Navigation


Tarih: 19 Kasım 2008 Çarşamba



YARATILIŞIMIZ GELİŞİGÜZEL DEĞİL!
YARATILIŞIMIZ GELİŞİGÜZEL DEĞİL!
 

Hep duyduğumuz ama pekte bilgimizin olmadığı bir konuya dikkatinizi çekmek istiyorum, bu sayıda…
        Hani çocuklara deriz ya, bu kime çekmiş… Gibi soruların cevabı, işte bu anlatacaklarım…
DNA. Açılımı Deoksiribonükleik asit demektir. Tüm canlıların biyolojik gelişimleri için gerekli genetik bilgiyi taşıyan nükleik asittir. DNA, canlının özelliklerinin soydan soya geçmesini sağladığı için bazen kalıtım molekülü olarak ta adlandırılır. DNA’yı eskiden çatılara veya damlara çıkmak için kullanılan bir merdiven gibi düşünebiliriz. Kenarları ve iki kenar arsında bağlantı olan basamaklar… Ama kenarları biraz daha sarmal olarak düşünürsek iyi bir benzetme olur. Kenarlara sarmal çift diyoruz. Bu sarmalar üzerinde azotlu bazlar, şeker ve fosfatlar var. Bu basamakları oluşturan dört baza sahibiz. A, T, S, ve G. Bunlar üzerinde şifreler var. Bu şifrelerin oluşturduğu basamaklar ile insan hücresinin çekirdeğinde bir yumak gibidir.  Bu şifreler o insanın tüm özelliklerini taşır.
    Düşünün her hücrenin çekirdeğinde bu özellik bulunuyor. İnsan hücrelerinde DNA, üç milyar bazdan oluşmuş, yaklaşık bir metredir. Bir metre gözümüzle görülmeyen bir küçüklükte hücrenin çekirdeğinde saklıdır. Hücreler çoğaldığı gibi DNA’lar da çoğalır. Merdivenin ortadan ayrıldığını düşünün. Yarım merdiven kendine uygun karşılığı bularak yeni bir merdiven oluşturur. Böylece hem önceki özelliği kaybetmez hem de yeni bir merdiven oluşturur. Sürekli aktif halde olan DNA’lar, merdiven oluşturup, merdiven ayrılması yapmaktalar.
   Sürekli DNA kopyalanması vücudumuzda gerçekleşmekte… DNA sürekli açılıp okunmakta yani kopyalanmakta, okunduktan sonra eski paket haline dönmektedir. Yani aynı anda belki onlarca farklı bölgede DNA açılıp, gen şifreleri okunup kapanmaktadır.
    Bir iplik yumağını düşünün. Bu iplik yumağı ortasından, başından, sonundan bir yerler aynı anda açılsın sonra intizam bozulmadan sarılsın.
    Bu imkânsız gibi görünen olay her an, her canlının hücresinde hatasız, kusursuz, mükemmel bir şekilde üstelik cansız bazlar, proteinler, fosfatlar tarafından yapılıyor…
     DNA’daki kusursuz yapı bizi bir kez daha hayrete ve tefekküre sevk etmektedir. Bir metre uzunluğundaki molekülü gözle görülemeyecek kadar bir yere sığdırmak; hem de bu küçücük yerde istenen bölgelerin açtırılıp şifrelerin okutulması; hem o daracık yerde bu dev molekülün tamamının kendisini eşleyerek yeni hücrelere bölünmesinin sağlanması... Hepsi gözümüzün göremediği o küçücük hücrenin içinde… Ve bunları yapanlar cansız atomlar…
      Bu cansız molekül, canlı varlıkların temeli, şifresi ve en büyük sırrıdır. Tamamen cansız atomlardan müteşekkil hücreye hayat vermek ise Allah’ın Hayy isminin apaçık bir mucizesidir.
       Mübarek Üstad’ın dediği gibi:
“Evet, hayat, tek başıyla bir Hayy-ı Kayyum’u bütün esma ve şuunatı ile bildirir.”,“...Hem hayatın iki yüzü, yani: mülk, melekût vecihleri; parlaktır, kirsizdir, noksansızdır, ulvidir. Onun için; perdesiz, vasıtasız, doğrudan doğruya dest-i kudret-i Rabbaniyeden çıktığını aşikâre göstermek için, sair eşya gibi zahiri esbabı hayattaki tasarrufat-ı kudrete perde edilmemiş bir müstesna mahlûktur. Hem hayat, bütün kâinattan süzülmüş en safi bir hülasası olduğu gibi, kâinattaki en mühim bir maksadı ilahi ve hilkati âlemin en mühim neticesi olan şükür, ibadet, Hamd ve muhabbeti netice veren bir sırrı azamdır...” 





Yukarıda vücuttaki hücre çeşitlerinden birkaçı görülmektedir. Başta birbirinin aynı olan hücrelerin çoğalmasıyla vücuttaki yaklaşık 200 tür hücre oluşur. DNA'larında yazılı olan bilgi aynı olmasına rağmen, her hücre türü sadece kendisine ait olan bilgileri kullanır. Hiçbir karışıklık çıkmaz. Kemik hücreleri asla göz ya da başka bir organı oluşturmaya kalkmaz ya da sinir hücreleri, alyuvarlarla karışmazlar. Hepsi nerede nasıl davranacağını çok iyi bilir. Bu kusursuz düzeni sağlayan ve vücut hücrelerine neler yapacaklarını ilham eden her şeyin hâkimi olan yüce Allah'tır.
  Tüm bunlardan sonra, bütün bu gerçeklere duyarsız kalmak mümkün mü? Yaratılışımız ilim ve hikmetle dolu iken, hayatımız ilim ve hikmetten, dolayısıyla Yaratıcısından uzak kalması söz konusu bile olmamalıdır. Her hücre Yaratıcısının kudret ve yüceliğini haykırırken, Rabb’imizi yüceltmeden yaşamak bizlere yakışmaz. Bizler, elbette ki DNA’larımızda ki haykıran sesi işitip, dinleyeceğiz. Hücrelerimize kadar işleyen gerçekler üzere yaşamamız dileğimle… Sağlıcakla kalın.
                                                                                   Dr. Ali YETKİNER 

 
Sağlık Köşesi
Bu yazı 98 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum:



Yorumlar
kenan Yazdı:
hocam verdınız bu degerlı bılgıler ıcın allah razı olsun