| YAHUDİLERİN DÜŞMANLIĞI |
Hz. Peygamber Medine'ye hicret ettiği zaman, Medine’de ve çevresinde ikamet eden birçok yahudi topluluğu vardı. Kureyza, Nadir ve Kaynuka isimleriyle anılan topluluklara mensup bu insanlar, Ehl-i kitap oldukları için, bir peygamberin hangi şartlarda gönderileceğini ve dünyanın içinde bulunduğu şartları dikkate aldıkları zaman da son peygamberin gelme zamanının yaklaştığını düşünebilen kimselerdi. Ehl-i kitap olmaları nedeniyle son peygamberin kendi aralarından seçileceğine tereddütsüz bir şekilde inanıyorlardı. İnançlarına göre: Peygamber, hiç bir kültürel gelişmişliğe sahip olmayan putperest Araplar veya benzeri toplumdan birisi olmayacaktı, olamazdı. Peygamber çıkaracak gelişmişliğe, bilgiye sahip en uygun topluluk kendileriydi. Beklenen Peygamber gelince Araplar karşısındaki ezikliklerinin, güçsüzlüklerinin sona ereceği ve Araplara hükmedecekleri umudu içinde hayatlarını sürdürüyorlardı. Fakat umdukları gerçekleşmedi. Beklenen peygamber Araplar içerisinden seçildi. Resulullah'ın bir Arap olması, yahudilerin geleneksel umutlarını söndürdü, son derece derin bir hayal kırıklığına uğradılar. Üstelik ezeli rakipleri olan Arap kabilelerinin kendilerinden önce peygambere inanıp bağlanmaları bütün planlarını alt üst etti. Yüzyıllardır övüne geldikleri şeyi rakiplerine kaptırmanın ezikliğini yaşamaya başladılar. Resulullah'ın ilk ikamet ettiği yerin Medine olması, onları birazcık olsun rahatlatmıştı. Onlar için küçükte olsa bir umuttu. Ama Resulullah Medine'ye hicret edince, hiç de haz etmedikleri Muhammed'i çarşılarda, pazarlarında görmeye başlamışlardı. Bu durum onların içlerinde besledikleri kıskançlarının ve kinlerinin daha da alevlenmesine sebep oluyordu. Bir türlü hazmedemiyorlardı. Neden böyle olmuştu her zaman kendi içlerinden çıkan Peygamber neden Arapların içinden çıkmıştı. Oysa Araplar kaba, görgüsüz, kültürsüz, kuralsız yaşayan bir topluluktu. Bilmiyorlardı ki bu olay kendileri için bir imtihandı. Mademki hayat şartları çok kötüydü, mademki zulüm had safhaya ulaşmıştı insanlık kötülüklerin kucağına oturmuş yumurtladıkça artıyordu o halde artık bir peygamberin gelmesi gerekliydi toplumu düzeltmek, insanlığı kurtuluşa çağırmak için bu peygamberin hangi toplumdan gelmesi önemli miydi? Hayır! Ama yahudi için bu önemliydi onların içinden çıkması, sanki o kadar peygamberleri onlar katletmemişlerdi. Sanki sürekli bir biçimde peygamberlerine ihanet etmemişlerdi. Yüzsüzlüğün bu kadarı! Pes doğrusu... Resulullah Medine’ye hicret edince yahudilerden önemli ve bilgili kimselerin İslam'a girip peygamberi tasdik etmesi yahudileri hepten azdırmış, düşmanlıklarını arttırmıştı. Yahudiler en sarsıcı olaylarını ise din âlimleri olan ve kendisine çok güvendikleri, Abdullah b.selam'ın müslüman olmasıyla yaşadılar. Abdullah onların en çok güvendikleri âlimleriydi. Ayrıca Hz. Yusuf’un soyundan geliyor olması ise yahudiler tarafında ona ayrı bir değer katmıştı. Abdullah İslam davasını duymuş ama hiç ilgi duymamıştı. Allah Resulü Medine’ye hicret edince, onunla karşılaşmış ve onun yüz ifadesinden ve görünümünden etkilenmişti. Kendi ifadesiyle şöyle anlatılıyor "Bu yüz asla bir yalancı yüzü olamaz." ama görünüşte insanı yanıltabilirdi. Emin olmak için Resulullah’ın yanına gitti. Ona bazı sorular sormaya kararlıydı. Soracağı soruların cevabını ancak din bilginleri ve bir peygamber bilebilirdi. Sorularını sordu ve beklediği cevapları aldı. Hemen arkasından iman etti. Ama Allah Resulünden bir ricada bulundu. Dedi ki " Ey Allah'ın Resulü benim müslüman olduğumu kimseye söyleme. Çünkü kavmim olan yahudilerde yalan, iftira, haksızlık gibi kötü huylar bulunmaktadır. Eğer benim müslüman olduğumu öğrenirlerse benim hakkımda demedik kötülük, atmadık iftira bırakmazlar. Ama benim hala yahudi olduğumu bilirlerse, bu defada beni över bütün faziletlerimi ortaya dökerler. Onlara benim hakkımda sorular sor sonra ben Müslüman olduğumu açıklayayım. Bunun üzerine Allah Resulü onlardan bazısını yanına çağırtıp onlara Abdullah b. selam hakkında sorular sordu. Abdullah'ı çok övdüler onun faziletlerinden bahsettiler. Resulullah onlara “eğer o müslüman olursa ne dersiniz” diye bir soru yöneltti? Onlar ise böyle bir şeyin olmayacağını onun çok akıllı ve zeki olduğunu ilminin çok derin olduğunu söylediler. Abdullah içerde saklanmıştı saklandığı yerden çıktı ve "işte ben sizin övdüğünüz Abdullah b.Selam müslüman oldum. İslam’ı seçtim."dedi. Bunun üzerine yahudiler Abdullah hakkında kötü sözler sarf edip onu kınamaya başladılar. Ama Allah Resulü öğrenmesi gerekeni öğrenmişti. Abdullah b. Selam'ın bunu yapmak istemesinin sebebi ise Yahudiler onun müslüman olduğunu öğrendiklerinde hakkında hoş olmayan ifadeler kullanıp ona iftira atmaları ve Allah resulünü de buna inanmasıydı. en büyük korkusu bu idi bu sebeple Allah Resulünden böyle bir şey istemişti. Düşündüğü şey de oldu yahudiler onun bu açıklamayı yapmasında sonra, ona hakaretler yağdırmaya başladılar. Onun hiç de önemli bilgili birisi olmadığını söylemeye başladılar. İşte yahudilerin en belirgin özellikleri döneklik söyledikleri sözü anında çiğneyebiliyorlar. Onların bazı ve çok tehlikeli özelliklerini anlatmadan geçmek olmaz sanırım. 1 -Çok zalimdirler. 2 - Dönektirler. 3 - Dünyayı çok severler. 4 -Hedeflerine ulaşmak için her yolu denerler.(meşru ve gayri meşru. İsterse bir insanı veya bir toplumu bunun en belirgin kanıtı ise Filistin’dir.) 5 - Kendilerini seçilmişlerden sanırlar. Özel olduklarına inanırlar. 6 -İhanet etmekten hiç çekinmezler. Bunun en belirgin kanıtı ise hendek savaşında Allah Resulüyle yaptıkları anlaşmaya ihanet etmeleridir. Müslümanları zihinlerini karıştırarak onların İslam hakkındaki düşünce ve inanışlarını bulandırmaya çalıştıkları da siyer kitaplarında uzun uzun açıklanır. Yahudilerle ilgili meselelere ileriki sayılarımızda daha detaylı değineceğiz inşallah. Şimdilik Allah'a emanet olun.
|
| Emine Güneş |
| Bu yazı 453 kez okundu. |
Tefekkür Dergisi