Navigation


Tarih: 18 Kasım 2008 Salı



VE İŞTE BEKLENEN O AN
VE İŞTE BEKLENEN O AN
 


Mekke’nin yakan sıcakları sadece zemini değil, yürekleri de yakıyordu. Yürekler yanıyor, âlem-i insan yanıyordu. Âlemde tam bir sukut söz konusuydu. İnsani, varlıkî değerler değerlerini yitirmişti. Ahlak kavramı nerdeyse unutulmuş, zıddıyla tebeddül edilmişti. Halife-i zemin tam anlamıyla bir zillet içerisindeydi.



      Bir’e meftun gönüllere sayısız ilahlar isnad ediliyor ve hâkim kılınmak isteniyordu. Şaşkın oradan oraya savrulan yürekler, vuslat umuduyla başını göğe dikip rahmeti isteyen nebatları andıran bir hal ile hazin bir senfoni yayılıyordu göklere ve kendilerinin sahiplerine;



     Ve işte beklenen o an!



  Hira’da hasretle beklenen misafir zuhur ediyor. Yürekler bu anda sahipleriyle buluşuyor. Yokluk varlığa, karanlık aydınlığa, varlık huzur ve sürura gark oluyor ve gerçek manasını kazanıyor. Ve işte bu gece, zülümat kendisine yanaşamayan bu kudretli gecede ilahi nağmeler bütün ihtişamıyla yürekleri kaplıyordu. O kutlu misafir elindeki meşaleyle Kâinat’ı bütün  âlemleri aydınlatıyordu.



Dile geliyordu ilahi kelamın mübaşiri rabbinden aldığı  ilham ve lisan ile



      “Oku yaratan Rabbi’nin adıyla oku”



 Kâinatın sultanı sarsılıyordu. Rabler değil Rab deniyordu. Bilal galeyana geliyor Mecnunvari Mekke sokaklarını “Ehad” ile çınlatıyordu. Âlem “ehad” ile çınlıyordu. Rahmet yağmurları iniyordu göklerden, göklerin sahibinden manevi yağmurlar ıslatıyordu yeryüzünü, Rahmet adeta mücessemleşiyordu. Mekke’nin yakan sıcakları artık yakmıyor. Bilal’de ki nar nura kayboluyordu. Tevhid inancı Bilallerin ve Sümeyyelerin zelzelelerine işliyordu. Daha işlenen tevhidi nakış asla sökülemiyordu.



      Bir diriliş yaşanıyordu âlemde gönüller diriliyor vuslatı yaşıyordu. Perdeler açılıyor, gizli hazine bilinmeyi dilediği için kendini bildiriyor. Kul hazinesine kavuşuyor, Rabbiyle buluşuyordu. Daha elem tasa son buluyor.”O varsa her şey var.” Sırrı yaşanıyordu. O gecede, o kıyametli gecede; kâinatın sultanıyla birlikte bütün âlem Hira’dan bir huzur ve sürurla dönüyordu. O zaman ve anda âlemde kıyamete ve sermediyete dek sürecek olan bembeyaz bir sayfa açılıyordu…



  Zeliha DEMİR

 
Okuyucu Köşesi
Bu yazı 95 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: