Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla, "Kendilerine apaçık belgeler geldiği ve elçinin hak olduğuna şahid oldukları halde, imanlarından sonra küfre sapan bir kavmi Allah nasıl hidayete erdirir? Allah, zulmeden bir kavmi hidayete erdirmez." (Âl-i İmran Suresi/86) Tefekkür eden insan, din demek olan yaşam tarzını sorgulamalıdır. Seçerek benimsediği yaşam tarzının dayanaklarını araştırmalıdır. Ve görür ki, İslam dini dışında hiçbir yaşam tarzı(dini)nın herhangi bir dayanağı yoktur. Oysa İslam dinini bize getirip, öğreten iki aracımız vardır. İnen Vahy, gelen elçi. Vahy, Âlemlerin Rabb'inden bize bildirilenler, elçiler ise Alemlerin Rabb'i tarafından seçilenlerdir. O halde İslam'ın kaynağı olan Kur'an-ı Kerim elimizde, öğretmenleri olan peygamberlerde önümüzdedir. Müslümanlar bu iki kaynaktan beslenirler.. "Kendilerine apaçık belgeler geldiği ve elçinin hak olduğu..." İslam dini dışında ise hiçbir düşünce, akım, din vs.nin ne delili, ne de öğretmeni vardır. O halde diğer inanışların İlahî delili ve öğretmeni olmadığına göre, seçmiş oldukları yaşam tarzları da doğru değildir. "Kim İslam'dan başka bir din ararsa, asla ondan kabul edilmez. O, ahirette de kayba uğrayanlardandır." (Âl-i İmran Suresi/85) Ellerinin arasında ilahi belgeler olan Kur'an olup da, İslam'dan uzak olanlara ne demeli? Ya da Hz. Muhammed(sas) ve diğer peygamberlerin(a.s) haberleri bize ulaştığı halde onları takip etmeyenlere ne demeli? Bu davranış , İslam'dan başka bir din aramak anlamına gelmez mi? Ayeti bir daha okursak, delil ve elçiden bahsettikten sonra imandan bahsediyor. Bugün Kur'an ve peygamber hayat, elimizde olduğu halde, İslam'dan uzak olmanın sebebi nedir sizce? Cevap; eminliğin yetersiz oluşu. Yani Kur'an ve Peygambere olan güvenin azlığıdır. Kur'an ile amel edilmiyorsa, peygambere itaat edilmiyorsa, burada onlara imandan bahsedemeyiz. Ancak imanın dejenere oluşundan bahsedebiliriz. Evimizde Kur'an olması, arada sırada peygamberin ismini gündeme getirmemiz bizlerin, onlara iman ettiğini göstermez. Onlara iman edildiğinin ispatı, onların hayata getirilmesidir. Hayatın, onların gösterdiği şekilde şekillenmesidir. Kısaca onlarla gelen tarza göre hayata yön verilmelidir. Kur'an ve peygamberin öğretileri hayata ışık tutulmuyorsa, güven bunun neresinde olabilir? İkrar ile tasdik birbiriyle çelişmez mi? Tüm yaşam tarzları içerisinde hangi dinin (yaşam tarzının) delilleri ve öğretmenleri var? Sadece "İslam"ın.Doğruluğunu gösteren delil (Vahy=Kur'an-ı Kerim) ve canlı şahid peygamberlerin hayatı bizim elimizde iken, bu fırsatı nasıl kaçırabiliriz? Işığımızı kaybettikten sonra, doğru yolu nasıl bulabiliriz? İşte imandan sonra küfre kaymak demek, hidayet yolunu biliyorken, o yolda yürümeyen insanın halidir. Delil ve elçiye sarılmadan doğru yolu bulmak mümkün değildir. Zaten bugün, insanların hali bu değil mi? Doğru yolu bulamamalarının sebebi, delil ve elçilere uzak olmalarındandır. Sonra da Allah'ın o toplumu doğru yola iletmesini istiyoruz. Allahu Tealâ zaten o yolu ,yani doğru yolu göstermiş. Allah'tan, başkaca hangi yolu istiyorsun ki. Yol önümüzde iken, ısrarla o yola girmemek zulüm değil midir? Sonuç olarak iman etmenin göstergesi o iki kaynağa sıkıca sarılmamız, ikinci olarak da doğru yol o iki seçenekten geçiyor. Kur'an okuduğunda göreceksin ki, her ayet sana doğru yolu açıklayan bir işarettir. Resulünü izlediğin zaman göreceksin ki, onun her sözü doğru yolun bir parçasıdır. Eğer bir insan ,kendini doğru yola götürecek bu iki kaynağı tasdiklemiyorsa, onlara göre yolunu çizmiyorsa, elbette ki doğru yolu kendilerine yasaklamışlardır. Allah ve Resulünün davetlerine icabet etmiyorsa, doğru yola ısrarla girmek istemiyorlarsa, Allah niye onlara yol açsın? Allah'tan bir beklentisi olmayana Allah yol göstermez. İnsan ilk önce Allah'ın ve dolaysıyla elçisinin kendisine gösterdiği yola güvenecek. Ki bu en doğru yoldur. Aksi takdirde ummadığı şey önüne çıkmaz. İnsan kendini yaratana nankör olduktan sonra kendi kendine de nankördür. Kendine yazık etmiştir. Böyle bir insanın da artık bir kıymeti yoktur. "... Allah, zulmeden bir kavmi hidayete erdirmez." Toplumumuzda büyük sorunlar var. Günahlar da çok işleniyor. Haksızlıklar başını almış gidiyor. Her şeye rağmen doğru yolu bulabiliriz. Unutmamak gerekir ki elimizde tahrif edilmemiş delilimiz(Kur'an-ı Kerim), önümüzde de Rabbimiz tarafından seçilen önderlerimiz (peygamberlerimiz) var. Hidayet yoluna neden girmeyelim ki? Yeter ki imandan küfre doğru bir yön almayalım, aksine büyük bir karar ve eminlikle delillerimize ve önderlerimize sarılalım. "Kendilerine apaçık belgeler geldiği ve elçinin hak olduğuna şahid oldukları halde, imanlarından sonra küfre sapan bir kavmi Allah nasıl hidayete erdirir? Allah, zulmeden bir kavmi hidayete erdirmez." Âl-i İmran Suresi/86
|