizgisini, mesajını yaşayıp taşıma gayreti içerisinde olan mü'min'lere olsun Bir Ramazan ayının da sonuna yaklaşmış bulunuyoruz. Bu ayın idrakine varıp, günahlarından tevbe edip, arınan ve bu arınmayla hayatına yepyeni parlak ve nurlu bir yön veren kullarından olmayı inşallah Rabbimizin engin merhametiyle başarırız. Zaten Ramazan ayındaki oruç sırf bu yüzden farz kılınmadı mı?Rabbimiz tesirini üzerimizde icra ettirsin. (amin) Ramazan ayı denince aklımıza ilk gelen şey hep Oruç olmuştur. Lakin Oruçla birlikte ve aynı zamanda Ramazan ayı, Kur'an ayı'dır da. "Ramazan ayı öyle bir aydır ki; insanlara doğru yolu gösteren, hakk(doğru) ile batılın (yanlışın) arasını ayıran Kur'an o ayda indirilmiştir..."(Bakara 185 ) Peygamberimizin günahlardan arınıp-korunma ayı olarak tanımladığı Ramazan ayı sadece oruçla değil, Oruç -Kur'an ikilisiyle Allah'ın vaaddettiği, kulların özlemle ve büyük bir iştiyakla istedikleri affı, mağfireti ve günahlardan korunmayı sağlayacaktır. Kendilerinin orucu tutuğu, orucun da kendilerini tuttuğu mü'min'ler bu ayla birlikte yoğun bir şekilde Kur'an'a yönelmeliler ki arzu edilen korunmayla vuslat gerçekleşsin. Bakara 185. ayette Rabbimiz Kur'an'nın indiriliş nedenini "Doğru yolun gösterilmesi" ve aynı zamanda "hakk ile batıl" belli olsun, "araları ayrılsın"olarak bildirmiştir. Doğru yol nedir? Hakk nedir? Batıl nedir? İşte bütün bu kavramlar Kur'an'da açık açık anlatılmıştır. Belli olmuştur. La ilahe ilallah diyen yığınlarca müslümanın genel olarak ne doğru ne yanlıştır diye yüzeysel bir farkındalık içerisinde olduklarını biliyoruz. Lakin bu yeterli mi? Malesef birşeyi bilmekle bilinenin yaşanması arasında pek tabiki dağlar kadar fark vardır. Şanı yüce, merhameti sonsuz Rabbimiz bizi yoktan ve örneksiz yaratanımız, bizi bizden iyi bildiği için tanıdığı için Kur'an'da defalarca Kur'anı-ı düşünerek okumamız gerçeğini bize hatırlatmış hatta bu düşünme işlemini bizim için kolaylaştırmıştır. "And olsun ki Biz Kur'an-ı düşünmek için kolaylaştırdık. Fakat düşünen biri var mı?..." (Kamer suresi 17,22,32,40) Gördüğünüz gibi sadece kamer suresinde bu ayet tam 4 defa tekrarlanmış. Peki bu kolaylaştırma işlemi nasıl mı olmuş?: "And olsun ki (ihtarı) şu Kur'an'da türlü türlü şekillerde ifade ettik ki düşünüp ibret alsınlar..." (İsra 41) "And olsun ki Biz, bu Kur'an'da insanlara her manadan (her çeşit teşvik, korkutma, ihbar, hüküm, vaadden )türlü türlü (ifadelerle) açıklamışızdır..." (İsra 89) Evet tüm ihtarlar, ikazlar, öğütler bir şekilde değil, türlü türlü şekillerde açıklanmış. Niye mi? Elbette bilen fakat bildiklerinin üzerinde yeterince düşünmeyen bizler olur ki bu türlü türlü ifadelerden biri ile etkilenir de aklımızı başımıza alırız. Ramazan Ayı Kur'an ayı dedik. Cebrail (a.s.) her Ramazan ayında Kur'an-ı baştan sona okurlardı. Bizler de bu mübarek ayda mümkün mertebe hatimler okumaya çalışıyoruz. Ama bu okuma işlemi sırasında Kur'an-ı anlamayı da mutlak suretle şiar edinmeliyiz. Kur'an'da yüz yüze geldiğimiz her ayeti yeniden tefekkür etmeliyiz. Bildiğimiz ayetler bizim için yeni bir telkin oluşturmalıdır. Bilmediğimiz ya da yeterince tefekkür edemediğimiz için kuru bilgiden ibaret olan ayetleri de üzerinde tefekkür ederek yaşantımızda ki eksiklerin hataların giderilmesi, hastalıkların tedavi edilmesi için fırsatlar oluşturalım. Ramazan fırsatını kaçırmadan Kur'anı gerektiği gibi anlamaya çalışırsak ve bu arada oruçla bileylenmiş etrafa pırıl pırıl akisler saçan ruhumuzla bu anlamı birleştirirsek, Ramazan sonunda İnşallah İman-ı Kamil'e ulaşmış bir insan olabiliriz. Bunun tersi olsa ne olur? Ne olacak kişi hem müslüman olduğunu ifade edip hem de Oruc'un - Kur'an'ın anlamından uzak kalamaz. Uzak kaldığı zaman bu ayrı düşme için mutlaka mazeretler uyduracaktır. Çünkü; ruhu rahatsız olur. Ruhunu susturması gerekir. Ruhunu susturabilmesi için mazeretler mutlak gereklidir. Sözlerimi Resulullah'ın bu konudaki bir buyruğuyla tamamlamak istiyorum: " Kişi yapması gerekirken yapmadıkları, yapmaması gerekirken yaptıkları için mazeret bulmadığı müddetçe helak olmaz." SADAKALLAHÜLAZİM
|