Navigation


Tarih: 18 Kasım 2008 Salı



VAHYİN IŞIĞINDA
VAHYİN IŞIĞINDA
 
Birde, sen Kur’an-ı okuğun zaman biz seninle ahirete inanmayanların arasına görünmez bir perde çekeriz. (İsra 45)

Rabbinden sana indirilenin Hak olduğunu bilen kimse, kör gibi olur mu? Fakat onu ancak akıl ve vicdanı temiz olanlar idrak eder.



Hamd ancak, alemlerin Rabbinindir.Salat ve selamda peygamberimiz, önderimiz Hz.Muhammed Mustafa (S.A.V)’ya aline, ashabına, onun yolunda yaşamaya çalışanların üzerine olsun.

İnşallah bu sayımızda, Kur’an-ı Kerim’e bakış açımızı yeniden gözden geçirerek, kendimizi tahlil etmeye çalışacağız.Kur’an-ı Kerim kendine uyanları karanlıklardan Nur’a çıkaracağını vaad ediyor. Fakat ne yazık ki, inançlı bir toplum olduğumuzu söylememize rağmen, bir türlü beklenen Nur’a kavuşamıyoruz. Toplum olarak kokuşmuşluğa doğru, hızlı bir seyirle yol alıyoruz. İnsanlarımız her nedense maneviyatı bırakarak maddiyatçı oluyor, idealist gençlerin sayısı neredeyse bir elin parmaklarını geçemiyor. Emanetlerde ehillerine verilmiyor. Dolayısıyla nereden daha fazla maddiyat kazanabilirim düşüncesine sahib olunuyor.

Elhamdülilah Kur’an’dan şüphemiz yok!...

Peki sorun nerede? “Kur’an tabiki en doğru söz. O halde sorun Kur’an-ı Kerim’de olamayacağına göre tabiki bizde.

“Birde sen Kur’an-ı okuğun zaman biz seninle ahirete inanmayanların arasına görünmez bir perde çekeriz. (isra 45)”

Süphanallah! ‘’Aydınlığa, nur’a kavuşturulmamak üzere aramıza perdeler çekilmişde onun için karanlıklar ortasında kalmışız.’’ Tabiki böyle bir söz söylemeye hakkımız yok. Araya her ne kadar görünmez bir perde çekilmişse de, aslında bu perdenin varoluş sebebi biziz. Bu perdeyi kendi ellerimizle biz çekiyoruz.



Perdeyi kaldırmakta Allah’ın izni ve yardımıyla yine bizim elimizde. Bu perdenin var olma sebebini ayet bize bildiriyor; “Ahiret’e inanmamak”. Ya da ahiret inancının komaya girip, yaşam mücadelesi veriyor olması. Ahiret inancımız gerçekten varlıkla yokluk arasında gidip geliyor. Hal böyleyken Kur’an ayetleri okunduğu halde, karşılaşıldığı halde, hatırlatıldığı halde bizde bir etki yaratmıyor. Şayet ahiret inancımız dimdik, sapa sağlam ayakta olursa aramızdan perde çekilip atılır. Hasta olmayan, kan kaybetmeyen bu “Ahiret inancı” gereken tesirini üzerimizde cereyan ettirerek, beklenen inkılapları gerleştirecek ve bizi rehber olan Kur’an’la Nura kavuşturacaktır.

Sorun gerçekten çok vahim. Toplumumuzun haline bakarak, imandan bir şube olan “Ahiret inancı” nın neredeyse yok olma tehlikesiyle karşılaştığını görüyoruz. Allah muhafaza. Ne dersiniz acaba, “Ahiret inancımız” ne durumda? Ahiret inancımızı tahlil edebilmek için ayetlere baş vuralım. Ayetlerin ne kadarını hayatımıza geçirebiliyorsak, biliniz ki o kadar da Ahiret inancımız var. Ayetlerin ne kadarı raf (askı)da kalıyorsa Ahiret inancımızda o kadar körelmiş demektir.

“Rabb’inden sana indirilenin hak oluduğunu bilen kimse , kör gibi olur mu? Fakat o’nu ancak akıl ve vicdanı temiz olanlar idrak eder.” (Rad 19)

İsra 45. ayeti destekleyen açıklayıcı mahiyette bir ayet. Kur’an-ın Rabb’imizden indirildiğine dair bir şüphemiz varsa, zaten baştan kör olduğumuzu kabul etmişizdir demektir. Böylesi tiplere Allah’dan hidayet dileriz. Ama Kur’an’dan şüphemiz yok diyenler size sesleniyorum; Şüphemiz yok deyip hâlâ emribilmaruf (iyiliği emir) nehyi an-il münker (kötülükten sakındırma) yapmıyorsak, yetimin hakkını gözetmiyorsak, yoksulu kendimiz doyurmayıp, doyurmayıda teşvik etmiyorsak, toplumun ıslahı için hiçbir mücadele vermeyip “bir tek benle olmaz ki” diyorsak, idealist gençlerin yetişmesinde hiçbir katkımız yoksa, Dünya’yı tek hayat şansımızmış gibi görerek günümüzü gün ediyorsak, rahatımıza,konforumuza düşkün hale gelmişsek, iyi işler yapmada yardımlaşmıyorsak, herşeye rağmen faiz yiyebiliyorsak,harama bakabiliyorsak, dedikodu-zina almış başını gidiyorsa lütfen duralım!..

Duralım!

Bu nasıl Kur’an’dan şüphe içerisinde olmamak. Şüphe içerisinde olmamak, güvenmeyi şart kılar. Hem güven duyuyoruz, hem de bildiğimizi okuyoruz. İşte bu durumumuzu kendisinde en ufak bir şüphenin bulunmadığı Kur’an-ı Kerim özetliyor; “madem ayetlerimize güveniyorsunuz o halde niçin kör imiş gibi davranıp görmemezlikten, duymamazlıktan geliyor sunuz?”. Allah bu çelişkiyi açıklığa kavuşturmak için ayetlerini nede güzel serivermiş gözlerimizin önüne.

Ayetlere karşı kör gibi davranalar, aslında ayetlere karşı şüphesi olanlardır. Ayetlere karşı şüphesi olanların Ahiret inancıda dumura uğramıştır. Ahiret inancı felçli olanla da araya perdeler çekilir. Durum tam bir facia!..

Peygamberimizin amcasının günümüz “müslüman” lık iddiasında bulunanları kadar aklı yokmuydu acaba?. Ki o da iman ettiğini söyleyerek kurtulabilirdi belki. Ama onun bildiği bizim bilmiyerek kendimizi kandırdığımız şey “iman ettik” diyerek kurtulacağımızı sanmamızdır. Büyük bir yanılgıyla kendi kendimizi bitirdik.

“Fakat o nu ancak temiz akıl ve vicdan sahipleri idrak eder”.

Bu Kur’an Rabb’imin indirdiği dosdoğru sözdür diyenler, kör gibi davranmayanlar, sorumluluk bilinciyle ayağa kalkarak duyarlı olanlar, ayetleri Mihenk taşı bilenler,

Kur’an-ı birebir yaşayanlar, içindeki emir ve yasaklara işine gelsin-gelmesin uyanlar, işte bunlar Kur’an-ı idrak edebilenlerdir. Asıl şüphesi olmayanlar bunlardır. Şüpheleri olmadığı için Ahiret inançlarıda sapa sağlam dipdiridir. Ahiret inançlarında şüpheleri olmadığı için de Kur’an’la arada ne gizli nede açık bir perde vardır.

Her nerede ne zaman bir ayet duysa, bütün vücudu kulak kesilir. Ayetin ne dediğini tam olarak algılamaya çalışır. Hatta kendide Allah’ın ayetlerinden iki ayaklı ayet haline gelir. İşte bunlar temiz akıl ve vicdan sahipleridir. Bunlar Hakk’ın frekansına dahil olanlardır.

“Adn Cennet’lerine, atalarından, eşlerinden, zürriyetlerinden salih olanlarla beraber girecekler. Meleklerde her kapıdan yanlarına girip şöyle diyecekler: “sabrettiğiniz için selam size, Ahiret yurdu ne güzeldir.” (Rad 23-24)

sadakallahülazim



Devamı gelecek sayıda...

 
Ayse Üzümcü
Bu yazı 244 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: