| YARINIMI DÜŞÜNMEK ZORUNDAYIM |
İnsan vücudu da öyledir. Kangren olmuş bir kolu budarsınız. Ama insan hala canlıdır. Ayağı olmayan, kolu olmayan insanları görürsünüz. Ama yine de ruh bedenlerinde olduğundan dolayı canlıdırlar. Ağaç gibi, insan da tüm bedeni kurumadıkça, ümitte kesilmez. İnsan da ağaç gibi tümüyle kuruyabilir. Ama zamanı gelince işte o zaman yeniden dirilir. Bir tanıdığımın çocuğu kaza geçirmişti. Ha bire haberler geliyordu kolu kopmuş, ayağı kopmuş diye. Tanıdığım şöyle diyordu: “Ruh bedenden ayrılmasın da, varsın kolu ya da ayağı kopsun.” Diye söyleniyordu. Biz insanlar, hem hayata hem de ölüme şahit oluyoruz. Her kış mevsiminde ölüme, her yaz mevsiminde dirilişe; her gece ölüme, her sabah hayata şahit oluyoruz. Çevremizdeki hayvanların ölümüne ve doğumuna da şahit oluyoruz… Bizim de çocuklarımız oluyor. Hepsini görüyoruz. Tefekkür etmek için ve gerçeklere inanmak için çok örnekler var. Şöyle bir düşünün. Allahu Teala bütün insanları aynı zamanda doğdurup aynı zamanda öldürebilirdi. Ama bizler aynı zamanda doğup aynı zamanda ölmüyoruz. Birbirimizin doğumuna ve ölümüne şahit oluyoruz. Bir de eski insanları düşünün. İnsanlar, uzun yıllar yaşıyorlardı. Bu ne demekti. Bu, değişimin çok yavaş olmasını gösteriyordu. Oysa bizler, değişimi çok hızlı yaşıyoruz. Bu gün insanların yaş ortalaması 60/80 arası değişiyor. Kendi bedenimiz üzerinde bile ölüm belirtilerini görebiliyoruz, tırnağımızın uzaması, dişlerimizin çürümesi, saçlarımızın dökülmesi… Canlılığın belirtileri de var bedenimizde… Gözlerimizin görmesi, nefes alıp vermemiz, yaralarımızın iyileşmesi… Tüm bunlar ve sayamayacağımız nice şeyler var ki hayat ve ölüm üzerinde çok şey anlatır bize. Bu kadar çok örnek varken ortada, hayatımız ve ölümümüz üzerinde ne kadar az düşünüyoruz! Oysa bu hayat bizim olduğu gibi, ölüm de bize ait. Hayatımızı hiçe sayarsak, ölümümüz de bir hiç olacak. Allah hayatı ve ölümü verirken bize eğitimini de vermişti. En’am Suresi/162 “Deki; Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.” 36 yaşındayım. 36 yıl önce yoktum. Ama şimdi varım. Ne zamana kadar da var olacağım belli değil. Kısa bir yolculuktur bu dünya hayatı… Peygamberimiz de demiyor muydu? Dünya hayatı bir gölgeliktir. Bu dünya hayatından sonra beni var edene döneceğim.(inna lillah ve inna ileyhi raciun). Bedenim mezarlar şehrine, ruhum berzah âlemine gidecek. Ölen bedenim, giden ruhum olacak. Demek ki ölüm sadece bedenlerimiz için söz konusu. Ruhlarımız ise yolculuğa devam edecek. Bedenlerimiz bu dünya sürecinde, ruhlarımız için bir binekti. Ruhumuz bedeni terk edip gidecek. Bedenlerimiz ise toprağa gömülecek. Ruhlarımız bedenleri üzerindeki yolculuğunu o gün Allahu Teala’ya bildirecek. Hesap verecek yaptıklarını, hissettiklerini, düşündüklerini… Allah’a hesap verecek. Ahiret gününe kavuşmaya inananlar ve Allah’ı sevenler için elbette olumlu bir görüşme olacak. Çünkü hazırlık yapmıştır o gün için… Ama hazırlıklarını ihmal edenler, o gün bin kez pişman olacaklar. Maalesef pişmanlık fayda vermeyecek. Nebe Suresi/27–29 “Doğrusu onlar, hesaba çekileceklerini ummuyorlardı. Bizim ayetlerimizi de yalanlayabildikleri kadar yalanlıyorlardı. Oysa biz, her şeyi yazıp saymışızdır.” Bahar geldiğinde bahçelerde bir temizlik yaparız. Hayat belirtisi olanlar yeniden hayat bulması için bırakılır. Hayat bulamayacaklar ise temizlenir, ayıklanır ve yakılır. İşte bizler de hayatımızı canlı tutan belirtilerimizi kaybedersek bundan sonra bir önemimiz kalmadığı için temizlenir, ayıklanır ve yakılırız. Allah muhafaza etsin. Bu nedenle yarınımızı düşünmek zorundayız. Yarın olacaklar bizim başımıza gelecek. Gerçeklerden kaçmak sorunumuzu çözmeyecek. Gerçeklere hazırlık yapmak, sorunlarımızı çözüyor. Allahu Teala da sorunumuzu çözmeye yardım etmek için baharları bize yaşatarak dikkatimizi toplamamızı sağlamıyor mu? Baharların gelişi gibi lütfen bizler de hayat ve ölüm üzerinde tefekkür edelim. Vesselam. |
| Zeynep Işık |
| Bu yazı 103 kez okundu. |
| Yorumlar |
| fatma altundağ Yazdı: selam yüreginize saglık bu dünya hayatı gelip geçici bir kavraya bilsek zira hayatımızdan sorumluyuz sorumlu oldugumuz hayatımızı bitirmeden uyan malıyız dünyaya olan gurbetimiz sona ermeden farkında olalım bugünümüzden yarınımızdan dualalar.... |
| Yorumlar |
| SEMA ÇETİN Yazdı: !!DÜN ÖLDÜ, BUGÜN CAN VERİYOR, YARIN HENÜZ DOĞMADI...''BİŞRİ HAFİ HAZRETLERİNİN DEDİĞİ GİBİ İNSAN BİR DÜŞÜNCE UFKUNU GENİŞLETMEYE BAŞLARSA ZARARIN NERESİNDEN DÖNSE KARI BULACAKTIR. UYANIŞIN GERÇEKLEŞMESİ DİLEĞİYLE |
| Yorumlar |
| hayran Yazdı: RABBİM Bizi yarınına hazırlık yapanlardan kılsın AMİN |
Bahçenizdeki veya balkonunuzdaki çiçeklerin ya da bir ağacın kuruyup kurumadığını öğrenmek istiyorsunuz. Ne yaparsınız? Elbette, dallarını kırarsınız. Eğer dallarını kırarken birisinin içi canlı yani yeşilse kurumadığına kanaat getirirsiniz. Ama hemen kırılıveriyorsa, onun kuruduğuna kanaat getirirsiniz. Dışardan kurumuş olmasına rağmen canlı olan bu dalların zamanı gelince yeniden dirileceğini düşünürsünüz.
Tefekkür Dergisi