Navigation


Tarih: 18 Kasım 2008 Salı



VAHYİN IŞIĞINDA
VAHYİN IŞIĞINDA
 

  Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla,

"Kendilerine apaçık belgeler geldiği ve elçinin hak olduğuna şahid oldukları

halde, imanlarından sonra küfre sapan bir kavmi Allah nasıl hidayete
erdirir? Allah, zulmeden bir kavmi hidayete erdirmez." (Âl-i İmran
Suresi/86)
Tefekkür eden insan, din demek olan yaşam tarzını sorgulamalıdır. Seçerek
benimsediği yaşam tarzının dayanaklarını araştırmalıdır. Ve görür ki, İslam
dini dışında hiçbir yaşam tarzı(dini)nın herhangi bir dayanağı yoktur.
Oysa İslam dinini bize getirip, öğreten iki aracımız vardır. İnen Vahy,
gelen elçi. Vahy, Âlemlerin Rabb'inden bize bildirilenler, elçiler ise
Alemlerin Rabb'i tarafından seçilenlerdir.
O halde İslam'ın kaynağı olan Kur'an-ı Kerim elimizde, öğretmenleri olan
peygamberlerde önümüzdedir. Müslümanlar  bu iki kaynaktan beslenirler..
"Kendilerine apaçık belgeler geldiği ve elçinin hak olduğu..."
İslam dini dışında ise hiçbir düşünce, akım, din vs.nin ne delili, ne de
öğretmeni vardır. O halde diğer inanışların
İlahî  delili ve öğretmeni olmadığına göre, seçmiş oldukları yaşam tarzları
da doğru değildir.
"Kim İslam'dan başka bir din ararsa, asla ondan kabul edilmez. O, ahirette
de kayba uğrayanlardandır." (Âl-i İmran Suresi/85)
Ellerinin arasında ilahi belgeler olan Kur'an olup da, İslam'dan uzak
olanlara ne demeli? Ya da Hz. Muhammed(sas) ve diğer peygamberlerin(a.s)
haberleri bize ulaştığı halde onları takip etmeyenlere  ne demeli?
Bu davranış , İslam'dan başka bir din aramak anlamına gelmez mi?
Ayeti bir daha okursak, delil ve elçiden bahsettikten sonra imandan
bahsediyor.
Bugün Kur'an ve peygamber hayat, elimizde olduğu halde, İslam'dan uzak
olmanın sebebi nedir sizce? Cevap; eminliğin yetersiz oluşu. Yani Kur'an ve
Peygambere olan güvenin azlığıdır. Kur'an ile amel edilmiyorsa, peygambere
itaat edilmiyorsa, burada onlara imandan bahsedemeyiz. Ancak imanın dejenere

oluşundan bahsedebiliriz. Evimizde Kur'an olması, arada sırada peygamberin
ismini gündeme getirmemiz bizlerin, onlara iman ettiğini göstermez. Onlara
iman edildiğinin ispatı, onların hayata getirilmesidir. Hayatın, onların
gösterdiği şekilde şekillenmesidir. Kısaca onlarla gelen tarza göre hayata
yön verilmelidir. Kur'an ve peygamberin öğretileri hayata ışık tutulmuyorsa,

güven bunun neresinde olabilir? İkrar ile tasdik birbiriyle çelişmez mi?
Tüm yaşam tarzları içerisinde hangi dinin (yaşam tarzının) delilleri ve
öğretmenleri var? Sadece "İslam"ın.Doğruluğunu gösteren delil (Vahy=Kur'an-ı

Kerim) ve canlı şahid peygamberlerin hayatı bizim elimizde iken, bu fırsatı
nasıl kaçırabiliriz? Işığımızı kaybettikten sonra, doğru yolu nasıl
bulabiliriz?
İşte imandan sonra küfre kaymak demek, hidayet yolunu biliyorken,  o yolda
yürümeyen insanın halidir. Delil ve elçiye sarılmadan doğru yolu bulmak
mümkün değildir. Zaten bugün, insanların hali bu değil mi? Doğru yolu
bulamamalarının sebebi, delil ve elçilere uzak olmalarındandır. Sonra da
Allah'ın o toplumu doğru yola iletmesini istiyoruz.
Allahu Tealâ zaten o yolu ,yani doğru yolu göstermiş. Allah'tan, başkaca
hangi yolu istiyorsun ki. Yol önümüzde iken, ısrarla o yola girmemek zulüm
değil midir?
Sonuç olarak iman etmenin göstergesi o iki kaynağa sıkıca sarılmamız, ikinci

olarak da doğru yol o iki seçenekten geçiyor.
Kur'an okuduğunda göreceksin ki, her ayet sana doğru yolu açıklayan bir
işarettir.
Resulünü izlediğin zaman göreceksin ki, onun her sözü doğru yolun bir
parçasıdır.
Eğer bir insan ,kendini doğru yola götürecek bu iki kaynağı tasdiklemiyorsa,

onlara göre yolunu çizmiyorsa, elbette ki doğru yolu kendilerine
yasaklamışlardır. Allah ve Resulünün davetlerine icabet etmiyorsa, doğru
yola ısrarla girmek istemiyorlarsa, Allah niye onlara yol açsın? Allah'tan
bir beklentisi olmayana Allah yol göstermez. İnsan ilk önce Allah'ın ve
dolaysıyla elçisinin kendisine gösterdiği yola güvenecek. Ki bu en doğru
yoldur. Aksi takdirde ummadığı şey önüne çıkmaz. İnsan kendini yaratana
nankör olduktan sonra kendi kendine de nankördür. Kendine yazık etmiştir.
Böyle bir insanın da artık bir kıymeti yoktur.
"... Allah, zulmeden bir kavmi hidayete erdirmez."
Toplumumuzda büyük sorunlar var. Günahlar da çok işleniyor. Haksızlıklar
başını almış gidiyor. Her şeye rağmen doğru yolu bulabiliriz. Unutmamak
gerekir ki elimizde tahrif edilmemiş delilimiz(Kur'an-ı Kerim), önümüzde de
Rabbimiz tarafından seçilen önderlerimiz (peygamberlerimiz) var. Hidayet
yoluna neden girmeyelim ki? Yeter ki imandan küfre doğru bir yön almayalım,
aksine büyük bir karar ve eminlikle delillerimize ve önderlerimize
sarılalım.
"Kendilerine apaçık belgeler geldiği ve elçinin hak olduğuna şahid oldukları

halde, imanlarından sonra küfre sapan bir kavmi Allah nasıl hidayete
erdirir? Allah, zulmeden bir kavmi hidayete erdirmez."
  Âl-i İmran  Suresi/86

 

 
Ayse Üzümcü
Bu yazı 145 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: