
Bütün hamdler; ezelden ebede, her şeyi bütün yönleriyle bilen, hiçbir şeyin hiçbir şekilde ilminden gizlenemediği, âlim olan Allah (c.c)'a mahsustur. Salât ve selam öğretmenimiz Hz. Muhammed (s.a.s) 'e, tüm peygamberlerimize (a.s), ehli beytine, izinden giden tüm Müslümanlara olsun. Sevgili Müslüman Kardeşlerim, birbirinden değerli okurlarım! Bu hafta sizinle paylaşmak istediğim konu, boş vakitlerden faydalanmak ve zamandan ders almak. Neden mi? Vakitten başka her şeyin telafi edilmesi mümkündür. Zaman insanın en kıymetli unsurudur. İnsan, gerçekten Allah'a (c.c) süratli bir şekilde gitmektedir. Her gün, bizler için ebedi hayata doğru yol aldığımız merhalelerden biridir. Hadis-i Şerifte buyrulmuştur: '' Vakit kılıç gibidir. Onu yerinde kullanmazsak bizleri yaralayacaktır.'' İnsanlar hoşgörüsüzlük içinde, ilimden bihaber geçirmiş oldukları zamanlarını nasıl mı geçiriyorlar? Beşeri münasebetlerimizi bir gözden geçirelim. Neden böyle olduk? Din demek güzel ahlak demek değil midir? Anlayacağımız birbirimizi taşıyamıyoruz. Stres toplumu olduk çıktık. Kendimizle barışık değiliz ki; başkalarıyla barışık olalım. Yangına körükle gidenler de cabası. Sevgi eksikliği var. Sevgisizlik denizinde boğuluyoruz. Anlayışsızlık fırtınalarında savruluyoruz. Güven eksikliği, tahammülsüzlük sonucu çıkan, adaletsiz tavırlar, nahoş hareketler, fiiller, kaçınılmaz tutum ve davranışlarla dolu olan yaşamımıza; hoş olmayan, olmaması gereken tablolara, gereksiz yere imza atılmış oluyor. Dünyaya imtihan için gönderilen İnsan ne için üzülmeli? Ne için yarışmalı? Yüce Allah'a (c.c) kulluk etmede; bu gayeyi hedeflemede ve kilitlenmede çalışmalı gayret göstermelidir. İçinde yaşadığımız hayat başıboş değildir. Şuurlu geçirilen her saniyemiz, her dakikamız, bizim için ömrümüzün hangi anı olursa olsun; baki ömrümüzü kazandıracak bir araç hükmündedir. Zamanın akışından hayırlı neticeler elde edebilirsek, ilimle doldurabilirsek, kendimiz için Allah (c.c) katında hiçbir zaman ve mekânın yıpratamayacağı daimi mevkiler elde ederiz. Muaz b. Cebel (r.a): '' İlim öğreniniz. Çünkü ilim talimi takva, talep edilmesi ibadet, müzakere edilmesi tesbih, araştırılması cihad, bilmeyenlere öğretmek sadaka, ehline vermek de itaattir. İlim helal ve haram için esas, cennet için aydınlık, yalnızlıkta arkadaş, gurbette dost, halvette sohbet edici, bolluk ve darlıkta kılavuz, düşmanlara karşı silah, dostlar yanında süstür. Allah (c.c) ilim ile nice milletleri yükseltip onları takip etmede misal, hayırda lider, görüşlerinde tabi olunan, meleklerin arkadaşlık ettiği ve kanatlarıyla gölgelendirdikleri, balıkların, diğer deniz hayvanlarının, yaş ve kuru ne varsa her şeyin, kendilerine duada bulundukları bir topluluk kılar. Çünkü ilim kalpleri cehaletten kurtarandır. Gözlerin karanlıkta lambasıdır. Onun sayesinde insan iyiler zümresine iltihak eder. Dünya ve ahiret için yüce mertebelere nail olur. İlim tefekkür etmek, oruç tutmak gibidir; onu müzakere etmek de namaz kılmak gibidir. İlim tasıyla sıla-i rahim yapılır. Onunla helal haram bilinir. O liderdir, amel ona tabidir. İyiler ondan nasibini alır. Kötüler ise ondan mahrum kalır.'' Demiştir. İman etmiş olmakla şereflenmiş kardeşlerim! Bugün Kur' anı Kerim, tüm ilimlerin ana kaynağı ve özeti olarak elimizdedir. İlk nazil olan ayeti: ''Oku, seni yaratan Rabbinin adıyla oku. O, seni bir kan pıhtısından yarattı. Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir. Ki O, kalemle yazmayı öğretendir. O, insana bilmediklerini öğretendir.'' (Alak suresi 15) diyerek okumaya ve ilim sahibi olmaya teşvik buyuruyor. İlimsiz iman, imansız ilim olmaz. İlimsiz geçen zamanlarımıza, asla bahane kabul edilmez. Allah âlimdir, İlim peşinde dolaşanları sever. Artık hak ve batıl birbirinden iyice ayrılmıştır. Doğru yol belli olmuştur. Öğütlerini dinleyenler şifa bulmuşlardır. İlahi eğitime tabii olarak şuurlanalım! İlmin infakı ise, öğretmektir. Bilgilerimizi paylaşalım. Hz. Ali '' Bana bir harf öğretenin, kırk yıl kölesi olurum.'' demiştir. ''Ya öğrenen, ya öğreten, ya seven ol; Sakın! Dördüncüsü olma, kaybedersin deniliyor.'' Hz. Peygamber, Bedir savaşında alınan esirlerin, on Müslümana okuma yazma öğrettikleri halde serbest bırakılacaklarını söylemekle, ilme ne kadar önem verdiği ortadadır. Allah insana ilim verirken; bize düşen, bunu almak, öğrenmek ve öğrendiklerini yine Allah yolunda kullanmaktır. '' Bilen bildiğiyle amel ettikçe, Allah bilmediklerini de öğretir.'' buyruluyor. İlim; çok şerefli olsa da, tam ve mükemmel olması için, ibadet ve amelle birleşmelidir. İlim ağaç ise, ibadet onun meyvesidir. İnsan ilmiyle, meleklerden bile üstün olmuştur. Melekler sadece Allah' ın bildirmesiyle bilirler ve her an ibadetle meşgul oldukları halde, halifelik sıfatıyla şereflenmemişlerdir. Kâinatı yaratan, bizi yaratıp yetiştiren, bize ve her işimize sahip olan Rabb'imizin rızasını kazanmak ilimden geçiyor. Buna rağmen; toplum olarak maalesef! Okuma özürlüyüz! Okuma özürlüyüz! Okuma özürlüyüz! Okumak, bilgi edinmenin en geçerli yoludur. Düşüncelerimizi açlıktan öldürmeyelim! Zihin açlığımızı doğru bilgilerle doyuralım. Bilgi dağarcığımızı zenginleştirerek, kendimizi geliştirelim. Dışı süslü, göz kamaştırıcı; içi boş zavallı kütükler olmayalım. Zamanımızı her an akılcı bir şekilde kullanalım. Zamanımız, bilgi ve iletişim çağı Artık günümüzde dünyaca güçlü kalemşorların; fikri sahalarda, ilmi platformlarda boy göstererek, ustaca kalemlerini çekip salladığı, kalem vuruşturduğu bir çağda yaşıyoruz. Kültürel ortamlardan faydalanalım. Beşikten mezara kadar ilimle geçirmemiz gerektiğini hatırda tutarak; her anımızı fırsattan istifade bilip, boş geçirmeyerek değerlendirelim. Aynı zamanda her şuurlu bakış da; okuma ve anlama olayıdır. Unutmayalım ki! Allah' ın kitabı dışında hiçbir kitap ''La raybe fihy'' : (Kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan) değildir. Yine hiçbir kitap baştan sona doğru olmadığı gibi, baştan sona yanlış da değildir. İnsana ait hiçbir eser, Allah'' ın eseri gibi olamaz. Bir insan nefsini terbiye etmedikçe, Allah ve Resulüne göre düşünmedikçe, kendinde olanı değiştirmez. Toplum değişmedikçe de zulüm, cehalet, haksızlık kol gezer, acı ve keder biteviye bitmez tükenmez. Eğitilmiş bir toplum çok az yanlışa düşer. Eğer bir toplum, Kur' an ahlakıyla ahlaklanıp kendi kendini yetiştirmişse, o toplum her zaman iyiye, doğruya, güzele, refaha ulaşır. Çünkü o toplum, yüce Allah (c.c)' un koruması altındadır. Bu teminatı başka kim verebilir? Düşünelim bir, yüce Allah kadar bizi kim koruyabilir? Ey Rabbimiz, ilmimizi arttır, yararsız bilgiden, korkmayan kalpten, vermiş olduğun nimetin kaybolmasından, ansızın gelecek olan beladan, kabul edilmeyen duadan sana sığınırız. Hayatı her türlü iyiliğimizin çoğalmasına, ölümü de her türlü kötülükten kurtulmaya vesile eyle. Ey Rabbimiz, gerek öne aldığımız ve gerekse sonraya bıraktığımız, gerek gizlediğimiz ve gerekse açığa vurduğumuz, gerek ölçüyü kaçırarak içine daldığımız ve gerekse işlediğimizi senin bildiğin tüm günahlarımızı bağışla. Başlangıcın da sonun da sahibi Sen' sin. Âmin... Günlerinizi ilimle geçirmeniz, beni de duanızdan unutmamanız dileğiyle! Vesselam! |