Navigation


Tarih: 07 Ekim 2008 Salı



YENİDEN DİRİLİŞ
YENİDEN DİRİLİŞ
 

Bahar, birçok şeyde olduğu gibi insana ölüm ve dirilişi hatırlatmaktadır. Ancak akleden ve düşünen anlayabilir. Bahar deyince bazılarımızın aklına piknik, tohum ekme, yeşillik ve bolluk gelmektedir. Ancak bunlar bir yana, asıl bize ölüm ve dirilişi hatırlatmaktadır. Çünkü her sene gelen bahar, insanlara öldükten sonra tekrar dileceğini haber verir. Kışın kuruyan (ölen) bir fidan, baharda ise muhteşem bir şekilde insanları hayrete düşürerek filizlenir (dirilir). Bundan da bize ibret almak düşer. Eğer dünyaya hep Allah eksenli bakarsak zaten o zaman hayattaki amacımızı anlarız.
   “O ölüden diri, diriden ölüyü çıkarır. Yeryüzünü ölümden sonra O canlandırır. Ey insanlar işte siz böyle dirileceksiniz.”(Rum 19). Ne gece ne gündüz, yeryüzünün neresinde ve ne zaman olursa olsun fezanın boşluğunda denizlerin derinliğinde bir an bile durmadan yürür. Her an tefekkür eder ama bu mucize ve harikayı her zaman gördüğümüz ve alıştığımız için dikkatimizi ona vermeyiz. Her saniye ölüden diri diriden ölü çıkarır, her an bağrından veya bir çekirdeğin içinden koca bir gövde yavaş yavaş depreşmeye başlar. Önündeki engelleri iterek hayat meydanına atılır. Her lahza bir dal, bir ağaç süresini tamamlar ve kurur, çer çöp yığını haline gelir. Sonra o çer çöp yığınının altında bir yeni can belirir, yavaş yavaş hayata hazırlanır, yeşerir havadaki gazı teneffüs eder. Topraktaki gıdayı alır ve dal budak salmaya başlar. Her saniye bir insan, bir hayvan, bir kuş yavrusunda hayat emareleri görülmeye başlar.
Toprağa atılan bir beden, yeryüzüne gömülen bir vücut ise toprağa karışır ufalanır. Gaz haline gelir ve yeni bir hayatın ham maddesi, yeni bir bitkinin gıdası olmak üzere hazırlanır. Bir hayvana veya bir insana bir yeni yiyecek yetiştirir. Ve aynı şeyler denizlerin diplerinde, fezanın boşluğunda tekerrür eder. Açık bir his ve gören bir kalple bakıldığı zaman insanı bir ürperti sarar. Mü’min onu Kur’anın göstermek istediği aydınlıkla Allah’tan aldığı hidayetle görür.
   “Görmüyorlar mı biz suyu çorak toprağa sürüyoruz da onunla ekin bitiriyoruz. Ondan hayvanları ve kendileri yemektedir, yine de görmüyorlar mı?” (Secde 27) Şu çorak ve ölü toprak işte gösteriyor ki, Allah oraya canlandırıcı suyunu gönderiyor ve birden hayat fışkıran yemyeşil tarla haline getiriyor. Bitkilerden hem kendileri hem hayvanları yiyor. Şüphesiz ki çorak toprağın hayat kazanarak yemyeşil olması tablosu kapalı olmayan insanların ruhunda gelişen hayat konusunun aydınlık kazanması hayatı yemyeşil ve güzel bir biçimde sunan yaratıcıyı duymaları için çok güzel bir tablodur. Hayatı bütün güzellikleriyle mevcudat sayfasına yayan Allah’u Teala’nın bir tablosudur. Böylece Kur’anı Kerim beşer kalbini ölüm ve helak alanında gezdirdikten sonra hayat ve gelişme alanında dolaştırıyor ve her iki durumda da duyguları harekete geçirip, alışkanlığın verdiği bıkkınlığı ortadan kaldırıyor…
   “Yeryüzünü kupkuru ölü gibi görürsün fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir kabarır ve her güzel çiftten ürünler bitirir.” (Hac- 5). Sulanmış toprak bu kuru haliyle hayat ile ölüm arasını dile getirir. Canlılıkta ve canlı organizmada asıl element sudur. Toprağa su indiği zaman harekete geçer ve kabarır. Yüzyıllar boyu ilmi çalışmalar belirtmezden önce Kur’anı kerim suyun toprağı harekete geçirip kabartışını hayret edecek derecede güzel bir biçimde belirtmektedir. Kuru toprağa su indiği an toprak harekete geçer içtiği sulardan kabarır ve gelişir. Ve sonra açılır. Toprağın kuraklıktan sonra canlanması, kapandıktan sonra açılması kadar güzel bir hayat tablosu düşünülebilir mi?
Bak: Araf 57, Fatır 9, Yasin 33, Fussilet 39, Zuhruf 11, Kaf 11. Çorak topraktan bize meyveler ve sebzeler çıkaran Rabbim, elbette öldükten sonra tekrar diriltmeye de Kadir’dir.



FATMA MIZRAK

 
Okuyucu Köşesi
Bu yazı 208 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: