Navigation


Tarih: 07 Ekim 2008 Salı



Vahyin Işığında
Vahyin Işığında
 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM



Hamd, ezelde ve ebedde var olan, bütün yarattıklarını bir düzene koyan, bir tek “ol!” emriyle halk ettiği kâinatta tek bir çatlaklık, orantısızlık olmayan biricik ilahımızadır. Çünkü O en büyüktür. Allahu Ekber! Salât ve selam bir insan olarak mükemmel örnekliğiyle, inananlara model olan, yüceler yücesinin ihsan ve rahmetinin tecellisi olan Allah’ın elçisi Muhammed Mustafa (SAV) efendimize tertemiz ailesine, asabına ve yolunu izini takip etmeye çalışanların üzerine olsun!



Nefislerine zulmedenlerin canlarını aldıkları zaman melekler “Ne yapıyordunuz?” deyince: “yeryüzünde biz zayıf kimselerdik” derler. Melekler de: “Allah’ın arzı geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya?” derler. İşte onların barınacakları yer cehennemdir. O ne kötü dönüş yeridir.



Erkek, kadın ve çocuklardan çaresiz kalan, yol bulamayan zavallılar müstesnadır.



İşte onları Allah’ın affetmesi umulur ve Allah affedendir. Bağışlayandır.



Her kim Allah yolunda hicret ederse yeryüzünde bereketli yer ve genişlik bulur. Allah’a ve Resulüne hicret ederek evinden çıkan kimseye ölüm gelirse onun ecrini vermek Allah’a düşer ve Allah Ğafurdur, Rahimdir.



(Nisa 97–98–99–100)













Muhterem dostlar, bu ay konumuz Hicri yılbaşını karşılamamız münasebetiyle “Hicret”…



Ayetlerden de açıkça anlaşılacağı üzere Rabbimiz kendisine güvenenleri asla yolsuz bırakmıyor. “Ben sizin ilahınızım, zorluklar olabilir. Ne olursa olsun emirlerimi yerine getirmelisiniz.” demiyor. Buyuruyor ki “eğer bir yerde İslam’ı yaşama adına zorluklarla karşılaşıyorsanız, orayı terk ederek, İslam-ı mübini rahatça yaşayacağınız yerlere gidin.” Rabbimiz bu şekilde bize kolaylık sunuyor.



Bu kolaylıktan faydalanmayıp, nefsinin peşine düşen, malı, menfaati, hicret yorgunluğunu ve yolun zorluklarını düşünerek hicret etmeyi göze alamayanlar, aslında “kendi nefislerine zulmeden kimselerdir.” Bu kimseler bozuk ortama göğüs germedikleri için birçok İslami ilkeden vazgeçmek zorunda kalırlar.



Ancak bu kimselerin canlarını aldıkları zaman melekler:”Ne yapıyordunuz?” diye sorunca “Biz yeryüzünde zayıf kimselerdik” diye cevap veriyorlar. Bu prototipleri Kur’an: “kendi öz nefislerinin zulmedenleri” diye yorumluyor.



Kendi öz nefislerine zulmedenlere Melekler: “Allah’ın arzı geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya?” derler…  Melekler böyle sorarlar elbette… Yalnız bu tiplerin, (Allah’ın ilkeleri doğrultusunda hareket etmeyenlerin) yığınlarca mazereti vardır.



Kimilerinin yerleşmiş bir sosyal hayatı, kimilerinin de malları, mülkleri, makamları, aşiretleri, ticaretleri, maaşları, eğitimleri vardır. Bütün bunları bırakıp hicret etmek, kendi öz nefislerine zulmedenlere (günah batağına saplanmış olanlara) elbette ki ağır gelecektir. Akabinde Hicret etmeyi göze alamayacaklardır.



Böylelerinin dönüş yerini Kur’an’dan dinleyelim: “İşte onların barınacakları yer Cehennemdir. O ne kötü bir dönü yeridir. Bu dönüş yeri aslında imkânı olup da nefislerine olan düşkünlüklerinden dolayı hicret edemeyenler için hazırlanmıştır.



Bir de gerçek mazeret sahipleri var ki, onların gerçekten hicret etmeye güçleri, yolları yoktur. Bunlar bu hicretten muaftırlar.



“İşte onları Allah’ın affetmesi umulur ve Allah affedendir, bağışlayandır”











Hicret etmemek için mazeret dile getirenlere ve hicreti ne pahasına olursa olsun göze alanlara Rabbimizin müjdesi var: “Her kim Allah yolunda hicret ederse yeryüzünde bereketli bir yer ve genişlik bulur.” Her iki kesime de (mazeretçiler ve hicret edenlere) müjdedir bu.



Ey malımız, mülkümüz, aşiretimiz, maaşımız… Arkada kalır endişesini taşıyanlar! Korkmayın Allah’ın arzı gerçekten geniştir. Allah da: kendisine ve Resulüne hicret edenlere bereketli ve geniş yerler vaad etmiştir. Vaadine Allah’tan daha sadık olan var mıdır?



Ama bu vaad,Allah ve Resulüne hicret edenler için söz konusudur, başkasına (riya ederek hicret edenlere alakasından dolayı hicret edenlere…) değil!...



Allah ve Resulüne hicret edenler ne de şanslı müminlerdir! Bu mümin’ler evlerinden çıktığı andan itibaren Allah’ın korumasına girmişlerdir. Eğer ölüm onlara hicret anlarında yetişirse onların ücreti Allah’a aittir! Suphanallah! Bundan daha güzel bir karşılanış, bundan daha güzel bir şans olamaz, çünkü ücret Allah’a aittir.



Allah gerçekten çok affeden (Ğafur) ve pek merhametli (Rahim)’dir.



Yalnızca bir yerleşim birimini terk edip başka bir yerleşim yerine yerleşmek demek hicret’i kısır düşünmeyi ifade eder. Coğrafi hicret, bu gün birçok kimse açısından mümkün olmayabilir... Ancak manevi hicretler, kalbi yönelişler( yani kalplerin Allah’ın ilkelerine yönlemesi manevi hicrettir) her daim, her ortamda vukua gelebilir.



Ağzından haktan başka bir söz çıkmayan seçkin, öğretmenimiz ve Allah’ın elçisi Resulullah: “Hakiki muhacir (göç eden, hicret eden) Allah’ın yasakladığı şeylerden kaçan, onları terk eden kimselerdir”1diye buyurmuşlardır. Diğer bir hadisi şerifte ise: “hicret ikidir, biri kötülüklerden hicret, diğeri de Allah ve Resulüne hicret’tir.”2 Başka bir defasında da “ hakiki muhacir, hata ve günahları terk edendir.”3 ve “Hakiki muhacir, Allah’ın üzerine haram kıldığı şeyleri terk edendir.”4 buyurmuşlardır.



Bundan böyle bizler de kötülüklerden vazgeçerek, haramlardan yüz çevirerek, hicret edelim. Cehaletten ilme hicret edelim. Cimrilikten cömertliğe, kardeşini kendi nefsine tercih etmeye, zamanı boş yere harcamaktan Allah’ın dilediği gibi dolu dolu geçirmeye, amaçsızlıktan amaçlı olmaya, ölüm kokusundan şahadeti arzulamaya hicret edelim... Hicri yılbaşınız mübarek olsun!



SADAKALLAHÜLAZİM





1-BUHARİ- NESAİ
2-USD-ÜL GABE

3-İBN-U MACE
4-MÜSNED-Ü AHMED

 
Ayse Üzümcü
Bu yazı 154 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: