| YİNE BAHAR GELDİ |
| Tabiat uzun, soğuk ve de çetin geçen bir kışın ardından yine zinetlerini takınmış bir gelin gibi rengârenk giysilerini giyinmiş, Allah’ın yaratma sanatını sergiliyor. Yeryüzü, kış boyunca içinde gizlediği bütün güzellikleri, havaların ısınması ve yağmurun yağmasıyla dışa vurmaya başladı bile. Oysaki dışarıdan bakıldığında hani şu “gözümle görmesem inanmam” diyenlerin veya “bir şey görünmüyorsa yoktur” diyenlerin inadına, içindekileri bütün güzelliğiyle dışa vuruyor. Sahi gerçekten de görünmüyordu, nasıl oldu da ölmüş arz bu kadar muhteşem bir hal aldı! Şu ağaçlar, kurumuş dallar, bulamaç olmuş toprak, nasıl olmuştu da tekrar dirilmişti? Sapsarı olan toprak tekrar, tekrar yeşile boyamıştı. Hatta bazıları insanın da öldükten sonra dirilmeyeceğine inanıyordu değil mi? Yoksa bütün bunlar, bizlerin ders alması için, düşünüp doğruyu bulması için, Rahman olan Allah’tan bir delil, bir ayet, bir işaret olmasındı? Evet, evet bizim düşünüp ders almamız içindi! Nereden mi biliyorum? İşte delil! Tabi iman edenler için… Bir gün Allah Resulü, insanlara ahiretten, ölümden sonraki hayattan bahsediyordu. Onu dinleyen müşrikler, ellerine kuru bir kemik alıp ufalttıktan sonra, “bu çürümüş kemikleri mi diriltecek?” diyerek alay etmişlerdi. Bunun üzerine Yüce Allah, Kuran-ı Kerim’de geçen şu ayeti indirdi. ( Yeri de kurumuş, ölmüş görürsün. Fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir kabarır ve her güzel çiftten bitirir. Hac 5 )
“Kendi yaratılışını unutarak bize bir misal verdi. Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek? Dedi. Deki onları ilk defa yaratan diriltecek. O her yaratmayı bilir.” Yasin 78,79 İşte tıpkı bunun gibi toprağı da, yok olup gitmiş gibi duran tabiatı diriltmek de Allah’a zor olmadığı gibi, insanı tekrar yaratmak da Allah’a zor değildir. Allah (cc.) her yaratmayı bilir. Bahar geldiği zaman insanlar, sevinç içinde kırlara koşar, oynar, çiçek toplar, piknik yapar, eğlenir de, bu muhteşem diriliş olayından ders çıkarmaz! Bir gün kendisinin de tıpkı bu ölmüş arz gibi diriltileceğini ve hangi hal üzere ölürse, Rabbinin huzuruna o halde diriltileceğini düşünmez! O halde ölüm bize gelmeden hemen Rabbimizin önünde esas duruşa geçmeli, halimize çeki düzen vermeliyiz. Unutmamalıyız ki, tabiattan farklı olarak bize, sadece bir kez hayat hakkı tanımaktadır. O hayatı da, bize hayat bahşeden Allah’ın rızasını aramakla geçirmeliyiz. İkinci dirilişimiz bizim ebedi baharımız olsun. Yine unutmayalım ki bu dünyanın baharının, ebedi bahara nisbeti, parmağını denize batıran kişinin parmağındaki ıslaklık kadardır. Hiç deniz dururken, parmaktaki ıslaklıkla yetinilir mi? Geçici olan, ebedi olana tercih edilir mi? “Ölümünden sonra arzı diriltmemizde de, düşünen insanlar için ibretler vardır!” İbretlik olmadan ibret alalım. Ebedi baharda buluşmak dileğiyle… Nuray BUĞDAY |
| Nuray Buğday |
| Bu yazı 120 kez okundu. |
Tefekkür Dergisi