| ZÜMRÜT |
| En çok sevdiğiniz, en çok elde etmek istediğiniz, dağın en zirvesinde duruyor. Hayatta en çok arzuladığınız o hedef orada. Bir zümrüt gibi... Yüksek dağın eteğinde durmuş, gözlerinizi oraya dikmiş, yüreğiniz büyük bir hasretle, heyecanla çarpıyor.
“Acaba o hedefe varabilir miyim?” Diye. Yol zor görünüyor. O yamaçlardan çıkmak için selim bir kalp, güçlü el- ayak, bilinçli bir irade gerekiyor. Zaman, emek, azık gerekiyor. İlim, sabır, feraset gerekiyor. Dost, umut, araç gerekiyor. Nitekim onu elde etmek için bu yolculuk şart. Bu meşakkatlerden dolayı bazen vazgeçmek istiyorsunuz. Ama ruhunuz buna izin vermiyor. Bu nedenle her şeye rağmen yola çıkmak istiyorsunuz. Bu yolculuktan vazgeçenler asla ve asla Zümrüt’ü göremeyecekler, kokusunu bile duyamayacaklar. Ama yola çıkanlar zirveye yaklaştıkça, zümrüt’ü hissetmeye başlayacaklar. O zümrüt nedir acaba? Evet, sizin zümrütünüz nedir bu kısacık dünya hayatında? Bir düşünün! Allah’a inanan ve kul olmayı kendine yakıştıranlar için zümrüt; “Allah’ın rızası ve sevgisi” dir. Şeytan, nefis ve dünyanın tüm meşakkatlerine rağmen yola çıkmaya karar verdiniz. Bu sağ ayağın adımıdır. Kalbinizin tek atımını “la ilahe”yi gerçekleştirdiniz. Tevhidin birinci basamağını yerine getirdiniz. Çünkü zirvedeki hedefiniz için harekete geçtiniz. Yola çıktınız. Çabaladınız. Yoruldunuz . Zorlandınız. Yolda size saldıranlar oldu, aldırmadınız. Sizi oyalayanlar oldu, oyalanmadınız. Sizi kandıranlar oldu, kanmadınız. Yüreğinizdeki hasret, istek ve kararlılık size enerji verdi. Ve sonuçta ulaştınız. Zümrütünüze kavuştunuz. Birinci aşama bitti, çünkü zümrüde kavuşmak ile her şey bitmiyordu. Bir de o zümrüdü korumak vardı. Elinizde duran bir zümrüt vardı şimdi. Size daha çok saldıracaklar, daha çok tuzak kuracaklardı. Şimdi önceki azığınızdan daha büyük azığa, öncekinden daha büyük savunmaya ihtiyacınız olacak. Siz adeta bir Zümrüdü Anka olmalısınız ki, elinizdekini koruyabilmelisiniz. Bu da atacağınız ikinci adım olacaktı ki yürüyüş olsun. Böylece kalbinizin diğer yarısı da dolacaktı. Tevhidin ikinci aşaması olan ‘İllallah’ gerçekleşmiş olacaktı. İşte zümrüdümüzü kazanmamızı ve onu korumamızı sağlayan ilahi terbiye “Ramazan eğitimi”dir. İnsanları üçe ayırabiliriz. —Gaflette olanlar derin bir uykuda oldukları için, -Yarı gaflet, yarı imanda olanlar yani gaflet ve iman arasında mekik dokudukları için,. —İmanlı olanlar İmanlarının devamlılığı için, Her üç kesim de Ramazan eğitimine muhtaçlar. Yola çıkmayanlar, yolda olanlar ve zümrüde kavuşmuşların hepsi Ramazan ayı ile o zirveye çıkabilir ve orada durabilirler. Ve o zirvede durup en yüksek yerden tüm yeryüzüne bakıyorsunuz. Elinizdeki zümrütten başka her şeyin küçük olduğunu görüyorsunuz. Meğer her şey ne kadar küçük ve haykırıyorsunuz! “ Ey insanlar! En güzel hedef budur! Ve ben, ben bunu yapabiliyorsam, başarabiliyorsam, siz de, evet siz de bunu yapabilir, başarabilirsiniz. Yeter ki bu zirveden gözlerinizi ve gönüllerinizi ayırmayın. Buraya doğru yola çıkın. Haydi! Ne bekliyorsunuz, ne duruyorsunuz.?” İşte bu Ramazan ayı ile o zirveye bakmanızı ve gözlerinizi o zirveden ayırmamanızı diliyorum. Dilerim hepimiz oradan haykırmayı başarırız! Vesselam! |
| Zeynep Işık |
| Bu yazı 182 kez okundu. |
Tefekkür Dergisi