| ZAMAN BİLİNCİ TAŞIYANLARIN FARKI |
Bir bilmecem var sizlere. Haydi, sor, sor!” dediğinizi duyar gibiyim. Pekâlâ, işte bilmece: En uzun fakat en kısa, en hızlı fakat en yavaş, hepimizin ihmal ettiği ve sonra pişman olduğu şey nedir? Onsuz hiçbir şey yapılamaz, küçük olan her şeyi yutar, büyük olan her şeyi daha da büyütür! Nedir bu? Meraklandınız değil mi? Bilmecemin cevabı; “zaman”dır. En uzundur çünkü ölçülen sonsuzluktur, En kısadır, çünkü hiç birimizin dünya işini bitirecek zamanı yoktur. Var sanılsa bile yoktur. Ölüm geldiğinde, nice yarım kalan işlerimizi arkamızda bırakacağız, O mutlu olanlar için en hızlı, acı çekenler için en yavaştır. Hasta olduğumuzda gece ise, sabah olmayacakmış gibi zaman geçmek bilmiyor sanırız. Onsuz hiçbir şey yapılamaz, çünkü o içinde yaşadığımız tek sahnedir. Zaman hayatın yapıldığı şeydir! O, gelecek kuşaklar için değersiz olan her şeyi yutarak unutulmaya terk eder, büyük ve fedakârca olan her şeyi yüceltir ve korur. Böylesine önemli ve harcanmasından da sorumlu tutulacağımız zamanı kullanma bilicine sahip miyiz? Yoksa zamanı hoyratça çarçur mu ediyoruz? Zaman kullanımı önemsiz değildir ki gözardı edelim. Başarılı insanlar zamanlarını, başarısız insanların yapmayı istemedikleri şeyleri yaparak harcarlar! Sıradan birine, başarının gerektirdiği fedakârlıklara katlanmaktansa, başarısızlığın güçlüklerine katlanmak daha kolay gelir! Eğer her birine ayıracak planlı bir zamanımız yoksa hayatta amaçların ve hedeflerin de pek bir anlamı olmayacaktır. Ancak zamanımız varsa bu amaçlara doğru hareket edebilir ve ancak o zaman hedefe varabiliriz. İki grup insan vardır. Birincisi daima “yarın” bir şeylere başlamayı düşünen zavallı ve düş kırıklıkları yaşayanlar, İkincisi “şimdi” harekete geçmeye hazır olan, harika ve başarılı insanlar! Bu ikinci grup için “yarın” diye bir şey yoktur. Aslında insan için ancak “şimdiki zamanı” elindedir. Çünkü bir din âlimi Bişr-i Hafi’nin dediği gibi, “dün geçti gitti, bir daha gelmez. Yarın henüz gelmemiştir, gelmesi de meçhuldür. Senin için sadece “şu anın, şimdin, şurada” olan vardır! Her sabah kalktığımızda defterimiz 24 saatle dolduruluyor. Gözümüzü açmakla başlar işlemeye.. Resulullah(s.a.s) şöyle buyuruyor; “ Hiçbir sabah yoktur ki, tan yeri, iki melek şunları söylemeden ağarsın! “ey Âdemoğlu! Ben yeni bir günüm ve senin davranışlarına şahidim. O halde beni en iyi şekilde kullan! Çünkü kıyamet gününe kadar bir daha gelmeyeceğim!” İşte tam da bu yüzden her günümüzü iftihar edeceğimiz, ebedi hayatımızda Rabbin rızasına ulaştıracak işler, meşgaleler ve amellerle doldurmalıyız! “ Bu gün Allah için ne yaptın?” sorusu, bu yüzden önemli bir bilinç inşa eder. Sanırım bu soruyu her günün sonunda nefsimize sormayı adet edinirsek, zamanımızı verimli kullanmayı daha iyi becereceğiz. Aynı zamanda sorumluluklarımızı erteleme hatasına düşmeden yerine getirmiş oluruz. Anı değerlendirmek sandığınızdan daha önemlidir. Eğer şu anda, iyi işlere başlamaya hazır değilsek, niyetimiz ne kadar iyi olursa olsun, yarın da gelecek hafta da, on yıl sonra da aynı şeye saplanıp kalacağız. Yerimizden milim kaymayacağız! Ne gaflet! Bu yüzden biz müminler için “yarın” diye umut bağladığımız şey olmamalıdır. Çünkü yarına ulaşacağımız meçhuldür! Tabii ki yarına ulaşma ihtimaline binaen, planlar yapılabilir, hazırlıklı olunabilir. Eğer bize “yarın” bahşedilirse bunları, şunları yaparım” diye plan yapabiliriz yapmalıyız da… Ancak hiç gelmeyebileceğini hesap ederek, mümkünse “yarının işini de bu günden bitirelim!” Bu size muazzam kazanımlar sağlayacaktır! O halde soralım, sizce zaman nedir? Ne anlama gelir? Cevaplarınızı not edin. Zaman, kimileri için fırsatın en yüksek olduğu bir “andır”. Fırsatın en yüksek düzeyde olduğu bir zamanın, birçok insan için özel bir önemi vardır. Örn; reklâmcılık sektöründe çalışanlar, “zamanı gelen bir fikir kadar hiçbir şeyin kuvvetli olmadığını” söylüyorlar. Diyorlar ki; “doğru anı” geldiğinde tanıyabilirsiniz, önemli olan elimizden kaçmadan en yüksek derecede değerlendirebilmenizdir. Böyle yaptığınızda hayatın problemleri büyük ölçüde basitleşir. Her şeyin üstesinden gelebildiğinizi görürsünüz.” Diğer bazı kimseler için ise zaman, sadece dakikalar, saniyeler ve yılların ölçüsüdür. Zaman deyince akıllarına sadece bir saat ve takvim gelir. Yüzeysel, tek boyutlu bir zaman anlayışı olanlardır bunlar. Dolayısıyla bu düşüncedeki basit insanların hiçbir şaheser meydana getirmediklerini söyleyebiliriz. Hatta daha da ileri gidip, bu tip insanların zamanlarını başlanmış bir teşebbüsü bozması, yaratıcı kuvvetin engellenmesi ve zamanlarını güzel, önemli ve büyük şeyler yapılmasını engelleyecek küçücük önemsiz şeylerle doldurduklarını görürsünüz. Bir görevi yapması için bir hafta süresi varsa, o işi gerçekten bir haftada yapar. (daha önce bitirmek için gayret göstermez!) Bu kişiler, kitap okumaktansa, boş boş çarşı Pazar gezmeyi, ya da bir perdenin yerinde olmayan kıvrımlarıyla, daha düzgün durması için uğraşması daha önemlidir. Ya da bir dergi okumaktansa, birkaç fayans parlatmak daha önemlidir! Onların hayatında önemsiz işler, önemli işleri yutmuştur! Öylesine dünyaya ve ayrıntılarına kendilerini kaptırmışlardır ki, bir ölüm vakası, dermansız bir hastalık ya da Allah’ın merhamet tokadını yemeden uyanmazlar bu zaman katliamından! Ve nihayet zamana büyük bir derinlik vererek, hayata gerçek anlamını kazandıran kişiler vardır. Onlar saate veya takvime zincirlenmezler. Onların başarılarını yöneten iman, kararlılık ve heyecanlarıdır. Yaptıkları şeylere kuvvetle inandıkları için, kendilerini hedeflerine odaklarlar. Kalplerini sevdikleri hedefe adamışlardır. Zamanı anlamlandıran bu üç anlayıştan hangisini seçmeliyiz? Tabii sonuncusunu dediğinizi duyar gibiyim! Aynı fikirde olmak ne hoş! Evet, asıl hedefimizi belirlemeli ve başarı ya da başarısızlığı değil, zamanımızı doğru kullanmaya bakmalıyız! Zamanı doğru olarak planlayıp kullanırsak (değerlendirirsek), kuşkusuz ideallerimiz ömrümüzü aşacaktır! “Siz, kullanılmayan dakikalarınızı ne yapıyorsunuz” diye sormak lazım şimdi? Boş zaman diye tabir edilen kıymetli anlarda neler yapılabilir, zamanı değerlendirmek adına… vereceğiniz cevap tüm hayatınıza projeksiyon tutar ona göre dikkatli olun! Boş zaman, tren, uçak ya da otobüs beklerken, ya da yolculuk ederken harcanan saatler olabilir. Böylesi zamanları kitap okumak, Kur’an ya da hadis ezberleyerek değerlendirip, hem ilmen ilerleyip, hem de Salih ameller babından karlı çıkamaz mıyız? İmkânsız mı diyorsunuz? Zamana verdiğiniz öneme bağlı cevabınız... Zaman katliamından kurtulmak istiyorsanız bir de şuna dikkat etmelisiniz. Eğer bir iş, birçok kişi tarafından, daha ucuza ve daha iyi yapılabiliyorsa, onlara verin yapsınlar, kendi zamanınızı bunlarla heba etmeyin! Zaman kazanır ve yapmak istediğiniz daha önemli işlere vakit ayırabilirsiniz böylece…Hayatınızın yoğun keşmekeşinde, yapmak istediklerinize zaman ayırmak istiyorsanız, uygun zamanı beklerseniz, sonsuza kadar bekleyebilirsiniz! “Uygun zaman yoktur, değerlendirilen dolu dolu geçen zaman vardır!” Eğer plan yapmayı alışkanlık edinirseniz, mesela, bir doktor randevusu, iş toplantısı veya özel bir olayı not ederseniz, buna mutlaka uyunuz! Tamamlamak istediğiniz şeyler için de bir zaman ayırın ve elinizden geldiği kadar ona bağlı kalın. Bu size zaman kazandırır.Mesela her gün bir saatinizi ayırarak, yılda 360 saat kazanırsınız. Bu zamanla da, Kur’andan birçok sure ezberleyebilir, Hızlı okuma tekniklerini öğrenebilir, Özel bazı beceriler kazanabilir, Yabancı bir dil öğrenebilir, Bir kitap yazabilir, Diploma alabilir, ya da ek bir gelir kazanabilirsiniz! Gördünüz mü, zamana değer vererek neler kazanabiliyorsunuz? Fakat günler aylar, yıllar kısacası zaman uçup gider… Hala başlamak istediğiniz işlere başlamamışsak, zamanımızın çoğu bize ve kişiliğimize, ya da hedefimize hiçbir katkısı olmayan, küçük ama binlerce meşguliyetle geçer! Zamanı hak ettiği derinlikte yaşamak için, hiç kuşkusuz farkında olmak ve zaman bilincine sahip olmak gerekiyor. Yaşanmış hayatlar içinde farkındalığı yaratan da işte bu bilinçtir! Bu bilinçle derinlikli yaşanacak hayatlara ve kazanılacak sonsuzluğa ulaşmak dileğiyle… |
| Şükran Taşdelen |
| Bu yazı 387 kez okundu. |
Tefekkür Dergisi