Navigation


Tarih: 06 Ekim 2008 Pazartesi



ZAMAN İLİM ELDE ETME ZAMANIDIR!
ZAMAN İLİM ELDE ETME ZAMANIDIR!
 



 



Bütün hamdler; ezelden ebede, her şeyi bütün yönleriyle bilen,
hiçbir şeyin hiçbir şekilde ilminden gizlenemediği, âlim olan Allah (c.c)'a
mahsustur. Salât ve selam öğretmenimiz Hz. Muhammed (s.a.s) 'e, tüm
peygamberlerimize (a.s), ehli beytine, izinden giden tüm Müslümanlara olsun.
Sevgili Müslüman Kardeşlerim, birbirinden değerli okurlarım! Bu hafta
sizinle paylaşmak istediğim konu, boş vakitlerden faydalanmak ve zamandan
ders almak. Neden mi? Vakitten başka her şeyin telafi edilmesi mümkündür.
Zaman insanın en kıymetli unsurudur. İnsan, gerçekten Allah'a (c.c) süratli
bir şekilde gitmektedir. Her gün, bizler için ebedi hayata doğru yol
aldığımız merhalelerden biridir. Hadis-i Şerifte buyrulmuştur: '' Vakit
kılıç gibidir. Onu yerinde kullanmazsak bizleri yaralayacaktır.'' İnsanlar
hoşgörüsüzlük içinde, ilimden bihaber geçirmiş oldukları zamanlarını nasıl
mı geçiriyorlar?
Beşeri münasebetlerimizi bir gözden geçirelim. Neden böyle olduk? Din demek
güzel ahlak demek değil midir? Anlayacağımız birbirimizi taşıyamıyoruz.
Stres toplumu olduk çıktık. Kendimizle barışık değiliz ki; başkalarıyla
barışık olalım. Yangına körükle gidenler de cabası. Sevgi eksikliği var.
Sevgisizlik denizinde boğuluyoruz. Anlayışsızlık fırtınalarında
savruluyoruz. Güven eksikliği, tahammülsüzlük sonucu çıkan, adaletsiz
tavırlar, nahoş hareketler, fiiller, kaçınılmaz tutum ve davranışlarla dolu
olan yaşamımıza; hoş olmayan, olmaması gereken tablolara, gereksiz yere imza
atılmış oluyor.
Dünyaya imtihan için gönderilen İnsan ne için üzülmeli? Ne için yarışmalı?
Yüce Allah'a (c.c) kulluk etmede; bu gayeyi hedeflemede ve kilitlenmede
çalışmalı gayret göstermelidir. İçinde yaşadığımız hayat başıboş değildir.
Şuurlu geçirilen her saniyemiz, her dakikamız, bizim için ömrümüzün hangi
anı olursa olsun; baki ömrümüzü kazandıracak bir araç hükmündedir. Zamanın
akışından hayırlı neticeler elde edebilirsek, ilimle doldurabilirsek,
kendimiz için Allah (c.c) katında hiçbir zaman ve mekânın yıpratamayacağı
daimi mevkiler elde ederiz.
Muaz b. Cebel (r.a): '' İlim öğreniniz. Çünkü ilim talimi takva,
talep edilmesi ibadet, müzakere edilmesi tesbih, araştırılması cihad,
bilmeyenlere öğretmek sadaka, ehline vermek de itaattir. İlim helal ve haram
için esas, cennet için aydınlık, yalnızlıkta arkadaş, gurbette dost,
halvette sohbet edici, bolluk ve darlıkta kılavuz, düşmanlara karşı silah,
dostlar yanında süstür. Allah (c.c) ilim ile nice milletleri yükseltip
onları takip etmede misal, hayırda lider, görüşlerinde tabi olunan,
meleklerin arkadaşlık ettiği ve kanatlarıyla gölgelendirdikleri, balıkların,
diğer deniz hayvanlarının, yaş ve kuru ne varsa her şeyin, kendilerine duada
bulundukları bir topluluk kılar. Çünkü ilim kalpleri cehaletten kurtarandır.
Gözlerin karanlıkta lambasıdır. Onun sayesinde insan iyiler zümresine
iltihak eder. Dünya ve ahiret için yüce mertebelere nail olur. İlim tefekkür
etmek, oruç tutmak gibidir; onu müzakere etmek de namaz kılmak gibidir. İlim
tasıyla sıla-i rahim yapılır. Onunla helal haram bilinir. O liderdir, amel
ona tabidir. İyiler ondan nasibini alır. Kötüler ise ondan mahrum kalır.''
Demiştir.
İman etmiş olmakla şereflenmiş kardeşlerim! Bugün Kur' anı Kerim, tüm
ilimlerin ana kaynağı ve özeti olarak elimizdedir. İlk nazil olan ayeti:
''Oku, seni yaratan Rabbinin adıyla oku. O, seni bir kan pıhtısından
yarattı. Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir. Ki O, kalemle yazmayı
öğretendir. O, insana bilmediklerini öğretendir.'' (Alak suresi 1–5)
diyerek okumaya ve ilim sahibi olmaya teşvik buyuruyor. İlimsiz iman,
imansız ilim olmaz. İlimsiz geçen zamanlarımıza, asla bahane kabul edilmez.
Allah âlimdir, İlim peşinde dolaşanları sever. Artık hak ve batıl
birbirinden iyice ayrılmıştır. Doğru yol belli olmuştur. Öğütlerini
dinleyenler şifa bulmuşlardır. İlahi eğitime tabii olarak şuurlanalım!
İlmin infakı ise, öğretmektir. Bilgilerimizi paylaşalım. Hz. Ali '' Bana bir
harf öğretenin, kırk yıl kölesi olurum.'' demiştir. ''Ya öğrenen, ya
öğreten, ya seven ol; Sakın! Dördüncüsü olma, kaybedersin deniliyor.'' Hz.
Peygamber, Bedir savaşında alınan esirlerin, on Müslüman’a okuma yazma
öğrettikleri halde serbest bırakılacaklarını söylemekle, ilme ne kadar önem
verdiği ortadadır. Allah insana ilim verirken; bize düşen, bunu almak,
öğrenmek ve öğrendiklerini yine Allah yolunda kullanmaktır. '' Bilen
bildiğiyle amel ettikçe, Allah bilmediklerini de öğretir.'' buyruluyor.
İlim; çok şerefli olsa da, tam ve mükemmel olması için, ibadet ve
amelle birleşmelidir. İlim ağaç ise, ibadet onun meyvesidir. İnsan ilmiyle,
meleklerden bile üstün olmuştur. Melekler sadece Allah' ın bildirmesiyle
bilirler ve her an ibadetle meşgul oldukları halde, halifelik sıfatıyla
şereflenmemişlerdir. Kâinatı yaratan, bizi yaratıp yetiştiren, bize ve her
işimize sahip olan Rabb'imizin rızasını kazanmak ilimden geçiyor. Buna
rağmen; toplum olarak maalesef! Okuma özürlüyüz! Okuma özürlüyüz! Okuma
özürlüyüz! Okumak, bilgi edinmenin en geçerli yoludur. Düşüncelerimizi
açlıktan öldürmeyelim! Zihin açlığımızı doğru bilgilerle doyuralım. Bilgi
dağarcığımızı zenginleştirerek, kendimizi geliştirelim. Dışı süslü, göz
kamaştırıcı; içi boş zavallı kütükler olmayalım. Zamanımızı her an akılcı
bir şekilde kullanalım.
Zamanımız, bilgi ve iletişim çağı Artık günümüzde dünyaca güçlü
kalemşorların; fikri sahalarda, ilmi platformlarda boy göstererek, ustaca
kalemlerini çekip salladığı, kalem vuruşturduğu bir çağda yaşıyoruz.
Kültürel ortamlardan faydalanalım. Beşikten mezara kadar ilimle geçirmemiz
gerektiğini hatırda tutarak; her anımızı fırsattan istifade bilip, boş
geçirmeyerek değerlendirelim. Aynı zamanda her şuurlu bakış da; okuma ve
anlama olayıdır. Unutmayalım ki! Allah' ın kitabı dışında hiçbir kitap ''La
raybe fihy'' : (Kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan) değildir. Yine hiçbir
kitap baştan sona doğru olmadığı gibi, baştan sona yanlış da değildir.
İnsana ait hiçbir eser, Allah'' ın eseri gibi olamaz.
Bir insan nefsini terbiye etmedikçe, Allah ve Resulüne göre düşünmedikçe,
kendinde olanı değiştirmez. Toplum değişmedikçe de zulüm, cehalet, haksızlık
kol gezer, acı ve keder biteviye bitmez tükenmez. Eğitilmiş bir toplum çok
az yanlışa düşer. Eğer bir toplum, Kur' an ahlakıyla ahlaklanıp kendi
kendini yetiştirmişse, o toplum her zaman iyiye, doğruya, güzele, refaha
ulaşır. Çünkü o toplum, yüce Allah (c.c)' un koruması altındadır. Bu
teminatı başka kim verebilir? Düşünelim bir, yüce Allah kadar bizi kim
koruyabilir?
Ey Rabbimiz, ilmimizi arttır, yararsız bilgiden, korkmayan kalpten,
vermiş olduğun nimetin kaybolmasından, ansızın gelecek olan beladan, kabul
edilmeyen duadan sana sığınırız. Hayatı her türlü iyiliğimizin çoğalmasına,
ölümü de her türlü kötülükten kurtulmaya vesile eyle. Ey Rabbimiz, gerek öne
aldığımız ve gerekse sonraya bıraktığımız, gerek gizlediğimiz ve gerekse
açığa vurduğumuz, gerek ölçüyü kaçırarak içine daldığımız ve gerekse
işlediğimizi senin bildiğin tüm günahlarımızı bağışla. Başlangıcın da sonun
da sahibi Sen' sin. Âmin...
Günlerinizi ilimle geçirmeniz, beni de duanızdan unutmamanız dileğiyle!
Vesselam!

 
Sema Çetin
Bu yazı 565 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum:



Yorumlar
Nevin Yazdı:
Yazınızdan çok etkilendim. Beni hıitap okumaya teşvik etti. Dışım süslü dediğiniz gibi içim boş kütük gibi olmak istemiyorum. Çok yerinde tespitler yapmışsınız. Ha1kı aydınlatmaya devam etmeniz dileğiyle.