Navigation


Tarih: 22 Mayıs 2012 Salı



Vahyin Işığında
Vahyin Işığında
 
Hayırlı bayramlar değerli Tefekkür Dostları ve tüm inanmış kardeşlerimiz. Bu yıl da ha geldi ha gelecek derken bir Ramazan ayını da Rabbimizin yardımıyla tamamladık inşallah. Rabbimizin muradı bu sıcak ve uzun günlerde bize zulmetmek değildir elbet. Tutulan oruçlar, anlamaya çalışılarak okunan Kur'an-ı Kerim bizlere, günahlara karşı güçlü kuvvetli ve dingin bir irade kazanımı sağlar. Değerli tefekkür okuyucuları bu ay yine bambaşka ayetlerle Rabbimizin korumasına gireceğiz inşallah. Rabbinden korunma dileyen ya da kendini başka başka suların akıntısına bırakan herkese açık bir uyarı geliyor Alâk suresiyle birlikte. “Hayır, insan gerçekten azar kendini müstağni gördüğünde.” Ayet iman edenlere ya da iman etmeyenlere değil, tüm insanlara sesleniyor. “insan azar” gerçekten azar. Neden azar? Niçin azar? Sorusunun cevabı ayetin devamındadır. Kendini müstağni gördüğü zaman... Kendini kendine yeterli gördüğü zaman… İster toplumsal bazda, ister ferdi düşünelim sonuç hep aynı. Tarihe baktığımızda d a e n b ü y ü k d e v l e t l e r i n imparatorlukların sonunun hep en iyiye ulaştıktan sonra olduğunu görürüz. Ferdi anlamda da parasına, malına – mülküne, gücüne – kuvvetine, çocuklarına, aşiretine, makamına -mevkisine, şöhretine – güzelliğine ve daha korkuncu ilmine güvenenlerin bile, bir süre sonra azıp sapmış olduklarını, işlerinin çığırından çıktığını görürüz. Mal – mülk, güç – kuvvet, çoluk – çocuk, mevki – makam, ya da ilim esas itibariyle kötü değil, kötü olan Allah'ı hesaba katmadan onlara güvenmektir. Unutmamalıyız ki, sahip olduğumuz değerlere Allah bizi emanetçi kılmıştır. Ve geçici bir faydalanma vardır. Ne zaman ki emanetçi olduğumuz gerçeğini unutur, sahip olduğumuza inanır ve o şekilde düşünmeye devam edersek dikkat edin! Kötü sonumuzun başındayız demektir. O emanetler biz kibirlenip şımaralım diye değil, Allah'a daha da yakınlaşalım diye verildi. Ve r i l e n n i m e t l e r l e ş ı m a r ı p kibirlenenler iyi bilmelidirler ki; “ ş ü p h e s i z d ö n ü ş y a l n ı z c a Rabbinedir.” dönüş Rabbinedir uyarısı, aklını başına al uyarısıdır. Kendini bil,kendini tanı uyarısıdır. Boyunun, gücünün farkına var uyarısıdır. “Engellemekte olanı gördün mü namaz kıldığı zaman bir kulu?” Elimize ulaşan haberlere göre bu ayetler Ebu Cehil hakkında inmiştir. Ebu Cehil Resulullah'ı namaz kılarken görürse muhakkak boynunu çiğneyip yüzünü süreceğine dair Lat ve Uzza'ya yemin etmiş. Sonrada namaz kılarken dediğini yapmak için yanına yanaşmış. Fakat birden bire arkasına dönmüş elleriyle korunarak çekilmiş.“Ne oldu sana?”denildiğinde “O'nunla benim aramda ateşten bir hendek, bir korku ve bir takım kanatlar var” demiş. Resulullah da; “bana yaklaşsaydı Melekler parça parça ederdi buyurmuşlardır.” Ayetin sebebi nüzulü tüm çağlardaki hayra engel olma çabası sarf edenlerdir. Ebu Cehil ise p e y g a m b e r z a m a n ı n d a k i versiyonudur. Namaz her ne kadar ferdi bir ibadet gibi görünse de toplumsal işlevi olan bir ibadettir. Toplumsal işlevi yerine getirilemeyen bir namazı Maun suresi dini yalanlama olarak açıklamıştır. İşlevini yerine getiren bir namaz sahibini iyilik önderi olarak yeryüzüne salıverir. Bazen, zorda – d a r d a k a l m ı ş l a r ı n , h a k l a r ı gasbedilmişlerin, yaranı olur, bazen de, başını şefkatle okşayan bir el olur yetimin. Namaz kılmak ben Allah'ın adamıyım demektir. Namaz kılmak Allah yeryüzüne hayrı benim ellerimle saçacak demektir. Namaz kılmak demek hayır kapıları açılıyor demektir. O yüzden Ebu Cehil zihniyeti namaza engel olmaya çalışarak A l l a h ' l a kulunun arasını açmak, uzaklaştırmak ister. Ve o yüzden namaza engel olmak demek hayra engel olmak demektir. Sırası gelmişken içi b o ş a l t ı l m ı ş , i ş l e v i n i y i t i r m i ş namazlarımıza kimsenin ne için karışmadığını anlamak zor olmasa gerek. Tüm bu hayırlara engel olmak isteyenler ya da başörtümüzle eğitim hakkımızı elimizden alanlar, tam ö ğ r e n m e ç a ğ ı n d a y k e n d i n i eğitimimize engel olanlar ve daha nice hayırlara engel olma çabası, uğraşı sergileyenlerin de ortak adıdır. “Ebu Cehil”. Tüm Ebu Cehil zihniyeti taşıyanlara; “Gördün mü ya o (kul) doğru yol üzerinde ise.” “Ya da takvayı emrettiyse” Buyuruyor ayeti kerime. Hem kendi doğru yolda olup, hem de tüm insanlığı bu doğru yola; hidayete,takvaya (Allah'tan gerektiği gibi korkmaya) çağırıyorsa?!... Ey Ebu Cehiller! İnananların hizmeti sizi de bizi de yaratan Allah adınadır. Peki siz ne adına hizmet ediyorsunuz? Hizmet ettikleriniz en zor anınızda örneğin: “ G ö r d ü n m ü y a ( b u engellemek isteyen) yalanlıyor ve yüz çeviriyor ise.” “ O A l l a h ' ı n g ö rd ü ğ ü n ü bilmiyor mu?” “Hayır, o (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursa andolsun onu alnından (perçeminden) tutup sürükleyeceğiz.” “ O y a l a n c ı g ü n a h k â r alnından.” “O zaman da meclisini, (yakın çevresini ve yandaşlarını) çağırsın.” İ ş t e ş i m d i o h i z m e t ettikleriniz size yardım edip Allah'ın gazabından kurtarabiliyorlar mı? Ne mümkün? Bir de bu imansızların dışında iman edenler arasında da sıklıkla rastlayabiliyoruz hayra engel olanlara: “Vallahi sadaka maldan eksiltmez.” Resulullah'ın bu sözlerine karşılık birbirlerinin sadakasına engel olmaya çalışanlar, “İlim Çin'de dahi olsa alıp öğrenin.” Resulullah'ın bu sözlerine karşı birbirlerinin ilim öğrenmesine tahammül edemeyenler ve hatta önünde durup zorluk çıkaranlar, başörtüsüyle üniversiteye girmesi yasak olan kızlarımızın takdir edilmesi yerine, onlara burun kıvıranlar… ve daha nice çeşitte hayra engel olmaya çalışanlar… Bu kimseler bizim içimizden bizim insanlarımız başkası değil. Biz bu kimselere herhangi bir ş e y s ö y le m e y e t k i s i n e s a h i p görmüyoruz kendimizi. Ama yine de merak ediyorum Rabbimize nasıl bir açıklama getirecekler? “Hayır, ona boyun eğme.(Rabbi'ne) secde et ve yakınlaş.” Rabbimiz cümle hayra engel olma meyli olanlara karşılık onlardan korkup çekinmememizi, onlara itaat etmememizi emrediyor. Secde: boyun bükme teslim olma ve onun otoritesinin dışına çıkmama demektir. Kulun Allah'a en yakın olduğu anın secdede olduğu an olarak biliriz hepimiz. Ve bazılarımızda sırf bu yüzden namazlarda secdelerimizi uzatırız ki Rabbimizle daha fazla yakınlaşalım diye… Evet, namazlardaki secdelerimizi kendimize bir telkin, Allah'ımıza verdiğimiz sözlerdir. “Rabbimiz ben senin en yüce en ala olduğuna inanıyorum. Senin en güçlü en kudretli olduğuna iman ediyorum. Senin otoritenin dışında otorite kabul etmiyorum.”diyerek namazın dışına çıktığımızda da tüm bu sözlerimizi yerine getirmeye çalışırız: Tam yalan söyleyeceğiz, Rabbimizi düşünerek vazgeçtik. İşte secde anını yakaladık. Hırsızlık yapacağız, Rabbimizi düşündük vazgeçtik, secde anını yakaladık. İçki içeceğiz, faizle iş göreceğiz, aldatacağız, kötü söz söyleyeceğiz, haram yiyeceğiz, anamıza, bacımıza, kızımıza mirastan hakkını vermeyeceğiz, zalimce davranacağız. Döveceğiz söveceğiz, yetimi itip kakacağız, dedi – kodu yapacağız… Vazgeçtik. Rabbimizi düşündük ve vazgeçtik… İşte anın tadını çıkarın… Zira asıl şimdi Rabbimize teslim olduk. Asıl şimdi Rabbimizle yakınlaştık işte asıl şimdi onun emrine amade olduk ve asıl şimdi secdemiz secde oldu! Rabbimiz yaşadığımız her anın secde hali olmasını nasip etsin. Allah' a emanet olunuz. SADAKALLAHULAZİM.

 
Ayse Üzümcü
Bu yazı 194 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: